Evli Kadın Kocasının soyadını kullanmadan, sadece bekarlık soyadını kullanabilir mi?
Evli Kadın Kocasının soyadını kullanmadan, sadece bekarlık soyadını kullanabilir mi?
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAIRESI
E. 2014/20471
K. 2015/8704
T. 28.4.2015
EVLI KADININ BEKÂRLIK SOYADINI KULLANABILMESI ( Davacinin Mesleki ve Sosyal Yasam Ortami Bakimindan Taninabilirligi Sebebiyle Evlendikten Sonra da Önceki Soyadini Kullanmakta Hukuki Yarari Oldugu – Ayrica Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Tanidigi Uluslararasi Sözlesmeler Ile de Davacinin Evlendikten Sonra Önceki Soyadini Kullanma Hakkinin Korundugu/ Evli Davacinin Bekârlik Soyadini Kullanabilecegi )
EVLENMEKLE EDINILEN SOYADININ IPTALI TALEBI ( 4721 S.K. Hükümlerinin Kadinin Kocasinin Soyadi Yerine Kendi Soyadini Kullanmasina Engel Oldugu – Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Tanidigi Uluslararasi Sözlesmelerde Kadinin Soyadini Seçme Hakkinin Temel Bir Hak Olarak Belirlendigi/Uluslararasi Sözlesme Hükümleri Esas Alinarak Kadinin Evlenmeden Önceki Soyadini Kullanmasina Imkân Saglanacagi )
KADININ SOYADINI SEÇME HAKKI ( Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Tanidigi Uluslararasi Sözlesmelerde Kadinin Soyadini Seçme Hakkinin Temel Bir Hak Olarak Belirlendigi – Yürürlüge Konmus Uluslararasi Anlasmalara Kanun Gücü Verildigi/Evli Kadinin Evlenmeden Önceki Soyadini Kullanabilecegi )
CINSIYETE BAGLI AYRIMCILIK YAPILAMAMASI ( Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Tanidigi Uluslararasi Sözlesmeler Ile de Davacinin Evlendikten Sonra Önceki Soyadini Kullanma Hakkinin Korundugu – Cinsiyet de Dâhil Olmak Üzere Hiçbir Ayrim Yapilmamasi Gerektigi/Evli Davacinin Bekârlik Soyadini Kullanabilecegi )
YÜRÜRLÜGE KONULMUS ULUSLARARASI ANLASMALARA KANUN GÜCÜ VERILMESI ( Usulüne Göre Yürürlüge Konulmus Uluslararasi Anlasmalar Hakkinda Anayasaya Aykirilik Iddiasiyla Anayasa Mahkemesine Basvurulamayacagi – Uluslararasi Sözlesmeler Ile Yasalarin Ayni Konuda Farkli Hükümler Içermesi Sebebiyle Çikabilecek Uyusmazliklarda Uluslararasi Sözlesme Hükümlerinin Esas Alinacagi )
2709/m. 10, 41
4721/m. 187
Avrupa Insan Haklari Sözlesmesi/m. 8, 14
Kadinlara Karsi Her Türlü Ayrimciligin Önlenmesi Uluslararasi Sözlesmesi/m. 16
ÖZET: Davaci, evlenmekle edindigi soyadinin iptaliyle kendi soyadinin kullanmasina karar verilmesine talep ve dava etmistir.
Türk Medeni Kanunu’ nda kadinin evlenmekle kocasinin soyadini alacagi, ancak kocasinin soyadi önünde önceki soyadini da kullanabilecegini düzenlemistir. Avrupa Insan Haklari sözlesmesi ile de üye devletler herkesin özel ve aile hayatina saygi gösterilmesini, demokratik bir toplumda zorunlu olmadikça bu haklarin kullanilmasina müdahale etmemeyi, Sözlesmeyle taninan hak ve özgürlükten yararlanmanin cinsiyet de dâhil olmak üzere hiçbir ayrimcilik yapilmadan saglanmasini taahhüt etmislerdir. Kadinlara Karsi Her Türlü Ayrimciligin Önlenmesi Uluslararasi Sözlesmesi ile de Türkiye Cumhuriyeti devleti insan haklari ve temel özgürlüklerin kadinla erkek esitligine dayali olarak kullanilmasini, bunlardan yararlanilmasini engelleyen veya ortadan kaldiran veya bunu amaçlayan cinsiyete bagli bir ayrim yapilmamasini, kadin ve erkek esitligi ilkesini yasalarina dâhil etmeyi, kadin haklarinin erkeklerle esit temelde himayesini, kadinlara karsi herhangi bir ayrimci hareket yapilmasindan kaçinmayi, kadinlara karsi ayrimcilik olusturan mevzuatin degistirilmesini ve kadina evlenmede erkeklerle esit hak saglanmayi, bu arada aile adini, mesleginin seçimini esit olarak saglamayi yükümlenmistir. Yürürlüge konulmus uluslararasi anlasmalara kanun gücü verilmis, bunlar hakkinda anayasaya aykirilik iddiasiyla Anayasa Mahkemesine basvurulamayacagi, usulüne göre yürürlüge konulmus temel hak ve özgürlüklere dair uluslararasi sözlesmelerle yasalarin ayni konuda farkli hükümler içermesi sebebiyle çikabilecek uyusmazliklarda uluslararasi sözlesme hükümlerinin esas alinacagi hükmü getirilmistir.
Davaci evlendikten sonra da kocasinin soyadi yerine önceki soyadini kullanmak istemektedir. Türk Medeni Kanununun 187. maddesi davacinin bu hakkini kullanmasina engeldir. Oysa Avrupa Insan Haklari Sözlesmesi, Kadina Karsi Her Türlü Ayrimciligin Önlenmesi Uluslararasi Sözlesmesi ve bunlara bagli ek protokoller kadinin soyadini seçme hakkini bir temel hak olarak belirlemis ve üye devletler kadinin bu hakkini kullanmasina olanak saglamayi taahhüt etmislerdir.
Davacinin mesleki ve sosyal yasam ortami bakimindan taninabilirligi sebebiyle evlendikten sonra da önceki soyadini kullanmakta hukuki yarari oldugu gibi Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tanidigi Avrupa Insan Haklari Sözlesmesi, Kadinlara Karsi Her Türlü Ayrimciligin Önlenmesi Uluslararasi Sözlesmesi, bunlara bagli protokol ve tavsiye kararlari hükümleri ile de davacinin evlendikten sonra önceki soyadini kullanma hakkinin korunmasi nedeniyle davanin kabulüyle evli davacinin bekârlik soyadini kullanmasina karar verilmistir.
DAVA: Taraflar arasindaki davanin yapilan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarda tarihi ve numarasi gösterilen hüküm davalilardan Nüfus Idaresi tarafindan temyiz edilmekle, evrak okunup geregi görüsüldü:
KARAR VE SONUÇ: Dosyadaki yazilara, kararin dayandigi delillerle yasaya uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlislik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz isteginin reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, isbu kararin tebliginden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açik olmak üzere oybirligi ile, 28.04.2015 tarihinde karar verildi.
YEREL MAHKEME ILAMI
T.C.
ANKARA
11. AILE MAHKEMESI
ESAS NO : 2012/1392
KARAR NO : 2014/824
KARAR TARIHI : 10/06/2014
DAVA : Davaci vekili 16.10.2012 tarihli dava dilekçesinde, müvekkilinin doçent doktor sifatiyla … Üniversitesinde Ingiliz Dili ve Edebiyati Amerikan Kültürü ve Edebiyati Bölümlerinde ders veren bir akademisyen oldugunu, müvekkilinin geçmisinin basarilarla dolu oldugunu, uluslararasi düzeyde makalelerinin bulundugunu, ilk kitabini dünyanin en ünlü akademik yayinevlerinden biri olan Oxford Üniversitesi Yayinevi araciligiyla piyasaya sürdügünü, anadili Ingilizce olmadigi halde Anglo-Amerikan edebiyati alaninda dünya çapinda kendine yer edinen nadir bilim insanlarindan biri oldugunu, müvekkilinin bu akademik çalisma ve yayinlarini kendi soyadi olan Ç… ile verdigini, edebiyat ve bilim alaninda bu soyadiyla tanindigini, müvekkilinin Prof. Dr. A. Ç…’un tek çocugu olup ailesinin soy ismini kendisinden sonra devam ettirecek bir varisinin de bulunmadigini, … Üniversitesinde Kültürler, Uygarliklar ve Fikirler adli programda yardimci doçent sifatiyla ögretim üyesi olan W. N. C. ile 7.7.2012 tarihinde evlendigini, evlendikten sonra kendi soyadinin yaninda C… soyadini kullanmak zorunda kaldigini, soyadinin degismesinin akademik kariyeri ve mesleginde bir takim zorluklarla karsilastigini, müvekkilinin kadin olarak bir birey oldugunu ve soyadi gibi kisiye siki sikiya bagli devredilmez bir kisilik hakkinin kullanim hakkina haiz oldugunu, bu hakkin kullanilmasinin Anayasanin ve Avrupa Insan Haklari Sözlesmesinin vazgeçilmez bir unsuru oldugunu belirterek, müvekkilinin evlenmekle edindigi C… soyadinin iptaliyle kendi soyadi olan Ç…u kullanmasina karar verilmesine talep ve dava etmistir.
Dahili davali W. N. C. 12.3.2013 tarihli durusmadaki beyaninda, davaci esi tarafindan açilan kendi kizlik soyadini kullanmasina dair davayi kabul ettigini belirtmistir.
Davali Nüfus Idaresine ve Ankara Cumhuriyet Bassavciligina tebligat yapilmasina karsin davaya karsi bir cevap vermemislerdir.
KARAR : Davaciya ait nüfus aile kayit tablosu getirtilmis, davacinin Amerika Birlesik Devletleri uyruklu W. N. C. isimli kisiyle evli oldugu, evlendigi kisinin soyadi yaninda önceki soyadini da kullandigi görülmüstür.
Nüfus idaresi davada hasim gösterilmis ise de esasen bu dava Nüfus Hizmetleri Kanunundan degil Türk Medeni Kanununun 187. maddesi uygulamasindan kaynaklanan bir davadir.
Anayasanin 10. maddesi kadin ve erkek arasindaki esitlige, 41. maddesi ise esler arasindaki esitlige yer vermistir.
Türk Medeni Kanununun 187. maddesi kadinin evlenmekle kocasinin soyadini alacagini, ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacagi yazili basvuruyla kocasinin soyadi önünde önceki soyadini da kullanabilecegini düzenlemistir.
Avrupa Insan Haklari sözlesmesinin 8 ve 14. maddeleri ile de üye devletler herkesin özel ve aile hayatina saygi gösterilmesini, demokratik bir toplumda zorunlu olmadikça bu haklarin kullanilmasina müdahale etmemeyi, Sözlesmeyle taninan hak ve özgürlükten yararlanmanin cinsiyet de dahil olmak üzere hiçbir ayrimcilik yapilmadan saglanmasini taahhüt etmislerdir.
Bu taahhüt AIHM’nin zorunlu yetkisini tanimayi ve mahkemenin kararlariyla bagli olmayi da içermektedir.
Kadinlara Karsi Her Türlü Ayrimciligin Önlenmesi Uluslararasi Sözlesmesi ile de Türkiye Cumhuriyeti devleti insan haklari ve temel özgürlüklerin kadinla erkek esitligine dayali olarak kullanilmasini, bunlardan yararlanilmasini engelleyen veya ortadan kaldiran veya bunu amaçlayan cinsiyete bagli bir ayrim yapilmamasini, kadin ve erkek esitligi ilkesini yasalarina dahil etmeyi, kadin haklarinin erkeklerle esit temelde himayesini, kadinlara karsi herhangi bir ayrimci hareket yapilmasindan kaçinmayi, kadinlara karsi ayrimcilik olusturan mevzuatin degistirilmesini ve bu arada sözlesmenin 16. maddesiyle de kadina evlenmede erkeklerle esit hak saglanmayi, bu arada aile adini, mesleginin seçimini esit olarak saglamayi yükümlenmis, ihtiyari ek protokol ile de Sözlesme hükümlerine aykiri davranilmasi halinde Kadinlara Karsi Ayrimciligin Önlenmesi Komitesine basvuru kosulunu kabul ve taahhüt etmistir.
Diger yandan Anayasanin 90. maddesiyle usulüne göre yürürlüge konulmus uluslararasi anlasmalara kanun gücü verilmis, bunlar hakkinda anayasaya aykirilik iddiasiyla Anayasa Mahkemesine basvurulamayacagi, usulüne göre yürürlüge konulmus temel hak ve özgürlüklere dair uluslararasi sözlesmelerle yasalarin ayni konuda farkli hükümler içermesi sebebiyle çikabilecek uyusmazliklarda uluslararasi sözlesme hükümlerinin esas alinacagi hükmü getirilmistir.
Davaci evlendikten sonra da kocasinin soyadi yerine önceki soyadini kullanmak istemektedir. Türk Medeni Kanununun 187. maddesi davacinin bu hakkini kullanmasina engeldir. Oysa Avrupa Insan Haklari Sözlesmesi, Kadina Karsi Her Türlü Ayrimciligin Önlenmesi Uluslararasi Sözlesmesi ve bunlara bagli ek protokoller kadinin soyadini seçme hakkini bir temel hak olarak belirlemis ve üye devletler kadinin bu hakkini kullanmasina olanak saglamayi taahhüt etmislerdir.
Ayrica Avrupa Konseyi Parlementerler Meclisi 28.4.1995 tarihli 1271 Sayili tavsiye kararinda evlilikte ortak bir soyadinin seçiminde esler arasinda tam bir esitlik saglamayi, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ise 5.2.1985 tarihli 2 Sayili tavsiyesinde eslerden birinin kendi soyadini degistirerek digerinin soyadini almasini yasal bir zorunluluk olmaktan çikarilmasina dair bir düzenleme yapilmasini önermektedir.
Avrupa Insan Haklari Mahkemesi 20.12.1995 tarihinde yapilan bir basvuru üzerine 29865/96 basvuru numarali Ünal-Tekeli davasinda 16.11.2004 tarihinde verdigi kararla evlenen kadinin kocasinin soyadini almasina dair hükümetin kocanin soyadi vasitasiyla aile birligini yansitarak kamu düzenini saglamaya yönelik savunmasini ikna edici bir gerekçe olarak kabul etmemis, TMK.’nun 187. maddesiyle getirilen kocanin soyadi önünde kadinin önceki soyadini kullanma hakkini esitlik ve ayrimciligin ortadan kaldirilmasinda yeterli görmemis, sonuç olarak aile birligini ortak bir aile ismi araciligiyla yansitma amaci söz konusu davada sikayet konusu olan cinsiyete dayali farkli muamele için yeterli bir gerekçe olusturmadigina karar vermistir.
Davaci evlendikten sonra mesleki ve sosyal hayatta taninabilirligine engel olunmamasi bakimindan kocasinin soyadini kullanmak istememektedir. Elbette ki taninmasina dair olarak önceki soyadini kullanmakta hukuki yarari vardir. Fakat asil olarak yukarda bahsedildigi üzere Türkiye Cumhuriyeti Devletinin taraf oldugu sözlesmenin de taninan haklari kullanmak tamamiyle davacinin tercihindedir ve devletimiz de bu sözlesmeleri tanimak ve yürürlüge sokmak iradesiyle ve Anayasa’nin 90. maddesinde yapilan degisiklikle davacinin bu hakkini kullanmayi korumayi taahhüt etmistir. Zikredilen sözlesmeler kadinin soyadini kullanmasina dair TMK.’nun 187. Maddesiyle çelistigine göre üstün norm niteliginde bulunan, Anayasa’ya aykiriligi ileri sürülemeyen bu sözlesme hükümlerinin mahkememizde görülen davada uygulanmasi gerekir.
Nitekim Anayasa Mahkemesi bireysel basvuru sonucu baktigi 2013/2187 basvuru numarali davada 19.12.20013 tarihinde oybirligiyle evli kadinin önceki kendi adini kullanmasinin engellenmesi sonucunu doguran kararla Anayasanin 17. maddesiyle güvence altina alinan manevi varligin korunmasi ve gelistirilmesi hakkinin ihlal edildigi sonucuna varmistir.
Anayasa Mahkemesi’nin 10.3.2011 tarih 2009/85-2011/49 Sayili karari yönünden bir degerlendirme yapacak olursak hemen söylemek gerekir ki, Anayasa Mahkemesi’nin TMK’nun 187. maddesinin Anayasa’ya aykiri olmadigina dair bu karari bir tespit kararidir. Zaten Anayasa’nin 90/son maddesindeki düzenleme de iç hukuk kurallariyla milletlerarasi anlasma hükümlerinin çatismasi halinde Anayasa’ya aykiri olsa dahi milletlerarasi anlasma hükümlerinin uygulanmasi gerektigine dairdir. Dolayisiyla eylemli olarak Anayasa Mahkemesinin, TMK’nun 187. maddesinin Anayasa’ya aykiri olmadiginin baglayiciligi ilkesi sadece bu yasa hükmüne hak ve özgürlüklerin kullanilmasini engelleyici sekilde aykiri davranilmasi halinde söz konusu olabilecektir.
Bu bakimdan Anayasa Mahkemesi’nin iki karari arasinda bir çeliskinin varligindan söz edilemez. Hatta uyumlu, bir birini tamamlayan iki karar oldugu söylenebilir.
Netice itibariyle davacinin mesleki ve sosyal yasam ortami bakimindan taninabilirligi sebebiyle evlendikten sonra da önceki soyadini kullanmakta hukuki yarari oldugu gibi Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tanidigi Avrupa Insan Haklari Sözlesmesi, Kadinlara Karsi Her Türlü Ayrimciligin Önlenmesi Uluslararasi Sözlesmesi, bunlara bagli protokol ve tavsiye kararlari hükümleri ile de davacinin evlendikten sonra önceki soyadini kullanma hakkinin korunmasi nedeniyle davanin kabulüyle evli davacinin bekarlik soyadini kullanmasina karar verilmistir.
SONUÇ : Yukarida açiklanan nedenlerle;
Davanin kabulüyle … ili, Merkez ilçesi, 15 Mayis Mah/köyü, C: …, H: …’te nüfusa kayitli A. ve H.’den olma, 13.1.19… dogumlu, … … T. C. kimlik numarali davaci A. Ç. C.’in evlenmekle edindigi C… soyadinin iptaliyle davacinin sadece kendi kizlik soyadi olan Ç… soyadini kullanmasina,
Alinmasi gerekli 4,05 TL harcin davacidan tahsiliyle hazineye irat kaydina.
Davali Nüfus Idaresinin ve Ankara Cumhuriyet Bassavciliginin yasal hasim olmasi, davali esin ise davanin açilmasina sebebiyet vermemesi sebebiyle davaci tarafindan yapilan masraflarin üzerinde birakilmasina,
Davaci vekili lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadigina,
Davaci tarafindan yatirilan gider avansindan kullanilan ve karar teblig giderlerinden geriye kalan avansin karar kesinlestiginde ve istenmesi halinde davaciya iadesine,
Dair, davaci vekilinin yüzüne karsi, davalinin yoklugunda HUMK.nun 432 maddesi uyarinca kararin tebliginden itibaren 15 gün içinde temyiz için Yargitay’a basvurma yolu açik olmak üzere verilen karar açikça okunup anlatildi. 10.6.2014
