Evlendikten sonra sigara ve alkolü bırakacağını söyleyen ancak bu sözü yerine getirmeyen taraf boşanma davasında kusurludur

Evlendikten sonra sigara ve alkolü bırakacağını söyleyen ancak bu sözü yerine getirmeyen taraf boşanma davasında kusurludur

vioft2nnt8|2000BDFC6638|yunusbirbilen|tbl_sayfa|metin|0xfdff4e1901000000d001000001000400

T.C.

Yargitay

Hukuk Genel Kurulu        

2017/2420 E.  ,  2019/750 K.

Içtihat Metni

MAHKEMESI :Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sifatiyla)

Taraflar arasinda görülen karsilikli bosanma davalarindan dolayi yapilan yargilama sonunda Silifke Asliye Hukuk (Aile Mahkemesi Sifatiyla) Mahkemesince asil davanin kabulüne, karsi davanin reddine dair verilen 03.07.2013 tarih ve 2012/484 E., 2013/846 K. sayili karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargitay 2. Hukuk Dairesinin 29.05.2014 tarih ve 2014/804 E,. 2014/11848 K. sayili karari ile;

…1-Davaci-davali (koca) Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesinde yer alan evlilik birliginin temelinden sarsilmasi” sebebine, davali-davaci (kadin) ise ayni Kanunun 162’nci maddesinde yer alan pek kötü muamele” ve onur kirici davranis sebebine dayanarak bosanma davasi açmis, mahkemece davaci- davali kocanin davasi kabul edilip, davali- davaci kadinin davasi reddedilmistir.

Yapilan sorusturma ve toplanan delillerden; davaci- davali kocanin, esine 25.07.2012 tarihinde fiziki siddet uyguladigi ve hakaret ettigi, davali- davaci kadinin da 27.07.2012 tarihinde dava açtigi anlasilmaktadir. Davaci-davali koca hakkinda fiziki siddet uygulamaktan ceza davasi ikame edilmis ve mahkum olmustur. Davaci- davali kocanin esine yönelik agir hakaret ve fiziksel siddete iliskin eylemleri onur kirici davranis olusturur. Bu sebeple Türk Medeni Kanununun 162. maddesindeki bosanma kosullari gerçeklesmistir. Davali- davaci kadinin esini affettigine dair dosya kapsaminda delil de bulunmamaktadir. Bu bakimdan, mahkemenin ret gerekçesi yasal degildir. O halde, yasanin 162’nci maddesinde yer alan bosanma sebebinin olustugu dikkate alinarak davaci-davali kadinin davasinin kabulü gerekirken reddi dogru bulunmamistir.

2-Davali-karsi davaci kadinin, usulüne uygun harci yatirilarak açilmis bir aile konutu serhi konulmasi davasinin olmadigi anlasilmaktadir. Mahkemece bu talep konusunda karar verilmesine yer olmadigina seklinde karar verilmesi gerekirken, aleyhinde kesin hüküm olusturacak sekilde bu talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykiri olup bozmayi gerektirmistir….

gerekçesiyle oy çoklugu bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapilan yargilama sonunda mahkemece önceki kararda kismen direnilmistir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek temyiz dilekçesinin süresinde verildigi anlasildiktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra geregi görüsüldü:

Asil dava, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 166/1. maddesinde yer alan evlilik birliginin sarsilmasi nedenine; karsi dava ise hayata kast, pek kötü muamele ve onur kirici davranis nedenine dayali (TMK m.162) bosanma isteklerine iliskindir.

Davaci-karsi davali (erkek), davalinin içki ve sigara gibi kötü aliskanliklari oldugu hâlde sigara kullanmayacagini, içki içmeyecegini vaat ederek kendisini evlenmeye razi ettigini, istememesine karsin esinin ikinci ve üçüncü çocuga hamile kaldigini, bu süreçlerde kötü aliskanliklarindan vazgeçmedigi gibi basina buyruk bir hayat yasamaya basladigini, çocuklari koz olarak kullanmaya basladigini, entrikaci ve maddiyatçi biri oldugunu, siddete ugramadigi hâlde kendini dövülmüs gibi göstermeye çalistigini, son olarak uyarilara ragmen düzelmeyen esine bosanmak istedigini söyleyip evden ayrildigini ileri sürerek taraflarin bosanmalarina, ortak çocuk Yagmur’un velâyetinin tarafina verilmesini talep ve dava etmis; cevaba cevap dilekçesinde ise ortak çocuklarinin velâyeti ile maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini istemistir.

Davali–karsi davaci (kadin), davacinin iddialarinin asilsiz ve çarpitilmis ifadeler oldugunu, zaman zaman sigara aliskanligini terk edip yeniden basladigini ancak son olaylara kadar sigaranin hiçbir zaman evliliklerini bosanma asamasina getirmedigini, esinin ve kendisinin istegiyle çocuk sahibi olduklarini, fiziksel siddete ugradigini, Haziran ayi basinda davacinin bosanmak istedigini söyleyerek evi terk ettigini, son olarak 25.07.2012 günü gittigi Karadeniz turundan dönen esinin evin dis kapisina gelip kizlari Yagmur’u görmek istedigini, bu sirada çikan tartismada fiziksel siddet gördügünü ileri sürerek davaci esin davasinin reddine, kendi davasinin TMK’nin 162. madde geregince pek kötü muamele ve onur kirici davranis nedeniyle kabulüne, velâyet hakkinin tarafina tevdiine karar verilmesini talep ve dava etmistir.

Yerel mahkemece, erkegin evlilik birligi içerisinde fiziksel siddet uygulamak, esinin saçini çekmek, bogazini sikmak, hakaret etmek ve ahlâksiz, içkici, çok sigara içer seklinde davaliyi etrafa kötülemek suretiyle agir kusurlu, kadinin ise evlenmekle sigarayi birakacagi konusunda söz verdigi ancak sigarayi birakmamasi ve davaciyla bu konuda sürekli tartismasi nedeniyle az da olsa kusurlu oldugu, ceza dosyasina göre taraflarin birbirlerini yaralama suçunda karsilikli ceza aldiklari ancak isbu bosanma davasinin açilma tarihinin 21.06.2012, ceza davasinda suç tarihinin ise 25.07.2012 oldugu, dava açildiktan sonra gerçeklesen olaylarin hükme esas alinamayacagi gerekçesiyle davaci-karsi davali erkegin bosanma davasinin kabulüne, TMK’nin 166/1. maddesi uyarinca bosanmalarina karar verilmis, buna karsilik dosya kapsamina göre, erkegin kadina yönelik olarak kendisine pek kötü davranista ya da agir derecede onur kirici bir davranista bulunmadigi, fiziksel siddet uyguladigi açikça sabit olmasina ragmen, taraflarin birlikte yasamaya devam etmesi ve süresi içerisinde TMK’nin 162. maddesi geregi dava hakkini kullanmamasi nedeniyle davaci-karsi davaliyi affettigi gerekçesiyle belirtilerek karsi davanin ve aile konutu serhi konulmasi talebinin reddine karar verilmistir.

Taraf vekillerinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarida baslik kisminda gösterilen gerekçelerle oy çoklugu ile bozulmustur.

Yerel mahkemece bozma kararinin ikinci bendine uyulmus, birinci bent yönünden; karsi oy yazisinda yer alan gerekçelere aynen yer verildikten sonra davaci-karsi davali erkegin kusurlu oldugu hususunun mahkemenin kabulünde oldugu, ancak bu kusurlarin TMK’nin 162. maddesinde belirtilen nitelikte ve agirlikta olmadigi gerekçesiyle direnme karari verilmistir.

Direnme karari taraf vekillerince temyiz edilmistir.

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyusmazlik; davali-karsi davaci kadinin karsi davasi yönünden Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesi (pek kötü muamele veya onur kirici davranis nedeniyle) uyarinca bosanma kosullarinin gerçeklesip gerçeklesmedigi noktasinda toplanmaktadir.

Bilindigi üzere, bosanma geçerli olarak kurulmus bir evliligin sonradan ortaya çikan ve yasada öngörülen bazi sebeplerle mahkeme karariyla sona erdirilmesinin istenmesidir.

Türk Medeni Kanunu, bosanma sebeplerini 161-166 arasindaki alti maddede düzenlemistir. Bu sebepler konularina, kanunda özel olarak düzenlenip düzenlenmediklerine göre “özel-genel bosanma sebepleri” ve evlilik üzerindeki etkilerine, evlilik birligini çekilmez hâle getirip getirmediklerine göre “mutlak-nispi bosanma sebepleri” olarak siniflandirilabilirler.

Zina, hayata kast, pek kötü veya onur kirici davranis, suç isleme veya haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akil hastaligi belirli olgulara dayandiklarindan özel bosanma sebeplerini olustururlar ve sinirli sayidadirlar. Buna karsilik, evlilik birliginin sarsilmasi (TMK m. 166/1,2) ile eslerin anlasmasi (m. 166/3) ve fiili ayrilik (m. 166/4) ise belli bir olguyu göstermeyen ve önceden belirlenemeyen nitelikte olduklarindan genel bosanma nedenlerini olustururlar (Gençcan, Ö: Bosanma Tazminat ve Nafaka Hukuku, Ankara 2017, s. 120-121).

Diger yandan, bir olay evlilik iliskisi üzerindeki etkisine bakilmaksizin bosanma hakkini verebiliyorsa, mutlak bosanma sebebinden; bosanma sebebi olarak gösterilen olgunun açilmis davada ispat edilmesi bosanma karari verilmesi için yeterli degilse nispi bosanma sebebinden söz edilir. Nispi bosanma sebeplerinde ispat edilen olgu veya olayin diger es için ortak hayati çekilmez hâle getirip getirmediginin de hâkimce arastirilmasi gerekir (Gençcan, s.121; Akintürk, T./Ates, D: Türk Medeni Hukuku Aile Hukuku, Ikinci Cilt, Ocak 2019, s. 244-245).

Bu genel açiklamalar sonrasi uyusmazligin çözümü için özel bir bosanma sebebi olarak kanunda sayilan hayata kast, pek kötü muamele veya onur kirici davranis baslikli TMK’nin 162. maddesinin incelenmesi gerekmektedir.

Hükme göre;

“Eslerden her biri digeri tarafindan hayatina kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranilmasi ya da agir derecede onur kirici bir davranista bulunulmasi sebebiyle bosanma davasi açabilir.

Davaya hakki olan esin bosanma sebebini ögrenmesinden baslayarak alti ay ve her halde bu sebebin dogumunun üzerinden bes yil geçmekle dava hakki düser.

Affeden tarafin dava hakki yoktur”.

Görüldügü üzere, hayata kast, pek kötü veya onur kirici davranisin gerçeklesmesi ile hâkim tarafindan evlilik birliginin çekilmez hâle gelip gelmedigi sartini arastirmaya gerek kalmaksizin, bosanma karari verilebilecektir. Baska bir deyisle TMK’nin 162. maddesi mutlak bir bosanma sebebi olup bu maddenin üç ayri bosanma sebebi saydigi söylenebilir.

Söyle ki, madde metninde geçen hayata kast ifadesi ile esini öldürme girisiminde bulunmak, onu intihara zorlamak gibi eslerden biri tarafindan digerinin hayatina karsi yapilmis aci sonuç doguran davranislar kastedilmektedir (Akintürk/Ates, s. 249; Dural, M./Ögüz, T./Gümüs, M.A: Türk Özel Hukuku, Cilt III, Aile Hukuku, Subat 2019, s.110).

Pek kötü davranis; eslerden birinin digerine uyguladigi, vücut bütünlügünü, bedensel veya ruhsal sagligini bozucu ya da tehlikeye düsürücü davranislardir. Dövme ve fiziksel siddet uygulama, evden kovma, aç birakma, anormal cinsel iliskiye zorlama gibi davranislar pek kötü davranisa örnek olarak gösterilebilir. Islenen fiilin devamlilik arzetmesi zorunlu olmamakla birlikte pek kötü davranis eyleminin zülüm ve iskence boyutunda olmasi gerekmektedir (Gençcan, s.184).

Eski Medeni Kanunu’nda yer almayan ancak 4721 sayili Türk Medeni Kanununda düzenlenen onur kirici davranis ise , eslerden birinin digerine hakaret etmek, onu küçük düsürmek amaciyla yaptigi saldiridir (Dural/Ögüz/Gümüs:

Türk Özel Hukuku, Cilt III, Aile Hukuku, Subat 2019, s.111). Ayrica her türlü onur kirici davranis degil, agir derecede onur kirici bir davranisin bosanma sebebi sayildigi da bilinmelidir.

Hemen belirtilmelidir ki, diger esin hayatina kast eden veya pek kötü ya da onur kirici davranista bulunan esin bunu kasten islemesi ve ayirt etme gücünün bulunmasi gerekmektedir.

Madde de sayilan her üç neden için de, kusursuz olan esin dava hakki iki hâlde düser. Bunlardan biri kusursuz esin, hayatina kastetmis veya kendisine pek kötü veya onur kirici davranista bulunmus olan esini affetmesi; digeri ise alti aylik ve bes yillik hak düsürücü sürelerin geçirilmis olmasidir.

Somut olaya gelindiginde; erkek tarafindan TMK’nin 166/1. maddesine dayali olarak 21.06.2012 tarihinde genel sebebe dayali bosanma davasi açildigi, buna karsilik kadinin da 27.07.2012 tarihinde TMK’nin 162. maddesinde belirtilen özel sebebe dayali bosanma davasi açtigi, her iki tarafin temyizi üzerine Özel Dairece davali-karsi davaci kadinin davasinin kabulü gerektigine dair bozma karari verildigi ve taraflarin bozma sebebine göre diger temyiz itirazlarinin incelenmedigi anlasilmaktadir. Bu durumda direnme konusu uyusmazligin kapsami davali-karsi davaci kadinin davasi ile sinirlidir.

Yukarida yapilan açiklamalar karsisinda, taraflarin fiilen ayri yasamaya basladigi dönemde davaci-karsi davali erkegin ortak çocuk Yagmur’u görmek için müsterek haneye gittigi, kapinin girisinde taraflarin tartismaya basladiklari, karsilikli itis kakis yasandigi, erkegin içeri girip esini yatak odasina götürerek koluna vurdugu, saçini çektigi ve tanik ifadesine göre erkek esin elinde bir yumak saç kaldigi, bu olay nedeniyle Silifke Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/1276 E., 2013/198 K. sayili dosyasinda taraflarin yargilanarak ceza aldigi, bu olaydan iki gün sonra da davali-karsi davaci kadinin bosanma davasi açtigi, diger yandan erkegin esini etrafta ahlâksiz, içkici gibi sözlerle kötüledigi tüm dosya kapsami ile sabittir. Davali-karsi davaci kadinin ceza dosyasina konu fiziksel siddet eylemi nedeniyle esini affettigine dair herhangi bir delil de bulunmamaktadir.

O hâlde, davaci-karsi davali erkegin esine fiziksel siddet uygulamasi ve sarf ettigi hakaret sözcükleri dikkate alindiginda bu eylemlerin onur kirici davranis sayilacagi, dolayisiyla TMK’nin 162. maddesinde belirtilen kosullarin olustugu ve kadin esin karsi davasinin kabulü gerektigi belirgindir.

Açiklanan nedenlerle, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararina uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykiridir.

Bu nedenle direnme karari bozulmalidir.

S O N U Ç : Davali-karsi davaci (kadin) vekilinin temyiz itirazlarinin kabulü ile direnme kararinin Özel Daire bozma kararinda gösterilen nedenlerden dolayi 6100 sayili Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayili Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi geregince BOZULMASINA, istek hâlinde temyiz pesin harcinin yatiranlara iadesine, davaci-karsi davali erkegin temyiz itirazlarinin simdilik incelenmesine yer olmadigina, ayni Kanun’un 440. maddesi uyarinca teblig tarihinden itibaren on bes gün içerisinde karar düzeltme yolu açik olmak üzere 20.06.2019 tarihinde oy birligi ile karar verildi.