Kamu alacağı, ödeme emrine karşı açılan davada haksız çıkma, zamlı tahsiline yönelik kuralın iptali
Kamu alacağı, ödeme emrine karşı açılan davada haksız çıkma, zamlı tahsiline yönelik kuralın iptali
Itiraz Konusu Kural
Itiraz konusu kuralda; kamu alacagina iliskin borcuna itiraz eden borçlunun bu itirazinda tamamen veya kismen haksiz çikmasi durumunda hakkindaki itirazin reddedildigi miktardaki kamu alacaginin %10 zamla tahsil edilecegi öngörülmektedir.
Basvuru Gerekçesi
Basvuru kararinda özetle; ödeme emrinde yer alan kamu alacaginin asli ile buna bagli ceza ve faiz yaninda ödeme emrine karsi açilan davanin reddi nedeniyle haksiz çikma zammi istenilmesinin kamu borçlusu açisindan agir bir külfet hâline dönüstügü, bu durumun hak arama özgürlügüne ölçüsüz bir müdahale niteligi tasidigi, vergilere karsi dava açilmasinin tahsilat islemlerini durdurdugu ve mahkeme tarafindan davanin reddedilmesi hâlinde ödeme emrinin düzenlendigi, buna karsilik dava açilmakla tahsil islemleri durmayan vergi disinda kalan kamu alacaklari yönünden ihbarnameye karsi açilan davanin sonucu beklenmeden ödeme emrinin düzenlendigi, bu itibarla ihbarnamenin iptali talebine iliskin olarak verilmis bir karar bulunmaksizin ödeme emrine karsi dava açmak durumunda kalindigi, bunun vergiden kaynaklanan alacaklar ile diger kamu alacaklari arasinda esitsizlige neden oldugu belirtilerek kuralin Anayasa’ya aykiri oldugu ileri sürülmüstür.
Mahkemenin Degerlendirmesi
Itiraz konusu kuralda kimden, hangi durumda ve ne oranda tahsilat yapilacagi hususunun herhangi bir tereddüde yer vermeyecek biçimde açik ve net olarak düzenlendigi gözetildiginde kuralin belirli, ulasilabilir ve öngörülebilir nitelikte oldugu ve bu yönüyle kanunilik sartini tasidigi anlasilmistir.
Kamu alacaklarinin zamaninda ve eksiksiz tahsili kamu hizmetlerinin, dolayisiyla devlete yüklenen ödevlerin yerine getirilmesi ve böylece kamu yararinin saglanmasi için elzemdir. Kuralla ödeme emrine karsi açilan davada tamamen veya kismen haksiz çikan borçludan, hakkindaki itirazin reddolundugu miktardaki kamu alacaginin %10 zamla tahsil edilmesi öngörülmüstür. Böylece kuralla gereksiz yere dava açilmasini zorlastirmak suretiyle kamu alacaginin tahsilinin sürüncemede birakilmasinin önlenmesi seklindeki kamu yararinin amaçlandigi anlasilmistir. Ancak kuralin Anayasa’ya aykiri olmadiginin söylenebilmesi için kuralla getirilen sinirlamanin anayasal baglamda mesru bir amaca dayanmasi yeterli olmayip müdahalenin anilan mesru amaç bakimindan elverisli, gerekli ve orantili olmasi gerekmektedir.
Yürütmenin durdurulmasina karar verilmedigi sürece ödeme emrine karsi dava açilmasi tahsil islemlerini durdurmadigindan ve idare kamu alacaginin tahsili islemlerine devam ettiginden bu dava alacagin tahsili açisindan geciktirici veya zorlastirici bir etki dogurmaz. Bu itibarla ödeme emrine karsi dava açilmasini caydirici nitelikteki kuralin tahsilati hizlandirma etkisi dolayli ve sinirlidir. Böylece kuralin gereksiz yere dava açilmasinin zorlastirilmasi suretiyle kamu alacaginin tahsilinin sürüncemede birakilmamasi seklindeki amacin gerçeklestirilmesi için elverisli olmadigi sonucuna varilmistir. Bunun yani sira tarh islemine karsi açilan dava henüz kesinlesmeden bu tarhiyattan kaynaklanan kamu alacagi için ödeme emri düzenlenebilir. Kamu alacaginin dayanagi tarh islemine iliskin yargisal süreç devam etmekte iken ödeme emrine karsi dava açilmasinin, ödeme emri içerigi kamu alacaginin %10’u oraninda zamli olarak tahsili yoluyla önlenmeye çalisilmasinin son çare ve dolayisiyla hakka en az müdahale teskil eden araç oldugunun söylenmesi güçtür. Bu yönüyle kural, gereklilik ölçütünü de karsilamamaktadir.
Kuralda haksiz çikma zamminin hesaplanmasi açisindan tutar olarak ya da borcun aslina oranla bir üst sinir öngörülmemistir. Bu baglamda haksiz çikma zamminin hesaplanmasinda borcun asli ve ferîleri birlikte degerlendirildiginden ferî alacaklarin tutarina göre kamu borçlulari, kamu alacaginin aslina kiyasla önemli bir tutarda haksiz çikma zammi ödemek durumunda kalabilirler. Ayrica kural mahkemelerin somut durumun özelliklerini degerlendirmesini saglamamakta ve hâkime herhangi bir takdir yetkisi de tanimamaktadir.
Bu kapsamda gereksiz yere dava açilmasini zorlastirmak suretiyle kamu alacaginin tahsilinin sürüncemede birakilmasinin önlenmesine yönelik kamusal yarar ile kamu borçlularina yüklenen külfet arasinda orantisizlik bulunmaktadir. Bu itibarla kuralin mülkiyet hakkina ölçüsüz bir sinirlama getirdigi sonucuna ulasilmistir.
Öte yandan ödeme emrinin iptali istemiyle açilan davanin reddedilmesi durumunda borcun %10 zamla birlikte tahsil edilecek olmasi nedeniyle kural, hak arama özgürlügünü de sinirlamaktadir. Bu yönüyle yargi yoluna basvurmayi zorlastirmasi ve caydirmasi nedeniyle hak arama özgürlügünü sinirlayan kuralin Anayasa’nin 13. maddesi yönünden de incelenmesi gerekir. Bu baglamda mülkiyet hakki yönünden ölçülülük ilkesi açisindan yapilan degerlendirmeler hak arama özgürlügü yönünden de geçerlidir.
Anayasa Mahkemesi açiklanan gerekçelerle kuralin Anayasa’ya aykiri olduguna ve iptaline karar vermistir.
—
ANAYASA MAHKEMESI KARARI
Esas Sayisi:2021/119
Karar Sayisi:2022/48
Karar Tarihi:21/4/2022
R.G. Tarih – Sayi:2/8/2022 – 31911
ITIRAZ YOLUNA BASVURAN: Samsun Bölge Idare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi
ITIRAZIN KONUSU: 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayili Amme Alacaklarinin Tahsil Usulü Hakkinda Kanun’un 58. maddesinin besinci fikrasinin Anayasa’nin 2., 13., 36. ve 125. maddelerine aykiriligi ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Ödeme emrine karsi açilan davanin reddi nedeniyle tahakkuk ettirilen haksiz çikma zamminin iptali talebiyle açilan davada itiraz konusu kuralin Anayasa’ya aykiri oldugu kanisina varan Mahkeme, iptali için basvurmustur.
I. IPTALI ISTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralin da yer aldigi 58. maddesi söyledir:
“Ödeme emrine itiraz:
Madde 58- Kendisine ödeme emri teblig olunan sahis, böyle bir borcu olmadigi veya kismen ödedigi veya zamanasimina ugradigi hakkinda teblig tarihinden itibaren 15 gün içinde alacakli tahsil dairesine ait itiraz islerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. Itirazin sekli, incelenmesi ve itiraz incelemelerinin iadesi hususlarinda Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur.
Borcun bir kismina itiraz eden borçlunun o kismin cihet ve miktarini açikça göstermesi lazimdir, aksi halde itiraz edilmemis sayilir.
(Mülga üçüncü fikra: 28/1/2010-5951/1 md.)
Itiraz komisyonu bu itirazlari en geç 7 gün içinde karara baglamak mecburiyetindedir.
Itirazinda tamamen veya kismen haksiz çikan borçludan, hakkindaki itirazin reddolundugu miktardaki amme alacagi % 10 zamla tahsil edilir.
Itiraz komisyonlarinin bu konudaki kararlari kesindir.
Borcun tamamina bu madde geregince vaki itirazlarin tamamen veya kismen reddi halinde, borçlu ret kararinin kendisine tebligi tarihinden itibaren 15 gün içinde mal bildiriminde bulunmak mecburiyetindedir.
Borcun bir kismina karsi bu madde geregince vaki itirazlar mal bildiriminde bulunma müddetini uzatamaz.”
II. ILK INCELEME
1. Anayasa Mahkemesi Içtüzügü hükümleri uyarinca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, M. Emin KUZ, Ridvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Sevki HAKYEMEZ, Yildiz SEFERINOGLU, Selahaddin MENTES, Basri BAGCI ve Irfan FIDAN’in katilimlariyla 11/11/2021 tarihinde yapilan ilk inceleme toplantisinda dosyada eksiklik bulunmadigindan isin esasinin incelenmesine OYBIRLIGIYLE karar verilmistir.
III. ESASIN INCELENMESI
2. Basvuru karari ve ekleri, Raportör Murat ÖZDEN tarafindan hazirlanan isin esasina iliskin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanilan Anayasa kurallari ve bunlarin gerekçeleri ile diger yasama belgeleri okunup incelendikten sonra geregi görüsülüp düsünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
3. 6183 sayili Kanun’un 1. maddesine göre kamu alacaklari, devlete ve diger kamu tüzel kisilerine ait vergi, resim, harç, yargilama masrafi, vergi cezasi, para cezasi, gecikme zammi ve gecikme faizi gibi alacaklardir.
4. Anilan Kanun’un 37. maddesine göre kamu alacaklari özel kanunlari uyarinca belirlenen zamanlarda ödenir. Özel kanunlarinda ödeme zamani tespit edilmemis kamu alacaklari Hazine ve Maliye Bakanliginca düzenlenecek usule göre yapilacak tebligden itibaren bir ay içinde ödenir. Bu ödeme süresinin son günü kamu alacaginin vadesi günüdür.
5. Kanun’un 55. maddesinde kamu alacagini vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarini ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmalari gerektigini belirten bir ödeme emrinin teblig olunacagi hükme baglanmistir.
6. Kanun’un 58. maddesinde ise kendisine ödeme emri teblig olunan kisinin böyle bir borcu olmadigi veya kismen ödedigi ya da zamanasimina ugradigi iddiasiyla teblig tarihinden itibaren 15 gün içinde dava açabilecegi öngörülmüstür.
7. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayili Idari Yargilama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin (1) numarali fikrasinda dava açilmasinin idari islemin yürütülmesini durdurmayacagi belirtildiginden ödeme emrine karsi dava açilmasi tahsil islemlerini durdurmaz ancak mahkemeden yürütmenin durdurulmasina karar vermesi talep edilebilir.
8. Ayni maddenin (4) numarali fikrasina göre ise vergi mahkemelerinde vergi uyusmazliklarindan dogan davalarin açilmasi, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlülüklerin ve bunlarin zam ve cezalarinin dava konusu edilen bölümünün tahsil islemlerini durdurur. Ancak islemden kaldirilan vergi davasi dosyalarinda tahsil islemi devam eder. Bu sekilde islemden kaldirilan dosyanin yeniden isleme konulmasi ile ihtirazi kayitla verilen beyannameler üzerine yapilan islemlerle tahsilat islemlerinden dolayi açilan davalar tahsil islemini durdurmaz.
9. Itiraz konusu kural ise borcuna itiraz eden borçlunun bu itirazinda tamamen veya kismen haksiz çikmasi durumunda hakkindaki itirazin reddedildigi miktardaki kamu alacaginin %10 zamla tahsil edilecegini öngörmektedir. Bu itibarla herhangi bir kamu alacagina iliskin ödeme emrinin tebligi üzerine borçlu tarafindan bu meblag aleyhine dava açilip kismen ya da tamamen davanin reddi durumunda borçlu, reddedilen meblagin %10’u tutarinda haksiz çikma zammi ödemekle yükümlü olacaktir.
B. Itirazin Gerekçesi
10. Basvuru kararinda özetle; ödeme emrinde yer alan kamu alacaginin asli ile buna bagli ceza ve faiz yaninda ödeme emrine karsi açilan davanin reddi nedeniyle haksiz çikma zammi istenilmesinin kamu borçlusu açisindan agir bir külfet hâline dönüstügü, bu durumun hak arama özgürlügüne ölçüsüz bir müdahale niteligi tasidigi, vergilere karsi dava açilmasinin tahsilat islemlerini durdurdugu ve mahkeme tarafindan davanin reddedilmesi hâlinde ödeme emrinin düzenlendigi, buna karsilik dava açilmakla tahsil islemleri durmayan vergi disinda kalan kamu alacaklari yönünden ihbarnameye karsi açilan davanin sonucu beklenmeden ödeme emrinin düzenlendigi, bu itibarla ihbarnamenin iptali talebine iliskin olarak verilmis bir karar bulunmaksizin ödeme emrine karsi dava açmak durumunda kalindigi, bunun vergiden kaynaklanan alacaklar ile diger kamu alacaklari arasinda esitsizlige neden oldugu belirtilerek kuralin Anayasa’nin 2., 13., 36. ve 125. maddelerine aykiri oldugu ileri sürülmüstür.
C. Anayasa’ya Aykirilik Sorunu
11. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayili Anayasa Mahkemesinin Kurulusu ve Yargilama Usulleri Hakkinda Kanun’un 43. maddesi uyarinca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nin 35. maddesi yönünden de incelenmistir.
12. Anayasa’nin 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarina sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yarari amaciyla, kanunla sinirlanabilir./ Mülkiyet hakkinin kullanilmasi toplum yararina aykiri olamaz.” denilmektedir. Anayasa’nin anilan maddesiyle güvenceye baglanan mülkiyet hakki, ekonomik deger ifade eden ve parayla degerlendirilebilen her türlü mal varligi hakkini kapsamaktadir.
13. Mülkiyet hakki; kisiye baskasinin hakkina zarar vermemek ve kanunlarin koydugu sinirlamalara uymak sartiyla sahibi oldugu seyi diledigi gibi kullanma, semerelerinden yararlanma ve üzerinde tasarruf etme imkâni veren bir haktir. Bu baglamda malikin mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin kisitlanmasi veya mülkünden yoksun birakilmasi mülkiyet hakkina getirilmis bir sinirlama niteligindedir (AYM, E.2017/21, K.2020/77, 24/12/2020, s 137).
14. Itiraz konusu kural, borca itiraz eden borçlunun bu itirazinda tamamen veya kismen haksiz çikmasi durumunda hakkindaki itirazin reddedildigi miktardaki kamu alacaginin %10 zamla tahsil edilecegini öngörmek suretiyle borçlunun mal varliginda azalmaya sebep oldugundan mülkiyet hakkina yönelik bir sinirlama olusturmaktadir.
15. Anayasa’nin 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksizin yalnizca Anayasanin ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bagli olarak ve ancak kanunla sinirlanabilir. Bu sinirlamalar, Anayasanin sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykiri olamaz.” denilmektedir. Buna göre temel hak ve özgürlüklere sinirlama getiren düzenlemelerin kanunla yapilmasi, Anayasa’da öngörülen sinirlama sebebine uygun ve ölçülü olmasi gerekir.
16. Mülkiyet hakkini sinirlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin seklen var olmasi yeterli olmayip yasal kurallarin keyfîlige izin vermeyecek sekilde belirli, ulasilabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliginde olmasi gerekir.
17. Esasen temel hak ve özgürlükleri sinirlayan kanunun bu niteliklere sahip olmasi Anayasa’nin 2. maddesinde güvenceye alinan hukuk devleti ilkesinin de bir geregidir. Hukuk devletinde kanuni düzenlemelerin hem kisiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuskuya yer vermeyecek sekilde açik, net, anlasilir, uygulanabilir ve nesnel olmasi, ayrica kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarina karsi koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunmasi gereken bu nitelikler hukuki güvenligin saglanmasi bakimindan da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarinin öngörülebilir olmasini, bireylerin tüm eylem ve islemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçinmasini gerekli kilar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, ss 153, 154). Dolayisiyla Anayasa’nin 13. maddesinde sinirlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nin 2. maddesinde güvenceye alinan hukuk devleti ilkesi isiginda yorumlanmalidir.
18. Itiraz konusu kuralda kimden, hangi durumda ve ne oranda tahsilat yapilacagi hususunun herhangi bir tereddüde yer vermeyecek biçimde açik ve net olarak düzenlendigi gözetildiginde kuralin belirli, ulasilabilir ve öngörülebilir nitelikte oldugu ve bu yönüyle kanunilik sartini tasidigi anlasilmaktadir.
19. Anayasa’nin 35. maddesinin ikinci fikrasinda mülkiyet hakkinin kamu yarari amaciyla sinirlanabilecegi belirtilmistir.
20. Kamu alacaklarinin zamaninda ve eksiksiz tahsili kamu hizmetlerinin, dolayisiyla devlete yüklenen ödevlerin yerine getirilmesi ve böylece kamu yararinin saglanmasi için elzemdir (AYM, E.2019/16, K.2019/15, 14/3/2019, §§ 21, 22).
21. Kuralla ödeme emrine karsi açilan davada tamamen veya kismen haksiz çikan borçludan, hakkindaki itirazin reddolundugu miktardaki kamu alacaginin %10 zamla tahsil edilmesi öngörülmektedir. Böylece kuralla gereksiz yere dava açilmasini zorlastirmak suretiyle kamu alacaginin tahsilinin sürüncemede birakilmasinin önlenmesi seklindeki kamu yararinin amaçlandigi anlasilmaktadir. Ancak kuralin Anayasa’ya aykiri olmadiginin söylenebilmesi için kuralla getirilen sinirlamanin anayasal baglamda mesru bir amaca dayanmasi yeterli olmayip ölçülü olmasi da gerekir.
22. Anayasa’nin 13. maddesinde güvence altina alinan ölçülülük ilkesi elverislilik, gereklilik ve orantililik olmak üzere üç alt ilkeden olusmaktadir. Elverislilik öngörülen sinirlamanin ulasilmak istenen amaci gerçeklestirmeye elverisli olmasini, gereklilik ulasilmak istenen amaç bakimindan sinirlamanin zorunlu olmasini, diger bir ifadeyle ayni amaca daha hafif bir sinirlama ile ulasilmasinin mümkün olmamasini, orantililik ise hakka getirilen sinirlama ile ulasilmak istenen amaç arasinda makul bir dengenin gözetilmesi gerekliligini ifade etmektedir.
23. Kuralda ödeme emrine karsi açilan davada haksiz çikilan kismin %10 zamla tahsili öngörülmektedir. Bu yönüyle kural mahkemece davanin reddedilmesi durumunda kamu borçlulari için ödeme emrinde yer alan borcun %10’u oraninda ek bir mali külfet getirmektedir.
24. Ödeme emrine karsi dava açilmasi kural olarak tahsil islemlerini durdurmamaktadir. Bu nedenle yürütmenin durdurulmasi karari verilmedigi sürece ödeme emrinin tebligi üzerine haciz veya haczedilen mallarin paraya çevrilmesi gibi cebrî icra islemleri devam eder. Bu itibarla dava açilmasi, tahsilatin gecikmesine veya aksamasina neden olmamaktadir.
25. Ödeme emrine karsi açilacak davada islemin yürütmesinin durdurulmasi ise istisnai bir durumdur. 2577 sayili Kanun’un 27. maddesi uyarinca yürütmenin durdurulmasi için islemin açikça hukuka aykiri olmasi ve islemin uygulanmasi hâlinde telafisi güç veya imkânsiz zararlarin dogacak olmasi gerekir. Ayrica mahkemece gerektiginde teminat aranmaksizin islemin yürütmesinin durdurulmasina karar verilebilse de kural olarak bu karar teminat karsiliginda verilir.
26. Dolayisiyla ödeme emrine karsi dava açilmis olmasi tahsilat islemlerini durdurmadigindan kamu alacaginin tahsilinin gecikmesi söz konusu olmadigi gibi, bir zarar da olusmaz. Ödeme emrine karsi açilan davada yürütmenin durdurulmasi durumunda da gecikme zammi borcun vade tarihi ile ödeme tarihi arasindaki dönem için uygulandigindan tahsilatin gecikmesinden kaynaklanan zararlar karsilanmis olmaktadir.
27. Yürütmenin durdurulmasina karar verilmedigi sürece ödeme emrine karsi dava açilmasi tahsil islemlerini durdurmadigindan ve idare kamu alacaginin tahsili islemlerine devam ettiginden, bu dava alacagin tahsili açisindan geciktirici veya zorlastirici bir etki dogurmaz. Bu itibarla ödeme emrine karsi dava açilmasini caydirici nitelikteki kuralin tahsilati hizlandirma etkisi dolayli ve sinirlidir. Böylece kuralin, gereksiz yere dava açilmasinin zorlastirilmasi suretiyle kamu alacaginin tahsilinin sürüncemede birakilmamasi seklindeki amacin gerçeklestirilmesi için elverisli olmadigi sonucuna varilmistir.
28. Bunun yani sira tarh islemine karsi açilan dava henüz kesinlesmeden bu tarhiyattan kaynaklanan kamu alacagi için ödeme emri düzenlenebilir. Kamu alacaginin dayanagi tarh islemine iliskin yargisal süreç devam etmekte iken ödeme emrine karsi dava açilmasinin, ödeme emri içerigi kamu alacaginin %10’u oraninda zamli olarak tahsili yoluyla önlenmeye çalisilmasinin son çare ve dolayisiyla hakka en az müdahale teskil eden araç oldugunun söylenmesi güçtür. Bu yönüyle kural gereklilik ölçütünü de karsilamamaktadir.
29. Kuralda haksiz çikma zamminin hesaplanmasi açisindan tutar olarak ya da borcun aslina oranla bir üst sinir öngörülmemistir. Bu baglamda haksiz çikma zamminin hesaplanmasinda borcun asli ve ferîleri birlikte degerlendirildiginden ferî alacaklarin tutarina göre kamu borçlulari, kamu alacaginin aslina kiyasla önemli bir tutarda haksiz çikma zammi ödemek durumunda kalabilirler. Ayrica kural mahkemelerin somut durumun özelliklerini degerlendirmesini saglamamakta ve hâkime herhangi bir takdir yetkisi de taninmamaktadir.
30. Bu kapsamda, gereksiz yere dava açilmasini zorlastirmak suretiyle kamu alacaginin tahsilinin sürüncemede birakilmasinin önlenmesine yönelik kamusal yarar ile kamu borçlularina yüklenen külfet arasinda orantisizlik bulunmaktadir. Bu itibarla kuralin mülkiyet hakkina ölçüsüz bir sinirlama getirdigi sonucuna ulasilmistir.
31. Öte yandan ödeme emrinin iptali istemiyle açilan davanin reddedilmesi durumunda borcun %10 zamla birlikte tahsil edilecek olmasi nedeniyle kural hak arama özgürlügünü de sinirlamaktadir.
32. Anayasa’nin 36. maddesinin birinci fikrasinda “Herkes, mesru vasita ve yollardan faydalanmak suretiyle yargi mercileri önünde davaci veya davali olarak iddia ve savunma ile adil yargilanma hakkina sahiptir” denilmektedir.
33. Hak arama özgürlügünün temel unsurlarindan biri mahkemeye erisim hakkidir. Mahkemeye erisim hakki, hukuki bir uyusmazligin bu konuda karar verme yetkisine sahip bir mahkeme önüne götürülmesi hakkini da kapsar. Kisinin ugradigi bir haksizliga veya zarara karsi kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldigi haksiz bir uygulama veya isleme karsi hakliligini ileri sürüp kanitlayabilmesinin, zararini giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargi mercileri önünde dava hakkini kullanabilmesidir. Kisilere yargi mercileri önünde dava hakki taninmasi hak arama özgürlügünün ön kosulunu olusturur (AYM, E.2018/99, K.2021/14, 3/3/2021, § 21).
34. Anayasa’nin 36. maddesinde hak arama özgürlügü için herhangi bir sinirlama nedeni öngörülmemis olmakla birlikte özel sinirlama nedeni öngörülmemis haklarin da o hakkin dogasindan kaynaklanan bazi sinirlarinin bulundugu kabul edilmektedir. Öte yandan Anayasa’nin baska maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevler, özel sinirlama sebebi gösterilmemis hak ve özgürlüklere sinir teskil edebilir (AYM, E.2018/99, K.2021/14, 3/3/2021, § 24).
35. Anayasa’nin 5. maddesine göre kisilerin ve toplumun refah, huzur ve mutlulugunu saglamak devletin temel amaç ve görevlerindendir. Bunu gerçeklestirmek için devlet asayis, adalet, saglik, egitim, bayindirlik gibi birçok faaliyetlerde bulunmaktadir. Ancak bu faaliyetlerin düzenli ve sürekli yürütümü için kamu gelirlerinin zamaninda ve eksiksiz tahsili gerekir. Bu kapsamda kural da, gereksiz dava açilmasinin zorlastirilmasi suretiyle kamu alacaklarinin tahsilinin sürüncemede birakilmamasi sayesinde kamu hizmetlerinin, dolayisiyla devlete yüklenen ödevlerin yerine getirilmesini amaçlamaktadir.
36. Anayasa Mahkemesi 3/2/2011 tarihli ve E.2009/83, K.2011/29 sayili karariyla ödeme emrinin sebebini olusturan islemlere karsi dava açilmasinin önünde bir engel bulunmadigi, ödeme emrine karsi dava yargi yolunun kapatilmadigi, mahkemelerin ödeme emrine karsi açilan davayi inceleyerek gerekli kararlari vermekten alikonulmadigi gerekçesiyle haksiz çikma zamminin hak arama özgürlügüne aykiri olmadigina karar vermistir. Ancak Anayasa Mahkemesi sonraki kararlarinda yargi yoluna basvurmayi önemli ölçüde zorlastirici ve caydirici kurallarin hak arama özgürlügünü sinirladigi sonucuna varmistir (AYM, E.2013/40, K.2013/139, 28/11/2013; Yildiz Eker, [GK], B. No: 2015/18872, 22/11/2018, §§ 54-57). Anayasa Mahkemesi açtigi ihalenin feshi davasi reddedildigi için ihale bedelinin %10’u oraninda para cezasi ödemeye mahkûm edilen basvurucunun mahkemeye erisim hakkinin ihlal edildigi sonucuna ulasirken söz konusu hükümde herhangi bir üst sinir öngörülmemesine, derece mahkemelerinin somut durumun özelliklerini gözönünde tutmasini temin edecek bir esnekligin saglanmamasina ve hâkime herhangi bir takdir yetkisi taninmamasina da vurgu yapmistir (Yildiz Eker, §§ 68-77).
37. Bu yönüyle yargi yoluna basvurmayi zorlastirmasi ve caydirmasi nedeniyle hak arama özgürlügünü sinirlayan kuralin Anayasa’nin 13. maddesi yönünden de incelenmesi gerekir. Bu baglamda mülkiyet hakki yönünden ölçülülük ilkesi açisindan yapilan degerlendirmeler hak arama özgürlügü yönünden de geçerlidir.
38. Açiklanan nedenle kural Anayasa’nin 13., 35. ve 36. maddelerine aykiridir. Iptali gerekir.
Kadir ÖZKAYA, Hicabi DURSUN, Recai AKYEL, Basri BAGCI ve Irfan FIDAN bu görüse katilmamislardir.
Kuralin Anayasa’nin 2. maddesine de aykiri oldugu ileri sürülmüs ise de bu baglamda belirtilen hususlarin Anayasa’nin 13., 35. ve 36. maddeleri yönünden yapilan degerlendirmeler kapsaminda ele alinmis olmasi nedeniyle Anayasa’nin 2. maddesi yönünden ayrica bir inceleme yapilmasina gerek görülmemistir.
Kural, Anayasa’nin 13., 35. ve 36. maddelerine aykiri görülerek iptal edildiginden ayrica Anayasa’nin 125. maddesi yönünden incelenmemistir.
IV. HÜKÜM
21/7/1953 tarihli ve 6183 sayili Amme Alacaklarinin Tahsil Usulü Hakkinda Kanun’un 58. maddesinin besinci fikrasinin Anayasa’ya aykiri olduguna ve IPTALINE, Kadir ÖZKAYA, Hicabi DURSUN, Recai AKYEL, Basri BAGCI ile Irfan FIDAN’in karsioylari ve OYÇOKLUGUYLA 21/4/2022 tarihinde karar verildi.
Baskan
Zühtü ARSLAN
Baskanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Baskanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Ridvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Sevki HAKYEMEZ
Üye
Yildiz SEFERINOGLU
Üye
Selahaddin MENTES
Üye
Basri BAGCI
Üye
Irfan FIDAN
Üye
Kenan YASAR
KARSI OY
1. Itiraz konusu kuralda, kamu alacagi ile ilgili olarak kendisine ödeme emri teblig edilen borçlunun, ödeme emri kapsami borca itirazinda tamamen veya kismen haksiz çikmasi hâlinde hakkindaki itirazi reddedilen miktardaki kamu alacaginin %10 zamla tahsil edilecegi öngörülmektedir.
2. 6183 sayili Kanun’un 1. maddesine göre kamu alacaklari, Devlete ve diger kamu tüzel kisilerine ait vergi, resim, harç, mahkeme masrafi, vergi cezasi, para cezasi, gecikme zammi ve gecikme faizi gibi alacaklardir. Kamu alacaklari kamu hizmetlerinin ifasinda kullanildigindan, bu alacaklarin tahsiline öncelik ve ayricalik taninmistir. 6183 sayili Kanun’un esasi, vergiler basta olmak üzere, kamu alacagini güvence altina almak ve ödenmedigi takdirde kamu alacagini zora dayanarak Devlet gücü ve memurlari eliyle tahsil etmektir. Itiraz konusu kural da kamu alacaginin sürüncemede kalmasini önleyerek mümkün oldugu ölçüde kisa sürede tahsilini saglamaya yöneliktir. (Anayasa Mahkemesi’nin 03.02.2011 günlü ve E: 2009 – 83; K: 2011 – 29 sayili Karari)
3. Kamu alacagini ödemekle yükümlü olan borçlunun, bu alacak ile ilgili ödeme emri çikartilmasi asamasina gelinmeden önceki asamalarda, alacagin esasina (dogumuna/tarh ve tahakkukuna) iliskin olarak yargi mercilerine basvurma hakki bulunmaktadir.
4. Özel Kanunlarinda hüküm bulunan hâllerde ödeme vadesinde, yoksa 6183 sayili Kanun’un 37. maddesine göre tebliginden itibaren bir aylik süre içinde yargi yerlerine basvurarak kamu alacaginin esasi (dogus/tarh ve tahakkuk süreci) dava konusu edilebilecektir. Böylece, kamu alacaginin esasina (dogumuna/tarh ve tahakkukuna) iliskin hukuki sakatlikla ilgili tüm iddialar borçlunun talep etmesi hâlinde yargi denetiminden geçecektir. Netice itibariyla da ödeme emrine konu kamu alacaginin dogum süreci yargi denetiminden geçtigi ya da borçlu dava yoluna gitmeye gerek görmedigi için itirazsiz olarak kesinlesmis oldugu için 6183 sayili Kanun kapsamina dâhil olacaktir. (Anayasa Mahkemesi’nin 03.02.2011 günlü ve E: 2009 – 83; K: 2011 – 29 sayili Karari)
5. 6183 sayili Kanun’un kapsamina girdikten sonra ödeme emri ile istenilmesi durumunda ise Kanun’un 58. maddesinin birinci fikrasina göre bu asamada ödeme emrine itiraz hâlinde mahkeme davayi sirf tahsile iliskin olarak, böyle bir borcun olmadigi, borcun kismen ödendigi ve borcun zamanasimina ugradigi nedenleriyle sinirli olarak inceleyebilecektir.
6. Bireylerin idarenin faaliyetlerine karsi korunmasi, adaletin saglanmasi ve hukuk devleti ilkesinin geçerli olabilmesi için idarenin her türlü eylem ve islemlerinin yargi denetimine tâbi olmasi gerekmektedir. Itiraz konusu kural ile ödeme emrine karsi itirazin reddi durumunda haksiz çikma tazminati kosulu bulunmakla birlikte idarenin yapmis oldugu islemler yargi denetimi kapsamindadir. Yukarida deginildigi üzere kamu borçlusu ödeme emrinin tebliginden önce kamu alacaginin esasi hakkinda yargi yoluna basvurabilecegi gibi, itiraz konusu kural geregince ödeme emrinin tebliginden sonra da tahsile iliskin olarak dava açabilme imkânina sahiptir. Ayrica, kisilerin davaci veya davali olarak, yargi mercileri önünde sahip olduklari anayasal haklar engellenmemis; idari bir islem niteliginde olan kamu alacagi ile ilgili ödeme emrine karsi yargi yolu kapatilmamis; mahkemeler, bu islemlerle ilgili açilmis olan davalari inceleyerek gerekli kararlari vermekten alikonulmamistir. Kamu alacaklari için özel bir takip ve tahsil yöntemi içeren 6183 sayili Kanun’un öngördügü süratli ve etkin takip ve tahsilati saglamaya yönelik olan kuralin hak arama özgürlügünü engelleyen, mülkiyet hakkini ihlal eden bir yönü de bulunmamaktadir. Kural Anayasa’ya aykiri degildir. Iptal isteminin reddi gerekir. (Anayasa Mahkemesi’nin 03.02.2011 günlü ve E: 2009 – 83; K: 2011 – 29 sayili Karari)
7. Açilanan nedenlerle Mahkememiz çogunlugunun görüsüne dayali iptal kararina istirak edemedik.
Baskanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Recai AKYEL
Üye
Basri BAGCI
Üye
Irfan FIDAN
Karsi Oy Yazisi
Mahkememiz çogunlugunca 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayili Amme Alacaklarinin Tahsil Usulü Hakkinda Kanun’un 58. Maddesi besinci fikrasinin Anayasaya aykiri bulunarak iptaline karar verilmistir.
Ayni kural ile ilgili olarak mahkememiz tarafindan 03.02.2011 tarihinde verilen 2009/83 esas sayili red kararinda yazili gerekçeleri benimsedigimden, iptal yönündeki çogunluk görüsüne katilmadim.
Üye
Hicabi DURSUN
