Anayasa Mahkemesinin İhlal Kararının Gereğinin Yerine Getirilmemesi, Hakkaniyete Uygun Yargılanma

Anayasa Mahkemesinin İhlal Kararının Gereğinin Yerine Getirilmemesi, Hakkaniyete Uygun Yargılanma

vioft2nnt8|2000BDFC6638|yunusbirbilen|tbl_sayfa|metin|0xfdff5190020000008501000001000700

12. Agir Ceza Mahkemesi basvurucunun diger saniklarla birlikte silahli terör örgütünün üst düzey sorumlusu oldugunun, birlikte örgüt adina aldiklari kararlar dogrultusunda eylemler yaptiginin saniklarin emniyet ve savcilik ifadeleri, Teshis ve Yer Gösterme Tutanaklari, yakalanan silah ve örgütsel dokümanlar ve dosyadaki diger tüm mevcut delillerden anlasildigini belirterek silahli terör örgütünün emir ve kumandayi haiz yöneticisi olarak anayasal düzeni zorla ortadan kaldirmaya tesebbüs etme suçundan neticeten müebbet hapis cezasi ile cezalandirilmasina karar vermistir. Bu hüküm Yargitay karariyla onanmistir.

Basvurucu yaptigi bireysel basvuruda genel olarak yargilamanin hakkaniyete uygun yürütülmedigini, gözaltinda avukata erisim imkânindan yararlandirilmadigi sirada baski altinda imzalanan ancak içerigi kabul edilmeyen ifadelere dayanilarak mahkûmiyetine karar verildigini ileri sürmüstür.

Anayasa Mahkemesi, kararinda basvurucunun müdafi yardimindan yararlanma hakkiyla baglantili olarak hakkaniyete uygun yargilanma hakkinin ihlal edildigine hükmetmistir. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararinin 12. Agir Ceza Mahkemesine gönderilmesi üzerine Mahkeme yargilamanin yenilenmesi amaci ile dosyayi talep bulunmaksizin ele almistir. Anilan Mahkemenin ek karariyla degerlendirme yapilmis ve dosya üzerinden yargilamanin yenilenmesi talebinin reddine karar verilmistir. Basvurucunun bu karara yaptigi itiraz 13. Agir Ceza Mahkemesi tarafindan dosya üzerinden yapilan inceleme sonucu kesin olarak reddedilmistir.

Iddialar

Basvurucu, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararinin gereginin yerine getirilmemesi nedeniyle müdafi yardimindan yararlanma hakkiyla baglantili olarak hakkaniyete uygun yargilanma hakkinin ihlal edildigini ileri sürmüstür.   

Mahkemenin Degerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi daha önce süphelilerin devlet güvenlik mahkemelerinin görev alanina giren suçlar yönünden müdafi yardimindan yararlandirilmamasinin mevzuattan kaynaklanan bir uygulama oldugunu tespit etmis ancak müdafi yardimindan yararlanma hakkinin sonradan telafi edilmedigi gerekçesiyle ihlal kararlari vermistir.

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararinda tespit edilen ihlallerin isin durumuna göre durusma yapmaksizin da giderilmesi mümkündür. Ancak somut olayda Anayasa Mahkemesinin ihlal kararinin gereklerinin yerine getirilmesi için ilk derece mahkemesinin öncelikle yargilamanin yenilenmesine ve ihlalin niteligi de dikkate alindiginda durusmanin açilmasina karar vermesi gerekir. Anayasa Mahkemesinin ihlal karari verip ihlalin ve sonuçlarinin ortadan kaldirilmasina hükmettigi bu gibi durumlarda ilgili yargisal merciler, ihlal kararinin niteligini dikkate alarak ihlali ve sonuçlarini ortadan kaldiracak sekilde hareket etmek zorundadir. Ancak ilk derece mahkemesi, basvurucunun sorusturma asamasinda kollukta alinan beyanindaki ikrarindan sarfinazar edilse dahi hükümde bir degisiklik olmayacagi, yakalanan diger sanigin yer göstermesi sonucu basvurucunun uzun namlulu silah ve örgüte ait dokümanlarla yakalanmis oldugu, basvurucunun kovusturma asamasinda tevilli ikrarda bulundugu gerekçeleriyle ve yasal yükümlülügüne aykiri biçimde yargilamanin yenilenmesi talebinin reddine karar vermistir.

Basvurucunun gözaltinda avukat yardimindan yararlanamamasi ve bu nedenle savunma hakkina verilen zararin yargilamanin bir bütün olarak adil olmasini engelleyip engellemediginin durusma açilmadan sorgulanmasi olanakli degildir. Sorusturma evresinde basvurucudan elde edilen ikrarin kötü muamele ve iskence altinda verilip verilmedigi, mahkûmiyet için delil olarak kullanilip kullanilmayacagi, teshis ve yer gösterme islemleri müdafi hazir bulunmaksizin gerçeklestirilen diger sanigin beyanlarinin hükme esas alinip alinamayacagi hususu da ancak yargilamanin yenilenmesine ve durusma açilmasina karar verilmesi ile mümkün olabilir.

Agir Ceza Mahkemesinin yargilamanin yenilenmesi istemini reddederken yaptigi yorumun Anayasa Mahkemesinin ihlal karariyla örtüsmedigi, ihlalin niteligi durusma açilmasini zorunlu kildigi hâlde Anayasa’nin 36. maddesinin gerektirdigi ölçüde ve özende olmadigi, dolayisiyla Anayasa Mahkemesinin basvurucu hakkindaki kararda tespit ettigi ihlalin ve sonuçlarinin derece mahkemelerince ortadan kaldirilmadigi anlasilmaktadir.

Anayasa Mahkemesi açiklanan gerekçelerle hakkaniyete uygun yargilanma hakkinin ihlal edildigine karar vermistir.

TÜRKIYE CUMHURIYETI

ANAYASA MAHKEMESI

 

 

BIRINCI BÖLÜM

 

KARAR

 

A.O. BASVURUSU (2)

(Basvuru Numarasi: 2019/2285)

 

Karar Tarihi: 15/3/2022

R.G. Tarih ve Sayi: 27/5/2022-31848

 

BIRINCI BÖLÜM

 

KARAR

 

Baskan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Muammer TOPAL

 

 

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Sevki HAKYEMEZ

 

 

Selahaddin MENTES

Raportör

:

Mehmet AKTEPE

Basvurucu

:

A. O.

Vekili

:

Av. Ümit SISLIGÜN

 

I. BASVURUNUN KONUSU

1. Basvuru, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararinin gereginin yerine getirilmemesi nedeniyle müdafi yardimindan yararlanma hakkiyla baglantili olarak hakkaniyete uygun yargilanma hakkinin ihlal edildigi iddiasina iliskindir.

II. BASVURU SÜRECI

2. Basvuru 14/1/2019 tarihinde yapilmistir.

3. Basvuru, basvuru formu ve eklerinin idari yönden yapilan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmustur.

4. Komisyonca basvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafindan yapilmasina karar verilmistir.

5. Bölüm Baskani tarafindan basvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapilmasina karar verilmistir.

6. Basvuru belgelerinin bir örnegi bilgi için Adalet Bakanligina (Bakanlik) gönderilmistir. Bakanlik, görüsünü bildirmistir.

7. Basvurucu, Bakanligin görüsüne karsi beyanda bulunmustur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Basvuru formu ve eklerinde ifade edildigi sekliyle ve Ulusal Yargi Agi Bilisim Sistemi (UYAP) araciligiyla erisilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle söyledir:

9. 13/3/1998 tarihinde kolluk görevlilerinin iki kisinin sokaktaki durumundan süphelenerek üzerilerinde arama yapilmasi sonucu bir tabanca, Türkiye Komünist Partisi/Marksist-Leninist ve Türkiye Isçi Köylü Kurtulus Ordusu (TKP/ML-TIKKO) silahli terör örgütüne ait bagis makbuzu ve pankart ele geçirilmistir. Bunun üzerine Istanbul Emniyet Müdürlügü Terörle Mücadele Subesi operasyon baslatmistir.

10. Anilan operasyon kapsaminda, yakalanan örgüt üyelerinin beyanlari ve yer göstermeleriyle birden çok örgüt üyesi yakalanmistir. Yakalanan diger saniklardan H.I., müdafii olmaksizin alinan kolluk ifadesinde Bra kod adli basvurucunun Anadolu Yakasi’nda kendisine bagli olarak faaliyet gösterdigini, basvurucuyla birlikte bir polis otosuna ates etme eylemini gerçeklestirdiklerini belirtmistir. H.I. savcilik ifadesinde emniyet ifadesini, Yer Gösterme, Yüzlestirme ve Teshis Tutanaklarini kabul etmedigini, P.A. isimli sahsin Kalasnikof marka silahi denedikten sonra saklamasi için basvurucuya verdigini beyan etmistir. H.I. mahkeme önündeki savunmasinda ise polisteki ifadesinin baski ve iskence yoluyla kendisine imzalatildigini, basvurucuya silah verdigini, doküman vermedigini ifade etmistir.

11. Müdafi hazir bulunmaksizin gerçeklestirilen yer göstermede diger sanik H.I.nin gösterdigi evde basvurucu ile bir baska sanik yakalanmistir. Müdafi hazir bulunmaksizin gerçeklestirilen bu yer gösterme islemi sonrasinda bir adet uzun namlulu silah, bir adet tabanca, bir adet biçak ve muhtelif yayinlar ele geçirilmistir. Bunun üzerine basvurucu 20/3/1998 tarihinde gözaltina alinmistir.

12. Basvurucunun gözaltina alindigi tarihten sonra düzenlenen Adli Tip Kurumu Baskanligi Istanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Sube Müdürlügü Adli Tabipliginin 25/3/1998 tarihli raporunda basvurucunun muayenesinde sag el parmaklarinda fonksiyon bozuklugu, sag omuz ve kolda subjektif agri tespit edildigi, Haseki Hastanesinden alinan 21/3/1998 tarihli raporda ve çekilen grafilerde ise herhangi bir bulgu saptanmadigi belirtilmistir.

13. Basvurucu, gözalti sirasinda müdafi yardimi olmaksizin verdigi ifadesinde; 1997 yilinda örgüte kazandirildigina ve örgütün Ümraniye 1 Mayis Mahallesi Semt Komitesinde görev aldigina, iki kisiden örgüt için vergilendirme adi altinda para toplamaya çalistigina, Ümraniye’deki polis otosuna silahla ates etme eylemine katildigina, yine Ümraniye’deki bir parti binasina ates ettigine iliskin suçlamalari kabul etmistir.

14. Sonrasinda DGM Cumhuriyet Bassavciliginda müdafi yardimi almaksizin verdigi ifadesinde basvurucu, kollukta baski altinda ifade verdigini, kendisine kötü muamelede bulunuldugunu ve buna iliskin adli rapor oldugunu, tutanaklari zorla imzaladigini, evde ele geçirilen silahlarin herhangi bir örgütle iliskisinin olmadigini belirterek hiçbir suçlamayi kabul etmedigini beyan etmis; kendisine kötü muamelede bulunan polisler hakkinda islem yapilmasini talep etmistir.

15. Basvurucu, müdafi yardimi aldigina iliskin bir bilgi içermeyen Sorgu Tutanagi uyarinca yapilan DGM’deki sorgusunda, kolluktaki ifadesini baski altinda verdigini belirterek kolluk ifadesini reddetmis; savcilik ifadesini ise kabul etmistir. Basvurucu 25/3/1998 tarihinde TKP/ML-TIKKO silahli terör örgütünün üyesi olma suçundan tutuklanmistir.

16. Istanbul DGM Cumhuriyet Bassavciliginin 1/5/1998 tarihli iddianamesiyle TKP/ML-TIKKO silahli terör örgütünün üyesi olma ve 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayili Atesli Silahlar ve Biçaklar ile Diger Aletler Hakkinda Kanun’a muhalefet etme suçlarindan basvurucu hakkinda kamu davasi açilmistir.

17. Basvurucu, kovusturma evresinde de kolluktaki ifadesinin baskiyla elde edildigini belirterek ifadesini kabul etmemistir.

18. Yargilama sirasinda basvurucunun da hazir bulundugu 26/2/2001 tarihli celsede beyanda bulunan magdur M.A., yolunu keserek para isteyen kisinin basvurucu olmadigini belirtmistir.

19. DGM’lerin kapatilmasinin ardindan yargilamanin devam edilen Istanbul 12. Agir Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250. madde ile görevli) 8/4/2009 tarihli karariyla basvurucunun örgütün sair efradi olma suçundan mahkûmiyetine karar verilmistir. Mahkûmiyet kararinda; sanigin emniyetteki samimi beyanlarinin, diger saniklarin bu ifadeyi dogrulayan beyanlarinin ve tüm dosya kapsaminin dikkate alindigi ifade edilmistir.

20. Yargitay 9. Ceza Dairesinin 8/6/2010 tarihli karariyla hüküm, örgüt adina vahamet arz eden olaylarin fiilen gerçeklestirildigi, dolayisiyla eylemlerin anayasal düzeni zorla ortadan kaldirmaya tesebbüs etme suçunu olusturdugunun gözetilmedigi gerekçesiyle basvurucu yönünden bozulmustur.

21. Istanbul 12. Agir Ceza Mahkemesi 30/4/2013 tarihli karariyla bozmaya uyarak basvurucunun diger saniklarla birlikte silahli terör örgütünün üst düzey sorumlusu oldugunun, birlikte örgüt adina aldiklari kararlar dogrultusunda eylemler yaptiginin saniklarin emniyet ve savcilik ifadeleri, Teshis ve Yer Gösterme Tutanaklarindan, yakalanan silah ve örgütsel dokümanlardan, dosyadaki diger tüm mevcut delillerden anlasildigini belirterek silahli terör örgütünün emir ve kumandaya sahip yöneticisi olarak anayasal düzeni zorla ortadan kaldirmaya tesebbüs etme suçundan neticeten müebbet hapis cezasi ile cezalandirilmasina, 6136 sayili Kanun’a muhalefet suçunun mahkûm edilen diger suçun bir unsurunu olusturmasi nedeniyle bu suçtan ayrica ceza tertibine yer olmadigina karar vermistir.

22. Yargitay 9. Ceza Dairesinin 15/5/2014 tarihli karariyla hüküm onanmistir.

23. Basvurucu 17/9/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel basvuruda bulunarak genel olarak yargilamanin hakkaniyete uygun yürütülmedigini, gözaltinda avukata erisim imkânindan yararlandirilmadigi sirada baski altinda imzalanan ancak içerigi kabul edilmeyen ifadelere dayanilarak mahkûmiyetine karar verildigini ileri sürmüstür.

24. Anayasa Mahkemesi, kararinda basvurucunun müdafi yardimindan yararlanma hakkiyla baglantili olarak hakkaniyete uygun yargilanma hakkinin (Ali Oguz, B. No: 2014/1550612/6/2018, §§ 38-42) ihlal edildigine hükmetmistir.

25. Anilan kararda; basvurucunun gözaltinda tutuldugu sirada DGM’lerin görev alanina giren suçlar yönünden kural olarak müdafi yardimindan yararlanmasinin ancak belli bir asamadan sonra mümkün oldugu, basvurucunun gözaltinda tutuldugu tarihlerde anilan mevzuatta gözalti süresinde avukata erisim imkâninin taninmadigi vurgulanmistir. Ayrica basvurucunun gözaltina alindiktan sonra ve emniyette tutuldugu sirada fiziki cebire ugradigina yönelik iddiasinin ciddiye alinmasini gerektiren adli tabip raporu bulundugunun, savcilik ifadesinden itibaren her asamada müdafi hazir bulunmaksizin alinan kolluk ifadesini baski altinda verdiginin ve bu ifadelerin içerigini kabul etmediginin alti çizilmistir. Son olarak basvurucunun gözaltinda müdafi olmaksizin elde edilen ifadesinin belirleyici biçimde hükme esas alindigi, hükme esas alinan diger sanigin teshis ve yer gösterme islemlerinin müdafisiz olarak gerçeklestirildigi ve sonraki asamalarda diger sanik tarafindan kabul edilmedigi, suça konu silahlar ve muhtelif yayinlarin müdafisiz olarak gerçeklestirilen bu yer gösterme islemi sonrasinda ele geçirildigi belirtilmistir. Dolayisiyla ileriki asamalarinda basvurucuya saglanan avukat yardimi ve yargilama usulünün diger güvencelerinin sorusturmanin basinda savunma hakkina verilen zarari gideremedigi, basvurucunun gözaltinda avukat yardimindan yararlanamamasi, bu nedenle savunma hakkina verilen zararin yargilamanin bir bütün olarak adil olmasini engelledigi, böylelikle müdafi yardimindan faydalanma hakkiyla baglantili olarak hakkaniyete uygun yargilanma hakkinin ihlal edildigi ifade edilmistir.

26. Anayasa Mahkemesi ayrica basvurucunun müdafi yardimindan faydalanma hakkiyla baglantili olarak hakkaniyete uygun yargilanma hakkinin ihlalinin sonuçlarinin ortadan kaldirilmasi için yeniden yargilama yapilmasinda hukuki yarar bulundugundan kararin bir örneginin yeniden yargilama yapilmak üzere ilgili mahkemesine gönderilmesine karar vermistir (Ali Oguz, s 46).

27. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararinin Istanbul 12. Agir Ceza Mahkemesine gönderilmesi üzerine Mahkeme, yargilamanin yenilenmesi amaci ile dosyayi talep bulunmaksizin ele almistir. Anilan Mahkemenin 4/9/2018 tarihli ek karariyla degerlendirme yapilmis ve dosya üzerinden yargilamanin yenilenmesi talebinin reddine karar verilmistir.

28. Agir Ceza Mahkemesi kararinin ilgili kismi söyledir:

13/03/1998 tarihinde güvenlik görevlilerinin sokakta durumundan süphelendikleri iki kisiyi durdurarak üzerlerinde arama yaptiklarinda bir tabanca ile TKP/ML-TIKKO silahli terör örgütüne ait bagis makbuzu ve pankart ele geçirdikleri, sorusturmanin baslandigi, yakalanan kisilerden H.I’nin örgüt evi olarak gösterdigi yerde hükümlü Ali Oguz’un yakalandigi, anilan yerde bir adet uzun namlulu silah, bir adet tabanca, bir adet biçak ve örgüte ait dokümanlarin ele geçirildigi, hükümlünün sorusturma asamasinda emniyette müdafi katilimi olmaksizin alinan beyaninda ‘söz konusu örgüt mensubu oldugunu, semt komitesinde görev aldigini, örgüt adina para toplamaya çalistigini, polis otosuna ates etme ve MHP parti binasina ates etme eylemlerini gerçeklestirdigini’ belirttigi, Cumhuriyet Savciliginda ise ‘yakalandigi yerin örgüt evi olmadigini, silahlarin örgütle iliskisinin bulunmadigini, emniyetteki ifadesini kabul etmedigini’ belirttigi, kovusturma asamasinda 09/09/1998 tarihli durusmada; ‘örgütle iliskisi olmadigini, asker arkadasinin akrabasi olan [A.T.]’nin evde yakalanan silahi kendisine saklamak üzere verdigini, gelen polislere silahi teslim ettigini, eyleminin bundan ibaret oldugunu’ belirttigi anlasilmaktadir. Mahkememizce hükümlü Ali Oguz’un sorusturma asamasinda emniyette alinan beyani göz ardi edilmistir. Geri kalan deliller irdelendiginde; sokakta süphe üzerine yakalanan sahislarin üzerinde ele geçirilen örgüt ile ilgili makbuz, silah ve dokümanlar sonucu baslatilan sorusturmada yakalanan sahsin örgüt evi olarak gösterdigi yerde hükümlü Ali Oguz’un kalesnikof marka uzun namlulu silah ve örgüte ait dokümanlarla yakalanmis, bu gelismeyle ilgili herhangi bir itirazi bulunulmamistir. Yine yakalanan silahi bir asker arkadasinin yakininin emaneten kendisine biraktigi yönündeki kovusturma asamasindaki tevilli beyani dikkate alindiginda sanigin yasa disi TKP/ML-TIKKO silahli terör örgütünün yöneticisi konumunda bulundugu, örgüt adina eylem gerçeklestirdiginin sübuta erdigi, dolayisiyla kurulan hükmün mahiyetinde bir degisiklik olmayacagi sonuç ve kanaatine varildigindan yargilamanin yenilenmesi talebinin reddine …

29. Basvurucu, Anayasa Mahkemesinin ihlal karariyla müdafi yardimindan yararlanma hakkiyla baglantili olarak hakkaniyete uygun yargilanma hakkinin ihlal edildiginin tespit edildigini ancak ihlal kararinin gereklerinin yerine getirilmedigini belirterek anilan karara 25/10/2018 tarihinde itiraz etmistir. Istanbul 13. Agir Ceza Mahkemesi, dosya üzerinden yaptigi inceleme sonucu basvurucunun itirazini 8/11/2018 tarihinde kesin olarak reddetmistir.

30. Ret karari 13/12/2018 tarihinde basvurucu vekiline teblig edilmistir.

31. Basvurucu vekili 14/1/2019 tarihinde bireysel basvuruda bulunmustur.

IV. ILGILI HUKUK

32. Ilgili hukuk için bkz. Sahin Alpay (2) [GK], 2018/3007, 15/3/2018, §§ 22-30.

V. INCELEME VE GEREKÇE

33. Anayasa Mahkemesinin 15/3/2022 tarihinde yapmis oldugu toplantida basvuru incelenip geregi düsünüldü:

A. Basvurucunun Iddialari ve Bakanlik Görüsü

34. Basvurucu; Anayasa Mahkemesince hakkinda verilen müdafi yardimindan yararlanma hakkiyla baglantili olarak hakkaniyete uygun yargilanma hakkina yönelik ihlal kararinin derece mahkemesince uygulanmadigini, hak ihlali sonrasinda verilen yargilamanin yenilenmesi isteminin reddine iliskin kararin hukuka uygun olmadigini, kararin durusma yapilmadan dosya üzerinden ve gerekçesiz olarak verildigini belirterek Anayasa’nin 36., 141. ve 153. maddelerinde güvence altina alinan haklarinin ihlal edildigini ileri sürmüstür.

35. Bakanlik görüsünde öncelikle Avrupa Insan Haklari Mahkemesi (AIHM) içtihatlarina atifta bulunularak kabul edilebilirlik hakkinda karar verilirken yargilamanin yenilenmesi talebinin reddedilmesinin adil yargilanma hakki kapsaminda olup olmadigi hususunun degerlendirilmesi gerektiginin alti çizilmistir. Sonrasinda ise yargilamanin yenilenmesi hususunda degerlendirme yapan Agir Ceza Mahkemesinin basvurucunun TKP/ML-TIKKO silahli terör örgütünün yöneticisi konumunda oldugu ve örgüt adina eylem gerçeklestirdiginin sübuta erdigi gerekçeleriyle yeniden yargilama yapilsa dahi basvurucu hakkinda kurulan hükmün mahiyetinde bir degisiklik olmayacagi kanaatiyle yargilamanin yenilenmesi talebini reddettigi, yargilamanin yenilenmesi yönünden karar verirken basvurucunun örgüt evinde Kalasnikof marka uzun namlulu silah ve örgüte ait dokümanlarla yakalanmis oldugu hususu ile aleyhindeki diger somut delilleri gözönüne aldigi belirtilmistir. Sonuç olarak Bakanlik, basvurucu hakkinda yürütülen basvuruya konu ceza yargilamasinin bütünlügü içinde adil yargilanma hakkinin ihlal edilip edilmedigi hususunun Anayasa Mahkemesinin takdirinde oldugunu bildirmistir.

36. Basvurucu, Bakanlik görüsüne karsi beyanlarinda Anayasa Mahkemesinin ihlal karari sonrasinda verilen yargilamanin yenilenmesi talebinin reddi karari sonrasinda yapilan bireysel basvuruda ihlal kararinin gereklerinin yerine getirilip getirilmedigi hususunda Anayasa Mahkemesinin incelemeye yetkili oldugunu belirterek durusmasiz yapilan inceleme neticesinde verilen yargilamanin yenilenmesi talebinin reddi kararinin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararini islevsiz hâle getirdigini ileri sürmüstür.

B. Degerlendirme

37. Anayasa’nin 36. maddesinin birinci fikrasi söyledir:

 “Herkes, mesru vasita ve yollardan faydalanmak suretiyle yargi mercileri önünde davaci veya davali olarak iddia ve savunma ile adil yargilanma hakkina sahiptir.”

38. Basvurucunun Anayasa Mahkemesinin ihlal kararinin uygulanmamasi nedeniyle anayasal haklarinin ihlal edildigine iliskin iddialarinin Anayasa’nin 36. maddesi kapsamindaki müdafi yardimindan yararlanma hakkiyla baglantili olarak hakkaniyete uygun yargilanma hakki kapsaminda incelenmesi gerekir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

39. Açikça dayanaktan yoksun olmadigi ve kabul edilemezligine karar verilmesini gerektirecek baska bir neden de bulunmadigi anlasilan basvurunun kabul edilebilir olduguna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel Ilkeler

40. Anayasa’nin 148. maddesinin üçüncü fikrasi ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayili Anayasa Mahkemesinin Kurulusu ve Yargilama Usulleri Hakkinda Kanun’un 45. maddesinin (1) numarali fikrasina göre herkes, Anayasa’da güvence altina alinmis temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa Insan Haklari Sözlesmesi (Sözlesme) ve buna ek Türkiye’nin taraf oldugu protokoller kapsamindaki herhangi birinin kamu gücü tarafindan ihlal edildigi iddiasiyla Anayasa Mahkemesine basvurabilir. Anayasa’nin 148. maddesinin birinci fikrasinda Anayasa Mahkemesine bu basvurulari karara baglama yetki ve görevi verilmistir (Sahin Alpay (3), B. No: 2018/10327, 3/12/2020, § 36; Aligül Alkaya ve digerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, s 49).

41. Anilan yetki ve görev kapsaminda Anayasa Mahkemesi, Anayasa ve Sözlesme’nin ortak koruma alaninda bulunan temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildigi iddiasiyla yapilan bireysel basvurulari incelemek ve karara baglamak durumundadir. Anayasa Mahkemesi bireysel basvurulara iliskin incelemelerinde 6216 sayili Kanun’un 49. maddesinin (6) numarali fikrasi uyarinca bir temel hakkin ihlal edilip edilmedigine ve bu ihlalin nasil ortadan kaldirilacagina karar vermektedir (Sahin Alpay (3), s 54; Aligül Alkaya ve digerleri (2), s 50).

42. Anayasa Mahkemesince bir temel hak ve özgürlügün ihlal edildigine karar verildikten sonra bu kararin gereginin yerine getirilmesi Anayasa Mahkemesine bireysel basvurulari karara baglama yetki ve görevi verilmesinin zorunlu bir sonucudur. Ilgili Anayasa degisikliginin gerekçesi dikkate alindiginda Anayasa Mahkemesine bireysel basvuru yolunun açilmasinin amaçlarindan birinin de temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildigi iddialari yönünden iç hukukta etkili bir basvuru yolu olusturulmasi ve böylelikle AIHM’e Türkiye aleyhine yapilan basvurularin azaltilmasi oldugu anlasilmaktadir. Nihai ve baglayici karar verilemeyen bir basvuru yolunun etkili oldugu söylenemez. Nitekim AIHM, Hasan Uzun/Türkiye (B. No: 10755/13, 30/4/2013) kararinda Anayasa Mahkemesine bireysel basvurunun kendisine basvuru yapilmadan önce tüketilmesi gereken bir iç hukuk yolu oldugu sonucuna varirken Anayasa’nin 153. maddesinin altinci fikrasina atifla Anayasa Mahkemesi kararlarinin bütün gerçek ve tüzel kisiler ile devlet organlarini baglayici olmasini da dikkate almistir (Sahin Alpay (2), s 67).

43. Anayasa Mahkemesi tarafindan verilen bir ihlal kararinin gereklerinin yerine getirilmemesi daha önce verilen ihlalin devam ettigi anlamina gelir. Bu bakimdan Anayasa Mahkemesinin ihlal kararinin gereklerinin yerine getirilmedigine iliskin iddialari incelemek de bireysel basvurulari incelemeye yetkili olan Anayasa Mahkemesinin görev alanina girer. Aksinin kabulü Anayasa ve Sözlesme’nin ortak koruma alani içinde yer alan temel hak ve özgürlüklerin bireysel basvuru yolu ile etkili bir sekilde korunmasini öngören Anayasa hükümleri ile bagdasmaz. Ancak Anayasa Mahkemesince yapilacak bu inceleme, olaylarin bastan itibaren yeniden degerlendirilmesi seklinde degil Anayasa Mahkemesi tarafindan verilen ihlal kararinin gereklerinin yerine getirilip getirilmedigi ile ilgili sinirli bir inceleme olacaktir (Aligül Alkaya ve digerleri (2), s 52).

44. 6216 sayili Kanun’un 50. maddesinin (1) numarali fikrasinda; bireysel basvurularin esas incelemesi sonunda basvurucunun hakkinin ihlal edildigine ya da edilmedigine karar verilecegi, ihlal karari verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarinin ortadan kaldirilmasi için yapilmasi gerekenlere hükmedilecegi ifade edilmistir. Dolayisiyla Anayasa Mahkemesinin bireysel basvurular kapsamindaki yetki ve görevi, hakkin ihlal edilip edilmediginin tespitiyle sinirli olmayip tespit edilen ihlalin ve sonuçlarinin ortadan kaldirilmasi için yapilmasi gerekenlerin belirlenmesini de kapsamaktadir (Sahin Alpay (2), s 56).

45. Bununla birlikte 6216 sayili Kanun’un 50. maddesinin (1) numarali fikrasina göre ihlalin ve sonuçlarinin ortadan kaldirilmasi için yapilmasi gerekenlere hükmedilirken idari eylem ve islem niteliginde karar verilemez. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarinin nasil giderilecegine hükmederken idarenin veya yargisal makamlarin ya da yasama organinin yerine geçerek islem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarinin nasil giderilecegine hükmederek gerekli islemlerin tesis edilmesi için karari ilgili mercilere gönderir (Sahin Alpay (2), s 57).

46. Bu baglamda Anayasa Mahkemesi kural olarak ihlalin ve sonuçlarinin nasil ve hangi araçlarla ortadan kaldirilacagi hususunda ilgili mercilere takdir yetkisi birakir (Savas Çetinkaya, B. No: 2012/1303, 21/11/2013, s 67). Ilgili merci ihlal kararinin niteligini dikkate alarak bu ihlalin ve sonuçlarinin ortadan kaldirilmasi için gerekenleri yapar. Bazi durumlarda ise Anayasa Mahkemesi somut olayin özelliklerini dikkate alarak ihlalin ve sonuçlarinin nasil ve hangi araçlarla ortadan kaldirilacagina dair ilkeleri belirleyebilir (Bizim Fm Radyo Yayinciligi ve Reklamcilik A.S. [GK], B. No: 2014/11028, 18/10/2017, ss 71, 72).

47. Diger taraftan bireysel basvuru kapsaminda bir temel hak ve hürriyetin ihlal edildigine karar verildigi takdirde ihlalin ve sonuçlarinin ortadan kaldirildigindan söz edilebilmesi için temel kural, mümkün oldugunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin saglanmasi zorunludur. Bunun için ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulmasi, ihlale konu kararin veya islemin ve bunlarin yol açtigi sonuçlarin ortadan kaldirilmasi, varsa ihlalin sebep oldugu maddi ve manevi zararlarin giderilmesi, ayrica bu baglamda uygun görülen diger tedbirlerin alinmasi gerekmektedir (Abdullah Altun, B. No: 2014/2894, 17/7/2018, s 49). Diger bir ifadeyle ihlalin sonuçlarinin seklen degil gerçek anlamda ortadan kaldirilmasi gerekir (Aligül Alkaya ve digerleri (2), s 56).

48. Anayasa Mahkemesi, ihlalin mahkeme kararindan kaynaklandigi durumlarda 6216 sayili Kanun’un 50. maddesinin (2) numarali fikrasi uyarinca ihlalin ve sonuçlarinin ortadan kaldirilmasi için yeniden yargilama yapilmak üzere kararin bir örneginin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anilan yasal düzenleme, usul hukukumuzdaki benzer hukuki kurumlardan farkli olarak ihlali ortadan kaldirmak amaciyla yeniden yargilama sonucunu doguran ve bireysel basvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafindan ihlal kararina bagli olarak yeniden yargilama karari verildiginde usul hukukundaki yargilamanin yenilenmesi kurumundan farkli olarak ilgili mahkemenin yeniden yargilama sebebinin varligini kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadir. Dolayisiyla böyle bir karar üzerine ilgili mahkemenin yasal yükümlülügü, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararinda belirttigi dogrultuda devam eden ihlalin sonuçlarini gidermek üzere gereken islemleri yerine getirmektir (Aligül Alkaya ve digerleri (2), s 57; Kadri Enis Berberoglu (2) [GK], B. No: 2018/30030, 17/9/2020, s 134).

49. Ayrica Anayasa Mahkemesince yargilamanin yenilenmesine hükmedilen hâllerde derece mahkemesinin yeniden yargilamaya karar vermesi için lehine ihlal karari verilenin ya da ilgili baska kisi veya kisilerin talepte bulunmasi gerekmemektedir. Derece mahkemesi, Anayasa Mahkemesi karari kendisine ulasir ulasmaz -ilgili usul kanunlarinda düzenlenen yargilamanin yenilenmesi kurumundan farkli olarak- taraflarca basvuru yapilmasini beklemeksizin yeniden yargilama yapmak yükümlülügündedir. Dolayisiyla Anayasa Mahkemesinin ihlal kararinin geregi olarak yeniden yargilama yapilacak hâllerde usul hukukundaki yargilamanin yenilenmesi kurumundan farkli olarak bir kabule degerlik incelemesi asamasi da bulunmamaktadir (Aligül Alkaya ve digerleri (2), s 58).

50. Bu baglamda derece mahkemesinin öncelikle yapmasi gereken sey, Anayasa Mahkemesinin ihlal karari geregince yeniden yargilamaya basladigina dair karar almaktir. Mahkeme sonraki asamada ise Anayasa Mahkemesi kararinda tespit edilen ihlalin sonuçlarini gidermek için gereken islemleri yapmakla yükümlüdür. Bu çerçevede ihlal, yargilama sirasinda gerçeklestirilen usule iliskin bir ihmal, islem veya baska bir eksiklikten kaynaklaniyorsa söz konusu hususun ihlale yol açmayacak sekilde giderilmesi/düzeltilmesi gerekmektedir. Ancak bu yükümlülük, derece mahkemelerinin bazi ihlal kararlarinin gereklerini durusma yapmaksizin -dosya üzerinden- önceki kararinin aksi yönünde karar vererek veya kararinda ihlal nedenini gideren birtakim degisiklikler yaparak yerine getiremeyecegi seklinde anlasilamaz. Anayasa Mahkemesinin kararinda tespit edilen ihlallerin isin durumuna göre durusma yapmaksizin giderilebilecegi anlasilirsa bu yöntemle de ihlalin sonuçlari giderilebilir. Hangi yöntemle ihlalin sonuçlarinin giderilecegi belirlenirken ihlalin niteligi nazara alinarak bir degerlendirme yapilmalidir (Aligül Alkaya ve digerleri (2), § 59).

51. Istisnai kimi durumlarda ise tespit edilen ihlalin niteligi, ihlalin sonuçlarinin ortadan kaldirilmasi bakimindan ilgili mercilere tek seçenek birakabilir. Bu hâlde Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarinin ortadan kaldirilmasi için alinmasi gereken tedbiri veya yöntemi açikça gösterir ve ilgili merci bunun gereklerini yapar (Kenan Yildirim ve Turan Yildirim, B. No: 2013/711, 3/4/2014, s 82).

b. Ilkelerin Olaya Uygulanmasi

52. Anayasa Mahkemesince önceden verilen ihlal kararinda; basvurucunun gözaltinda müdafi olmaksizin elde edilen ifadesinin belirleyici biçimde hükme esas alindigi, gözaltina alindiktan sonra ve emniyette tutuldugu sirada fiziki cebire ugradigina yönelik iddiasinin ciddiye alinmasini gerektiren adli tabip raporu bulundugu, savcilik ifadesinden itibaren her asamada müdafi hazir bulunmaksizin alinan kolluk ifadesini baski altinda verdigi ve bu ifadelerin içerigini kabul etmedigi belirtilmistir. Ayrica ayni kararda hükme esas alinan diger sanigin teshis ve yer gösterme islemlerinin müdafisiz olarak gerçeklestirildigi ve sonraki asamalarda diger sanik tarafindan kabul edilmedigi, suça konu silahlar ve muhtelif yayinlarin müdafi hazir bulunmaksizin gerçeklestirilen bu yer gösterme islemi sonrasinda ele geçirildigi belirtilerek yargilamanin ileriki asamalarinda basvurucuya saglanan avukat yardimi ve yargilama usulünün diger güvencelerinin sorusturmanin basinda savunma hakkina verilen zarari gideremedigi degerlendirilmistir. Dolayisiyla basvurucunun gözaltinda avukat yardimindan yararlanamamasi ve bu nedenle savunma hakkina verilen zararin yargilamanin bir bütün olarak adil olmasini engelledigi gerekçeleriyle müdafi yardimindan yararlanma hakkiyla baglantili olarak hakkaniyete uygun yargilanma hakkinin ihlal edildigi sonucuna ulasilmistir.

53. Anayasa Mahkemesi birçok kararinda, Anayasa’nin 36. maddesinin birinci fikrasinda herkesin adil yargilanma hakki kapsamindaki hakkaniyete uygun yargilanma ve müdafi yardimindan yararlanma haklariyla ilgili ilkeleri belirlemistir.

54. Buna göre avukata erisimi saglanmayan sanigin kolluktaki ikrarinin mahkûmiyet kararinda kullanilmasi durumunda müdafi yardimindan yararlanma hakkina telafi edilmez biçimde zarar verilmis sayilacaktir. Sorusturma evresinde elde edilen ikrarin kötü muamele ve iskence altinda verildigi belirtilerek reddedilmesi durumunda mahkemece bu husus irdelenmeksizin ikrarin dayanak olarak kullanilmasi önemli bir özen eksikligidir (Yusuf Karakus ve digerleri, B. No: 2014/12002, 8/12/2016, s 79).

55. Anayasa Mahkemesi daha önce süphelilerin devlet güvenlik mahkemelerinin görev alanina giren suçlar yönünden müdafi yardimindan yararlandirilmamasinin mevzuattan kaynaklanan bir uygulama oldugunu tespit etmis (Aligül Alkaya ve digerleri, § 144; Sami Özbil, B. No: 2012/543, 15/10/2014, s 71; Güllüzar Erman, B. No: 2012/542, 4/11/2014, s 48) ancak müdafi yardimindan yararlanma hakkinin sonradan telafi edilmedigi gerekçesiyle ihlal kararlari vermistir (Aligül Alkaya ve digerleri, ss 127-145, Sami Özbil, ss 56-76; Aynur Avyüzen, B. No: 2014/784, 27/10/2016, ss 37-58; Veli Özdemir, B. No: 2014/785, 27/10/2016, ss 39-62).

56. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararinda tespit edilen ihlallerin isin durumuna göre durusma yapmaksizin da giderilmesi mümkündür. Örnegin bazi ihlal kararlarinin gerekleri dosya üzerinden önceki kararinin aksi yönünde karar vererek veya kararda ihlal nedenini gideren birtakim degisiklikler yaparak yerine getirebilir. Baska deyisle ihlal nedeni durusma açilmasini gerektirmediginde dahi yeniden yargilamanin dosya üzerinden ve gerekçeli kararin yeniden yazilmasi suretiyle yapilmasi, hatta ihlal nedeni giderilmek kaydiyla ayni karar sonucuna ulasilmasi mümkündür. Fakat sonucun degismeyecegi seklindeki bir ön kestirmeyle yeniden yargilamanin yapilmayacagi ileri sürülemez. Bununla birlikte somut olayda Anayasa Mahkemesinin ihlal kararinin yukarida belirtilen ilkeler çerçevesinde gereklerinin yerine getirilmesi için ilk derece mahkemesinin öncelikle yargilamanin yenilenmesine ve –ihlalin niteligi de dikkate alindiginda- durusmanin açilmasina karar vermesi gerekir. Anayasa Mahkemesinin ihlal karari verip ihlalin ve sonuçlarinin ortadan kaldirilmasina hükmettigi bu gibi durumlarda ilgili yargisal merciler, ihlal kararinin niteligini dikkate alarak ihlali ve sonuçlarini ortadan kaldiracak sekilde hareket etmek zorundadir. Ancak ilk derece mahkemesi, basvurucunun sorusturma asamasinda kollukta alinan beyanindaki ikrarindan sarfinazar edilse dahi hükümde bir degisiklik olmayacagi, yakalanan diger sanigin yer göstermesi sonucu basvurucunun uzun namlulu silah ve örgüte ait dokümanlarla yakalanmis oldugu, basvurucunun kovusturma asamasinda tevilli ikrarda bulundugu gerekçeleriyle ve yasal yükümlülügüne aykiri biçimde yargilamanin yenilenmesi talebinin reddine karar vermistir. Hâlbuki yapilmasi gereken sey, yeniden yargilama yapilarak usule iliskin güvencelerle ilgili ihlal nedenlerinin giderilmesi, sonrasinda olusan kanit durumuna göre yargilamanin sonucuna dair degerlendirmelerde bulunulmasi ve ulasilan vicdani kaniya göre yeni bir hüküm kurulmasidir (benzer yöndeki bir karar için bkz. Aligül Alkaya ve digerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

57. Basvurucunun gözaltinda avukat yardimindan yararlanamamasi ve bu nedenle savunma hakkina verilen zararin yargilamanin bir bütün olarak adil olmasini engelleyip engellemediginin durusma açilmadan sorgulanmasi olanakli degildir. Sorusturma evresinde basvurucudan elde edilen ikrarin kötü muamele ve iskence altinda verilip verilmedigi, mahkûmiyet için delil olarak kullanilip kullanilmayacagi, teshis ve yer gösterme islemleri müdafi hazir bulunmaksizin gerçeklestirilen diger sanigin beyanlarinin hükme esas alinip alinamayacagi hususu da ancak yargilamanin yenilenmesine ve durusma açilmasina karar verilmesi ile mümkün olabilir. Dolayisiyla Agir Ceza Mahkemesinin yargilamanin yenilenmesi istemini reddederken yaptigi yorumun Anayasa Mahkemesinin ihlal karariyla örtüsmedigi, ihlalin niteligi durusma açilmasini zorunlu kildigi hâlde Anayasa’nin 36. maddesinin gerektirdigi ölçüde ve özende olmadigi, dolayisiyla Anayasa Mahkemesinin basvurucu hakkindaki kararda tespit ettigi ihlalin ve sonuçlarinin derece mahkemelerince ortadan kaldirilmadigi anlasilmistir.

58. Açiklanan gerekçelerle Anayasa’nin 36. maddesinde güvence altina alinan adil yargilanma hakki kapsamindaki müdafiden yararlanma hakkiyla baglantili olarak hakkaniyete uygun yargilanma hakkinin sagladigi güvencelerle bagdasmayacak sekilde Anayasa Mahkemesinin ihlal kararinin uygulanmamasi nedeniyle hakkaniyete uygun yargilanma hakkinin ihlal edildigine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayili Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

59. 6216 sayili Kanun’un 50. maddesinin ilgili kismi söyledir:

(1) Esas inceleme sonunda, basvurucunun hakkinin ihlal edildigine ya da edilmedigine karar verilir. Ihlal karari verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarinin ortadan kaldirilmasi için yapilmasi gerekenlere hükmedilir. …

 (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararindan kaynaklanmissa, ihlali ve sonuçlarini ortadan kaldirmak için yeniden yargilama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargilama yapilmasinda hukuki yarar bulunmayan hâllerde basvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açilmasi yolu gösterilebilir. Yeniden yargilama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararinda açikladigi ihlali ve sonuçlarini ortadan kaldiracak sekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.

60. Basvurucu, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararina dayali olarak yargilamanin yenilenmesi ve 30.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmustur.

61. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Dogan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararinda, ihlal sonucuna varildiginda ihlalin nasil ortadan kaldirilacaginin belirlenmesi hususunda genel ilkeler belirlenmistir.

62. Anayasa Mahkemesi, önceki ihlal kararinda tespit ettigi ihlalin ve sonuçlarinin giderilmemesi sebebiyle basvurucunun hakkaniyete uygun yargilanma hakkinin ihlal edildigi sonucuna varmistir. Dolayisiyla somut basvuruda ihlalin mahkeme kararindan kaynaklandigi anlasilmaktadir.

63. Incelenen basvuruda tespit edilen ihlalin niteligi dikkate alindiginda bu ihlalin ve sonuçlarinin ortadan kaldirilmasi için yargilamanin yenilenmesine ve durusmanin açilmasina karar verilmesi disinda bir imkân kalmadigi degerlendirilmistir. Bu sebeple kararin bir örneginin yeniden yargilama yapilmak üzere Istanbul 12. Agir Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

64. Müdafi yardimindan yararlanma hakkiyla baglantili olarak hakkaniyete uygun yargilanma hakkina yönelik olarak daha önce verilen ihlal kararinin gereginin yerine getirilmemesi nedeniyle ikinci kez ihlal karari verildigi gözetildiginde yalnizca ihlal tespiti yapilmasinin ve yargilamanin yenilenmesine hükmedilmesinin basvurucunun magduriyetinin giderilmesi bakimindan yeterli olmayacagi degerlendirilmistir. Bu nedenle basvurucunun manevi zararlari karsiliginda net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

65. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 364,60 TL harç ve 4.500 TL vekâlet ücretinden olusan toplam 4.864,60 TL yargilama giderinin basvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açiklanan gerekçelerle;

A. Müdafi yardimindan yararlanma hakkiyla baglantili olarak hakkaniyete uygun yargilanma hakkinin ihlal edildigine iliskin iddianin KABUL EDILEBILIR OLDUGUNA,

B. Anayasa’nin 36. maddesinde güvence altina alinan adil yargilanma hakki kapsamindaki müdafi yardimindan yararlanma hakkiyla baglantili olarak hakkaniyete uygun yargilanma hakkinin IHLAL EDILDIGINE,

C. Kararin bir örneginin müdafi yardimindan yararlanma hakkiyla baglantili olarak hakkaniyete uygun yargilanma hakkinin ihlalinin sonuçlarinin ortadan kaldirilmasi için yeniden yargilama yapilmak üzere Istanbul 12. Agir Ceza Mahkemesine (4/9/2018 tarihli Ek Karar: E.2010/373, K.2013/199) GÖNDERILMESINE,

D. Basvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ÖDENMESINE, tazminata iliskin diger taleplerin REDDINE,

E. 364,60 TL harç ve 4.500 TL vekâlet ücretinden olusan toplam 4.864,60 TL yargilama giderinin basvurucuya ÖDENMESINE,

F. Ödemelerin, kararin tebligini takiben basvurucunun Hazine ve Maliye Bakanligina basvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapilmasina, ödemede gecikme olmasi hâlinde bu sürenin sona erdigi tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAIZ UYGULANMASINA,

G. Kararin bir örneginin bilgi için Hakimler ve Savcilar Kurulu ile Adalet Bakanligina GÖNDERILMESINE 15/3/2022 tarihinde OYBIRLIGIYLE karar verildi.