Karşılıklı Boşanma Davası- Taraf Avukatın Davada Tanık Olması- Savunma Hakkının Kısıtlanması
Karşılıklı Boşanma Davası- Taraf Avukatın Davada Tanık Olması- Savunma Hakkının Kısıtlanması
Davali Karsi Davacinin Delil Listesinde Yer Alan Ayni Zamanda Vekili Olan Tanigin Yasal Olarak Dinlenilmesinin Mümkün Oldugu ve Bu Tanigin da Diger Taniklar Gibi HMK 240 ve Devami Maddeleri Geregince Dinlenilmesi Gerektigi – Aksi Durumda Hukuki Dinlenilme ve Adil Yargilanma Hakkinin Ihlaline Sebebiyet Verilmis Olunacagi/Davali-Karsi Davaci Tanigi Dinlenilip Tüm Deliller Birlikte Degerlendirilerek Sonucu Uyarinca Bir Karar Verilmesi Gerektigine dair karar.
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2017/2-2209
K. 2020/475
T. 24.6.2020
KARSILIKLI BOSANMA DAVASI ( Davali Karsi Davacinin Delil Listesinde Yer Alan Ayni Zamanda Vekili Olan Tanigin Yasal Olarak Dinlenilmesinin Mümkün Oldugu ve Bu Tanigin da Diger Taniklar Gibi HMK 240 ve Devami Maddeleri Geregince Dinlenilmesi Gerektigi – Aksi Durumda Hukuki Dinlenilme ve Adil Yargilanma Hakkinin Ihlaline Sebebiyet Verilmis Olunacagi/Davali-Karsi Davaci Tanigi Dinlenilip Tüm Deliller Birlikte Degerlendirilerek Sonucu Uyarinca Bir Karar Verilmesi Gerektigi )
TARAF VEKILININ DAVADA TANIK OLMASI ( Davali-Karsi Davacinin Listesinde Ayni Zamanda Vekili Olan Sahsin Tanik Olarak Gösterildigi Taniklarin Dinlenecekleri Vakia Hakkinda Sinirlama Yapilmadigi – Bozma Öncesi Durusmada Bu Tanigin Dinlenmesi Talebinin Reddinin Hatali Oldugu/Avukatin Vekaleten Takip Etmekte Oldugu Davada Taraflara Oranla Üçüncü Kisi Konumunda Oldugu ve Görevi Nedeniyle Ögrendigi Hususlar Disinda Taniklik Etmek Zorunda Olup Tanik Olarak Dinlenilmesinde Yasal Engel Bulunmadigi )
SAVUNMA HAKKININ KISITLANMASI ( Yargilamanin Geçirdigi Safhalar ve Dosya Kapsami Gözetildiginde Delil Listesinde Yer Alan ve Davalinin Vekili Olan Bu Tanigin Dinlenilmesi Talebinin Davayi Uzatma Amaciyla Yapilmadiginin Anlasildigi – Davali Karsi Davaci Tanigi Dinlenilip Tüm Deliller Birlikte Degerlendirilerek Sonucu Uyarinca Bir Karar Verilmesi Gerektigi Halde Özel Daire Bozma Kararina Uyulmadan Önceki Kararda Direnilmesinin Usul ve Yasaya Aykiri Oldugu )
DAVALININ VEKILI OLAN AMCASININ TANIK OLARAK DINLENMESI ( evlilik birliginin temelinden sarsilmasi nedeniyle karsilikli bosanma istemi – Avukatlarin Kendilerine Tevdi Edilen veya Görevleri Dolayisiyla Ögrendiklerini Açiga Vurmalarinin Yasak Oldugu/Is Sahibinin Muvafakatini Alarak Bu Hususlar Hakkinda Taniklik Edebileceklerinin Belirtildigi Ancak Avukatin Muvafakat Almis Olsa Dahi Taniklik Etmekten Çekinebilecegi ve Çekinme Sebebiyle Hukuki ve Cezai Sorumlulugu Dogmayacagi )
2709/m.36,90
1136/m.36
4721/m.166
6100/m.25,27,119,129,136,187,194,240,241,248,249,258
03.03.2017 T. 2015/2 E. 2017/1 K. YIBK
AIHS/m.6
ÖZET : Dava, evlilik birliginin temelinden sarsilmasi sebebine dayali karsilikli bosanma istemine iliskindir. Uyusmazlik, somut olayda davali-karsi davacinin delil listesinde bulunan ve ayni zamanda vekili olan amcasinin tanik olarak dinlenip dinlenemeyecegi noktasinda toplanmaktadir.
Davali-karsi davaci tarafindan sunulan tanik listesinde davali-karsi davacinin ayni zamanda vekili olan sahsin da tanik olarak gösterildigi, taniklarin dinlenecekleri vakia hakkinda bir sinirlama yapilmadigi, mahkemece bozma öncesi durusmada bu tanigin dinlenmesi talebinin reddedildigi görülmüstür. Avukat vekaleten takip etmekte oldugu bir davada taraflara oranla üçüncü kisi konumunda oldugundan görevi nedeniyle ögrendigi hususlar disinda taniklik etmek zorunda olup, tanik olarak dinlenilmesinde yasal engel bulunmamaktadir.
Davali-karsi davaci vekilinin delil listesinde yer alan ayni zamanda vekili olan tanigin yasal olarak dinlenilmesinin mümkün oldugu, bu tanigin da diger taniklar gibi HMK 240. ve devami maddeleri geregince dinlenilmesi gerektigi, aksi durumda esasen hukuki dinlenilme ve buna bagli olarak adil yargilanma hakkinin ihlaline sebebiyet verilmis olunacagi, savunma hakkinin kisitlanacagi asikardir. Ayrica yargilamanin geçirdigi safhalar ile dosyada mevcut bilgi ve belgelerin degerlendirilmesi sonucu delil listesinde yer alan bu tanigin dinlenilmesi talebinin davayi uzatma amaciyla yapilmadigi da anlasilmaktadir. Bu nedenlerle davali-karsi davaci tanigi dinlenilip tüm deliller birlikte degerlendirilerek sonucu uyarinca bir karar verilmesi gerekmektedir. Özel Daire bozma kararina uyulmasi gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykiri olup direnme kararinin bozulmasi gerekmistir.
DAVA : 1. Taraflar arasindaki “evlilik birliginin temelinden sarsilmasi sebebine dayali karsilikli bosanma” davasindan dolayi yapilan yargilama sonunda, Ankara 8. Aile Mahkemesince verilen davalarin kabulüne dair karar davali-karsi davaci vekilinin temyizi üzerine Yargitay 2. Hukuk Dairesince yapilan inceleme sonunda bozulmus, Mahkemece Özel Daire bozma kararina karsi direnilmistir:
2. Direnme karari davali-karsi davaci vekili tarafindan temyiz edilmistir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra geregi görüsüldü:
KARAR : I. YARGILAMA SÜRECI
Davaci-Karsi Davali Istemi:
4. Davaci-karsi davali kadin vekili dava dilekçesinde; davali-karsi davacinin eylemleri nedeniyle müvekkilinin ruh sagliginin bozuldugunu, müvekkiline sevgi ve ilgi göstermedigini, müvekkilinin arkadasi ile davali-karsi davacinin 2009 yilindaki güven sarsici hareketini esine olan sevgisinden dolayi affettigini, ancak onur kirici hareketlerine devam ettigini, 2011 yili Ocak ayinda evden ayrildigini ve baskasi ile yasamaya basladigini, bu iliskinin inkâr edildigini ve müvekkilinin oyalandigini, fakat daha sonra gerçegin ögrenildigini, sadakatsizligi aliskanlik hâline getirdigini ileri sürerek taraflarin bosanmalarina, aylik 600,00TL tedbir-yoksulluk nafakasi ile 10.000,00TL maddi ve 50.000,00TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmistir.
Davali-Karsi Davaci Cevabi:
5. Davali-karsi davaci erkek vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava tarihinden kisa süre önce, ortak arkadaslarindan davaci-karsi davalinin sadakatsizligini ögrendigini, daha önce Ankara 5. Aile Mahkemesi’nin 2011/711 E. sayili dava dosyasinda görülen anlasmali bosanma davasinin takip edilmediginden açilmamis sayilmasina karar verildigini, anilan dava tarihinden önceki olaylara dayanilamayacagini, davaci-karsi davalinin iliski yasadigi kisinin daha önce de ortak ikamete girip çiktiginin tanik beyanlari ile anlasildigini, müvekkilinin evden uzaklastirilma sebebinin de böylelikle ortaya çiktigini, müvekkilinin iliski yasadigi iddia edilen kisinin taraflarin ortak arkadasi oldugunu, kaldi ki dava tarihinden önce taraflarin bir araya gelerek Kapadokya’ya gittiklerini ve dönüste ortak ikamette beraber kaldiklarini, sonrasinda davaci-karsi davalinin müvekkilinin annesini arayarak hamile oldugunu, daha sonra da bebegi düsürdügünü söyledigini, müvekkiline ve arkadaslarina hakaretamiz davranislarda bulundugunu belirterek taraflarin bosanmalarina, müvekkili lehine 50.000,00TL maddi ve 50.000,00TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmistir.
Ilk Derece Mahkemesi Karari:
6. Ankara 8. Aile Mahkemesi’nin 09.07.2014 tarihli ve 2013/420 E., 2014/903 K. sayili karari ile; davali-karsi davacinin esine hakaret ettigi, baska kadinlara zaafinin oldugu, alkollü iken evlerine misafir gelen bir kadinla öpüstügü, davaci-karsi davalinin bu olayi görmesi üzerine taraflarin 2-3 yil kadar önce ayrildiklari, ayrilmadan önce sorunlarini konusmak üzere Avanos’a gittikleri, ancak çözemedikleri, bu süre zarfinda davali-karsi davacinin Burçin isimli baska bir kadinla birlikte yasadigi, davaci-karsi davalinin da güven sarsici davranislar sergiledigi, bosanmaya sebep olan olaylarda davali-karsi davacinin, davaci-karsi davaliya nazaran daha kusurlu oldugu gerekçesiyle karsilikli açilan davalarin kabulüyle bosanmalarina, bosanmakla yoksulluga düsecek olan davaci-karsi davali lehine aylik 500,00TL yoksulluk nafakasina, bosanma nedeniyle evlilikten beklenen menfaatleri zedelenen ve bosanmaya sebep olan olaylar yüzünden kisilik haklari saldiriya ugrayan davaci-karsi davali lehine 10.000,00TL maddi ve 20.000,00TL manevi tazminata, davali-karsi davacinin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmistir.
Özel Daire Bozma Karari:
7. Yargitay 2. Hukuk Dairesince 23.06.2015 tarihli ve 2014/25372 E., 2015/13375 K. sayili karari ile;
… Hüküm, davali-davaci erkek tarafindan kusur belirlemesi, tazminatlar ve yoksulluk nafakasi yönünden temyiz edilerek;
Mahkemece, davali-davacinin delil listesinde bulunan tanik …’in dinlenmesi talebi bu tanigin davali-davaci vekili olmasi nedeniyle reddedilmistir. Taraf vekilleri üçüncü kisi durumunda olduklarindan tanik olarak dinlenilmelerinde yasal engel yoktur. Davali-davacinin tanik listesinde ismi bulunan davali-davaci vekili Avukat …’in tanik sifatiyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 240 ve devami maddeleri geregince dinlenilmesi ve delillerin hep birlikte degerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazili sekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykiridir.…” gerekçesiyle bozulmasina ve bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarinin incelenmesine simdilik yer olmadigina karar verilmistir.
Direnme Karari:
8. Ankara 8. Aile Mahkemesi’nin 30.12.2015 tarihli ve 2015/1654 E., 2015/2014 K. sayili karari ile; ceza mahkemelerinin sikâyete bagli suçlar disinda kamu adina yargilama yapan ve karar veren mahkemeler oldugu, bu mahkemelerde taraf vekili avukatin müvekkilinin yerine geçerek dogrudan onun yerine savunma yapma yetkisinin bulunmadigi gibi, kamu adina yürütülen davalarda Cumhuriyet Savcisinin yerine geçerek dava açma, dogrudan delil toplama, delillerden vazgeçme, talep sunucunu degistirme ya da sonuçtan vazgeçme yetkisinin de bulunmadigi, bu nedenle tanik olarak dinlenebilecegi, hukuk mahkemelerinde görülen davalarda ise; taraf vekili avukat üçüncü kisi konumunda olmakla birlikte; müvekkili adina dava açan, davada istedigi delili bildirip, istedigi delilin toplanilmasindan vazgeçme yetkisi bulunan, yine davada talepte bulunma ve degistirme ya da davadan vazgeçme yetkisi bulunan, dogrudan taraf gibi taraf adina iddia ve savunmada bulunan avukatin, ayni davada tanik olarak beyanda bulunmasinda yasal bir engel yoksa da, ayni davada tanik olarak dinlenilmesinin davanin aydinlatilmasina yarari olmayacagi, taraf vekili avukatin, ayni davada tanik olarak dinlenilmesi sirasinda diger taniklardan ayricalikli olarak durusma salonunda bulunmasini engelleyen herhangi bir yasal düzenlemenin mevcut olmadigi, taraf tanigi olarak durusma sirasinda yeminli olarak ifade verecek olan taraf vekili avukata, mahkemece resen sorulabilecek olan ya da karsi tarafin asil ya da vekili tarafindan sorulabilecek olan sorularda, kendisinin bildigi ancak müvekkilinin aleyhine olabilecek olan hususlarda avukatin ya bildigini gizleyecegi, ya dogruyu söylemeyecegi ya da müvekkili aleyhine olan hususlarda açiklama yapmak zorunda kalacagi, ilk iki durumun, HMK’nin 258/3. maddesine aykirilik dolayisiyla gerçege aykiri beyanda bulunmasi nedeniyle ile suç teskil edecegi, diger hâlde ise Avukatlik Kanunu’nun 36. maddesinde düzenlenen sir saklama yükümlülügüne aykiri davranmis olacagindan tanik olarak dinlenen taraf vekili avukati açisindan hukuki ve cezai sorumluluk dogacagi, bozma kararindan önceki nedenlerle de ayni hükmün verilmesi gerektigi gerekçesiyle direnme karari verilmistir.
Direnme Kararinin Temyizi:
9. Direnme karari yasal süresi içinde davali-karsi davaci vekili tarafindan temyiz edilmistir.
II. UYUSMAZLIK
10. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyusmazlik; somut olayda davali-karsi davacinin delil listesinde bulunan ve ayni zamanda vekili olan amcasinin tanik olarak dinlenip dinlenemeyecegi noktasinda toplanmaktadir.
III. GEREKÇE
11. Uyusmazligin çözümü bakimindan ilgili kanun maddelerinin incelenmesinde yarar görülmektedir.
12. 4721 Sayili Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “Evlilik birliginin sarsilmasi” baslikli 166/I-II. maddesi;
“Evlilik birligi, ortak hayati sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsilmis olursa, eslerden her biri bosanma davasi açabilir.
Yukaridaki fikrada belirtilen hâllerde, davacinin kusuru daha agir ise, davalinin açilan davaya itiraz hakki vardir. Bununla beraber bu itiraz, hakkin kötüye kullanilmasi niteliginde ise ve evlilik birliginin devaminda davali ve çocuklar bakimindan korunmaya deger bir yarar kalmamissa bosanmaya karar verilebilir” hükmünü içermektedir.
13. Anilan maddenin birinci fikrasi geregince evlilik birliginin temelinden sarsilmasi nedeniyle bosanmaya karar verilebilmesi için baslica iki sartin gerçeklesmis olmasi gerekmektedir. Ilki, evlilik birliginin temelinden sarsilmis olmasi, digeri ise ortak hayatin çekilmez hâle gelmis bulunmasidir. Genel bosanma sebeplerini düzenleyen ve yukariya alinan madde hükmü somutlastirilmamis veya ayrintilari ile belirtilmemis birçok konuda evlilik birliginin sarsilip sarsilmadigi noktasinda hâkime takdir hakki tanimistir. Dolayisiyla olayin özellikleri, olus biçimi, eslerin kültürel sosyal durumlari, egitim durumlari, mali durumlari, eslerin birbirleri ve çocuklari ile olan iliskileri, yasadiklari çevrenin özellikleri, toplumun deger yargilari gibi hususlar dikkate alinarak evlilik birliginin temelinden sarsilip sarsilmadigi tespit edilecektir.
14. Öte yandan, söz konusu hüküm uyarinca evlilik birligi, esler arasinda ortak hayati çekilmez duruma sokacak derecede temelinden sarsilmis oldugu takdirde, eslerden her biri kural olarak bosanma davasi açabilir ise de, Yargitay bu hükmü tam kusurlu esin dava açamayacagi seklinde yorumlamaktadir. Çünkü tam kusurlu esin bosanma davasi açmasi tek tarafli irade ile sistemimize aykiri bir bosanma olgusunu ortaya çikarir. Bosanmayi elde etmek isteyen kisi karsi tarafin hiçbir eylem ve davranisi söz konusu olmadan, evlilik birligini, devami kendisinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da mademki birlik artik sarsilmis diyerek bosanma dogrultusunda hüküm kurulmasini talep edebilir. Böyle bir düsünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyecegi yönündeki temel hukuk ilkesine aykiri düser (TMK m.2).
15. Bu durumda anilan madde hükmüne göre bosanmayi isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olunmasi gerekmeyip daha fazla kusurlu bulunan tarafin dahi dava hakki bulunmakla beraber, bosanmaya karar verilebilmesi için davalinin az da olsa kusurunun varligi ve bunun belirlenmesi kaçinilmazdir. Az kusurlu es bosanmaya karsi çikarsa bu hâlin tespiti dahi tek basina bosanma karari verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu esin karsi çikmasi hakkin kötüye kullanilmasi niteliginde olmali, es ve çocuklar için korunmaya deger bir yararin kalmadigi anlasilmalidir (TMK m. 166/2).
16. Bilindigi üzere, dava konusu edilen bir hakkin ve buna karsi yapilan savunmanin dayandigi vakialarin (olgularin) var olup olmadiklari hakkinda mahkemeye kanaat verilmesi islemine ispat denir. Ispatin konusunu taraflarin üzerinde anlasamadiklari ve uyusmazligin çözümüne etkili olabilecek çekismeli vakialar olusturur ve bu vakialarin ispati için delil gösterilir (6100 Sayili Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m.187/1).
17. Ispat yükü, objektif ispat yükü ve sübjektif ispat yükü olmak üzere ikiye ayrilmaktadir. Objektif ispat yükü ile dayanilan vakianin ispatlanamamasinin kimin aleyhine sonuç doguracagi belirlenirken, sübjektif ispat yükünde vakianin ispati için kimin delil gösterecegi söz konusu olmaktadir (Yardimci, Dr. T. E., Hukuk Yargilamasinda Somutlastirma Yükü, Istanbul 2017, 1. Baski, s. 35).
18. Vakia ise, kendisine hukuki sonuç baglanmis olaylardir (03.03.2017 tarih ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayili YIBK). Sadece taraflarca ileri sürülen ve dayanilan vakialar, ispatin konusunu olusturur. Taraflarca dayanilan vakialarin hukuki nitelendirmesini yapmak hâkime ait ise de kural olarak taraflarca ileri sürülmeyen vakialari hâkim arastiramaz ve bunlarin ispatini da isteyemez. Usul hukukumuza hakim olan ve HMK’nin 25. maddesinde düzenlenen taraflarca getirilme ilkesi uyarinca, kanunda öngörülen istisnalar disinda, hâkim, iki taraftan birinin söylemedigi seyi veya vakialari kendiliginden dikkate alamaz ve onlari hatirlatabilecek davranislarda dahi bulunamaz.
19. Nitekim bu ilkeye uygun olarak 6100 Sayili Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun dava dilekçesinin içerigi baslikli 119. maddesinin 1/e bendinde; Davacinin iddiasinin dayanagi olan bütün vakialarin sira numarasi altinda açik özetleri nin gösterilmesi gerektigi belirtildigi gibi cevap dilekçesinin içerigi baslikli 129. maddesinin 1/d bendinde de; davalinin savunmasinin dayanagi olan bütün vakialarin sira numarasi altinda açik özetlerinin bulunmasi gerektigi hüküm altina alinmistir. Görülecegi üzere, davaci dava dilekçesinde talep sonucunu hakli göstermeye yarayan yani davanin temelini olusturan maddi vakialari yazmak zorundadir. Ayni ilke uyarinca davali da cevap dilekçesinde savunmasinin dayanagini olusturan vakialari bizzat sunmak zorundadir. Böylece davaci iddiasini, davali da savunmasini somutlastirmis olacaktir. Yine davacinin cevaba cevap, davalinin da ikinci cevap dilekçesi hakkinda, dava ve cevap dilekçelerine iliskin hükümler, niteligine aykiri düsmedigi sürece kanunun açik hükmü (HMK m.136/2) geregi kiyasen uygulanacagi için taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde de vakialarini belirtebileceklerdir.
20. Mahkemece yargilamanin saglikli bir sekilde yürütülebilmesi ve makul bir sürede karar verilebilmesi için vakialarin açik özetleri ile gösterilmesi yeterli olmayacaktir. Uyusmazligin dogru tespit edilebilmesi ve vakialarin degerlendirilebilmesi için ayrica dava dilekçesinde iddia edilen her bir vakianin hangi delillerle ispat edilecegi de (HMK m.119/1-f) gösterilmelidir. Bu yükümlülük davali için de geçerlidir. Davali da cevap dilekçesinde savunmanin dayanagi olarak ileri sürülen her bir vakianin hangi delillerle ispat edilecegini (HMK m.129/1-e) belirtmelidir. Ayrica HMK’nin 136/2. maddesi geregince davaci cevaba cevap, davali da ikinci cevap dilekçesinde delillerini belirtebileceklerdir.
21. Uygulamada genel geçer ifadelerle, somut vakialara dayanmadan dava açmanin önüne geçmek amaciyla HMK’de yeni bir düzenleme yapilmis ve 194. maddenin 1. fikrasinda Taraflar, dayandiklari vakialari, ispata elverisli sekilde somutlastirmalidirlar. hükmüne yer verilmistir. Ayni maddenin ikinci fikrasinda ise somutlastirma yükünün delillerle iliskisi ortaya konulmus ve taraflarin, dayandiklari delilleri ve hangi delilin hangi vakianin ispati için gösterildigini açikça belirtmek zorunda olduklari düzenlenmistir (HMK m. 194/2). Somutlastirma yükümlülügü gösterilen veya sunulan delilin hangi konunun ispati için belirtildiginin bildirilmesidir. Ispat konusu olmayan bir delilin sunulmasi ya da gösterilmesinin hiçbir önemi bulunmamaktadir.
22. Bu asamada, uyusmazlik konusuyla baglantili olan tanik delili üzerinde de durmak gerekmektedir.
23. Tanik, kavram olarak çekismeli olan konu hakkinda bilgi ve görgüsü bulunan üçüncü kisidir. Dolayisiyla davanin taraflari tanik olarak dinlenilemez.
24. Tanik gösteren taraf, dinletecegi taniklarin adi ve soyadi ile tebligata elverisli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunar ve her bir tanigin hangi vakia hakkinda dinlenecegini de dilekçesinde bildirir (HMK m. 240/2). Bu hüküm, yukarida belirtilen ve HMK’nin 194. maddesinde düzenlenen somutlastirma yükümlülügünün de bir geregidir. Ayrica bu listede gösterilmemis olan kisiler tanik olarak dinlenemeyecegi gibi ikinci bir tanik listesi de verilemez.
25. Tanik listesinde gösterilecek olan tanik sayisi hakkinda herhangi bir sinirlama bulunmamaktadir. Taraf, istedigi sayida tanigin dinlenilmesini talep edebilir. Kural bu olmakla birlikte hâkim gösterilen taniklarin tamaminin dinlenilmesine gerek olmadigi veya bu hususun davayi uzatma amaciyla yapildigi sonucuna varirsa, gerekçesini kararinda belirtmek sartiyla bütün taniklari dinlemeyebilir. Bu konuya isaret eden ve yine HMK’nin getirdigi bir yenilik olarak karsimiza çikan 241. madde ise;
“Mahkeme, gösterilen taniklardan bir kisminin tanikligi ile ispat edilmek istenen husus hakkinda yeter derecede bilgi edindigi takdirde, geri kalanlarin dinlenilmemesine karar verebilir” düzenlemesini içermektedir.
26. Anilan maddenin gerekçesinde; davayi uzatma niyetiyle hareket etmek isteyen tarafin bu konudaki çabalarini önleme yolunda, mahkemeye taninmis bir imkâni ifade etmektedir. HMK’nin 240/2. maddesiyle taniklarin hangi vakia hakkinda dinleneceklerini açiklama görevinin tanigi gösteren tarafa ait oldugu da dikkate alinarak, bu baglamda, tanik listesinde gösterilen taniklardan bir kisminin dinlenilmesiyle ispat edilmek istenen husus hakkinda yeterli derecede sonuç alinmis ise diger taniklarin dinlenilmemesine karar verilebilecektir.
27. Bu ilkeler isiginda; HMK’nin 241. maddesinde belirtilen durum ayrik olmak üzere, taraflar usulüne uygun sekilde göstermis olduklari taniklarinin dinlenilmesinden açikça vazgeçmedikçe gösterilen bütün taniklar dinlenilmek zorundadir.
28. Ayrica HMK’nin Kisisel nedenlerle tanikliktan çekinme” baslikli 248. maddesi geregince;
(1) Asagidaki kimseler tanikliktan çekinebilirler:
a-) Iki taraftan birinin nisanlisi.
b-) Evlilik bagi ortadan kalkmis olsa dahi iki taraftan birinin esi.
c-) Kendisi veya esinin altsoy veya üstsoyu.
ç) Taraflardan biri ile arasinda evlatlik bagi bulunanlar.
D-) Üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan veya kendisini olusturan evlilik bagi ortadan kalkmis olsa dahi kayin hisimlari.
e-) Koruyucu aile ve onlarin çocuklari ile koruma altina alinan çocuk.” seklinde düzenleme nedeniyle madde metninde yazili kisiler tanikliktan çekinebileceklerdir.
29. Yine ayni Yasa’nin Sir nedeniyle tanikliktan çekinme baslikli 249. maddesinde ise;
(1) Kanun geregi sir olarak korunmasi gereken bilgiler hakkinda tanikligina basvurulacak kimseler, bu hususlar hakkinda tanikliktan çekinebilirler. Ancak, 19/3/1969 tarihli ve 1136 Sayili Avukatlik Kanunu hükmü sakli kalmak üzere sir sahibi tarafindan sirrin açiklanmasina izin verildigi takdirde, bu kimseler tanikliktan çekinemezler.”
Denilmekle; tanigin kanunen sir olarak korunmasi gereken bilgiler hakkinda tanikligina basvuruldugunda tanikliktan çekinebilecegi, ancak 1136 Sayili Avukatlik Kanunu hükmü sakli olmak üzere sir sahibinin sirrin açiklanmasina izin verdigi durumlarda ise tanikliktan çekinilemeyecegi vurgulanmistir.
30. Nitekim, avukatlarin, kendilerine tevdi edilen veya gerek görevleri, gerekse, Türkiye Barolar Birligi ve barolar organlarindaki görevleri dolayisiyla ögrendiklerini açiga vurmalari yasaktir. Is sahibinin muvafakatini alarak bu hususlar hakkinda taniklik edebilirler. Ancak, avukat muvafakati almis olsa dahi taniklik etmekten çekinebilir ve çekinme sebebiyle hukuki ve cezai sorumlulugu dogmaz (1136 s. Avukatlik Kanunu m. 36).
31. Belirtmek gerekir ki, 2709 Sayili Türkiye Cumhuriyeti Anayasasi’nin (Anayasa) “Hak arama hürriyeti” baslikli 36. maddesinde A. Yargilanma Hakki ;
“Herkes, mesru vasita ve yollardan faydalanmak suretiyle yargi mercileri önünde davaci veya davali olarak iddia ve savunma ile adil yargilanma hakkina sahiptir.” seklinde ifade edilmistir.
32. Ayrica Anayasa’nin 90. maddesinin son fikrasinda usulüne göre yürürlüge konulmus milletlerarasi antlasmalarin kanun hükmünde oldugu, bunlar hakkinda Anayasa’ya aykirilik iddiasi ile Anayasa Mahkemesine basvurulamayacagi, temel hak ve özgürlüklere iliskin milletlerarasi antlasmalarla kanunlarin ayni konuda farkli hükümler içermesi nedeniyle çikabilecek uyusmazliklarda milletlerarasi antlasma hükümlerinin esas alinacagi ifade edilmistir.
33. Bu baglamda ülkemizin de taraf oldugu Avrupa Insan Haklari Sözlesmesi’nin (AIHS/Sözlesme) 6. maddesinde adil yargilanma hakki ayrintili yer almis olup, gerek Anayasa gerekse Sözlesme düzenlemelerine kosut olarak da HMK’nin 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakki düzenlenmistir.
34. HMK’nin “Hukuki dinlenilme hakki” baslikli 27. maddesi uyarinca;
(1) Davanin taraflari, müdahiller ve yargilamanin diger ilgilileri, kendi haklari ile baglantili olarak hukuki dinlenilme hakkina sahiptirler.
(2) Bu hak;
a-) Yargilama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasini,
b-) Açiklama ve ispat hakkini,
c-) Mahkemenin, açiklamalari dikkate alarak degerlendirmesini ve kararlarin somut ve açik olarak gerekçelendirilmesini, içerir..
35. Bu hakkin unsurlarindan biri olan “açiklama ve ispat hakki” uyarinca taraflar, uyusmazlikla ilgili açiklamada bulunma, iddia ve savunmalarini ileri sürme ve ispat etme hakkina sahip olup bu haktan esit sekilde yararlanirlar. Bu durum silahlarin esitligi ilkesi olarak da ifade edilmektedir. Avrupa Insan Haklari Mahkemesine (AIHM) göre silahlarin esitligi ilkesi, davanin bir tarafini, diger taraf karsisinda belirli bir dezavantaj içine sokmayacak sartlar altinda, her bir tarafin deliller de dâhil olmak üzere, davasini ortaya koymak için makul ve kabul edilebilir olanaklara sahip olmasi zorunlulugu seklinde ifade edilmistir (Inceoglu, S.; A. Yargilanma Hakki, Anayasa Mahkemesine Bireysel Basvuru El Kitaplari Serisi-4, 2018, s. 115).
36. Silahlarin esitligi ilkesi geregince taraflar hakkaniyete uygun olarak yargilamanin tüm safhasi boyunca hak ve yükümlülükler bakimindan esit sartlara sahip olmali, bu amaçla da gerek taleplerini ifade ederken gerekse iddia ve savunmalarini ispata yarar delillerini sunarken taraflara ayni imkânlar taninmalidir.
37. Tüm açiklamalar isiginda somut olaya gelindiginde; karsilikli olarak evlilik birliginin temelinden sarsilmasi sebebine dayali olarak açilan bosanma davasinda davali-karsi davaci vekili tarafindan sunulan tanik listesinde davali-karsi davacinin ayni zamanda vekili olan …’in de tanik olarak gösterildigi, taniklarin dinlenecekleri vakia hakkinda bir sinirlama yapilmadigi, mahkemece bozma öncesi 02.06.2014 tarihli durusmada bu tanigin dinlenmesi talebinin reddedildigi görülmüstür.
38. Avukat vekâleten takip etmekte oldugu bir davada taraflara oranla üçüncü kisi konumunda oldugundan görevi nedeniyle ögrendigi hususlar disinda taniklik etmek zorunda olup (Kuru, B.; Hukuk Muhakemeleri Usulü, Altinci Baski, Cilt 3, 2001, s. 2574), tanik olarak dinlenilmesinde de yasal engel bulunmamaktadir.
39. Davali-karsi davaci vekilinin delil listesinde yer alan ayni zamanda vekili olan tanigin yasal olarak dinlenilmesinin mümkün oldugu, bu tanigin da diger taniklar gibi HMK’nin 240. ve devami maddeleri geregince dinlenilmesi gerektigi, aksi durumda esasen hukuki dinlenilme ve buna bagli olarak adil yargilanma hakkinin ihlaline sebebiyet verilmis olunacagi, savunma hakkinin kisitlanacagi asikârdir. Ayrica yargilamanin geçirdigi safhalar ile dosyada mevcut bilgi ve belgelerin degerlendirilmesi sonucu delil listesinde yer alan bu tanigin dinlenilmesi talebinin davayi uzatma amaciyla yapilmadigi da anlasilmaktadir. Bu nedenlerle davali-karsi davaci tanigi dinlenilip tüm deliller birlikte degerlendirilerek sonucu uyarinca bir karar verilmesi gerekmektedir.
40. Hukuk Genel Kurulunda yapilan görüsmeler sirasinda, davali-karsi davacinin ayni zamanda vekili olan kisinin tanik olarak dinlenilmesinin silahlarin esitligi ve adil yargilanma ilkesine aykiri olacagi, davali-karsi davaci vekilinin davadaki avukatlik görevini biraktiktan sonra tanik olarak dinlenilmesi gerektigi, HMK’nin 72/1 maddesi uyarinca vekil araciligiyla takip edilen davalarda temsile iliskin hükümlerin uygulanacagi, vekilin taraf olmasa da tarafin temsilcisi oldugu, ayni davada vekillik ve taniklik görevlerinin bagdasmayacagi, hukuk davalarinda vekillerin yargilamanin tüm safhalarinda aktif olarak taraf adina gerek usuli gerekse esasa iliskin bütün islemleri yürüttükleri, davada taraf olmayan kisilerin tanik olarak gösterilmesi gerektigi (HMK m. 240/1), diger taniklarin dinlenilmesi asamasinda vekillerin hazir bulunduklari da düsünüldügünde tarafin ayni zamanda vekili olan tanigin dinlenilmesinin hak kaybina da neden olacagi, bu nedenlerle direnme kararinin onanmasi ancak sair temyiz itirazlarina yönelik inceleme yapilmak üzere dosyanin Özel daireye gönderilmesi gerektigi görüsü ileri sürülmüs ise de, bu görüs yukarida açiklanan sebeplerle Kurul çogunlugunca benimsenmemistir.
41. O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararina uyulmasi gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykiri olup direnme karari bozulmalidir.
SONUÇ : Açiklanan nedenlerle;
Davali-karsi davaci vekilinin temyiz itirazlarinin kabulüyle direnme kararinin Özel Daire bozma kararinda gösterilen nedenlerden dolayi 6100 Sayili Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfiyla uygulanmakta olan 1086 Sayili Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi geregince BOZULMASINA,
Istek hâlinde temyiz pesin harcinin yatirana geri verilmesine,
Ayni Kanun’un 440. maddesi uyarinca kararin teblig tarihinden itibaren on bes gün içerisinde karar düzeltme yolu açik olmak üzere 24.06.2020 tarihinde oy çoklugu ile karar verildi.
KARSI OY
6100 Sayili HMK 240/1. maddede davada taraf olmayan kisilerin tanik olarak gösterilebilecegi düzenlenmis olup olumsuz anlamiyla davanin taraflarinin tanik olarak dinlenmesi mümkün degildir. Avukat davanin tarafi olmadigi için tanik olarak dinlenebilecegi düsünülebilir ise de diger usul kurallari ve ilgili maddi hukuk kurallari da gözetilerek avukatin vekil olarak görev yaptigi dosyada tanik olarak dinlenmesinin mümkün olup olmadigi degerlendirilmelidir.
Avukatlik, kamu hizmeti ve serbest bir meslek olmakla birlikte (1136 Sayili Avukatlik Kanunu 1/1), davanin vekil araciligiyla açilmasi ve takip edilmesinde, kanunlardaki özel hükümler sakli kalmak üzere, Borçlar Kanununun temsile iliskin hükümleri uygulanir (HMK 72/1). Bu hükümde de belirtildigi üzere avukat dosyanin tarafi olmasa da tarafin temsilcisidir. Avukat tarafin temsilcisi olarak özel yetki gerektiren hâller sakli kalmak üzere taraf yemini ve isticvap gibi bazi istisnalar disinda tarafin yapabildigi tüm islemleri yapabilmekte, tarafin yapamayacagi islemleri de yine tarafa bagli olarak yapamamaktadir. Ayrica bu temsil yetkisini kullanirken vekâlet verenin açik talimatina uyma (TBK 505/1) ve üstlendigi isi vekâlet verenin hakli menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütme (TBK 506/2) yükümlülügü altinda da bulunmaktadir.
Tarafin tanik olarak dinlenme yasagi 1086 Sayili HUMK döneminde de uygulanmasina ragmen HUMK’da bu konuda açik bir hüküm yer almamaktadir. Ancak HMK bu konuya verdigi önemi gösterir sekilde tarafin tanik olarak dinlenemeyecegini açikça düzenlemistir. Tarafin tanik olarak dinlenemeyecegini gösteren açik bir düzenleme karsisinda tamamen tarafin talimatina uyma, tarafin hakli menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle isi yürütme yükümlülügü altinda olan ve tarafin temsilcisi olan avukatin da temsilci durumunda oldugu için tarafin sahip olmadigi bir yetkiyi kullanamayacagi ve tarafin tanik olma yasaginin tarafin temsilcisi olan avukat için de geçerli oldugunun kabulü gerekir.
Taraflar davanin dayanagi olan vakialara iliskin açiklamalarini gerçege uygun biçimde yapmakla yükümlüdürler (HMK 29/2). Maddede düzenlenen ve temel yargilama ilkelerinden olan dogruyu söyleme yükümlülügünün kapsamiyla ilgili olarak madde gerekçesinde, taraflarin yargilamada kendi menfaatlerine uygun olarak neleri ileri sürüp sürmeyecekleri konusunda serbest olduklari, aleyhlerine olan hususlari beyan etmelerinin beklenemeyecegi ancak ileri sürdükleri hususlarin dogru olmasi beyan ve açiklamalarinin gerçege aykiri olmamasi gerektigi belirtilmistir. Madde gerekçesiyle birlikte degerlendirildiginde, tarafin yaptigi açiklamalarin dogru olmasi gerekir ise de lehine ve aleyhine tüm vakialari ileri sürmek zorunda olmadigi gibi karsi tarafin ileri sürdügü vakialara iliskin olarak da tam bir açiklama yapmak ve ikrar niteliginde beyanda bulunmak zorunda degildir.
Tanik ise tanikliktan çekinme hakki bulunmadigi takdirde taniklik yapmak zorunda olup (HMK 253/1) çekinme hakkinin bulunmamasi ya da tanikliktan çekinme hakki bulunan hâllerde çekinme hakkini kullanmamis ise kendisine sorulan sorulara cevap vermek zorundadir (HMK 253/2). Ayrica tanik gerçege aykiri beyanda bulunmamak ve dogruyu söylemekle de yükümlüdür (HMK 256/1, HMK 258/3 ve (HMK 264/1).
Bu hükümleri karsilastirdigimizda taraf kendi lehine olmayan hususlari ileri sürmek ve karsi tarafin ileri sürdügü hususlari ikrar etmekle yükümlü olmadigi hâlde tanik mutlak biçimde dogruyu söylemek ve gerçegin ortaya çikmasi için kendisine sorulan sorulara dogru biçimde cevap vermekle yükümlüdür. Taniga bu sorular hâkim tarafinda sorulabilecegi gibi (HMK 263/3 ve 263/4) tarafin veya karsi tarafin vekilinin dogrudan, tarafin ise hâkim araciligiyla (HMK 152/1) soru yöneltmesi mümkündür.
Görüldügü gibi taraflarin ve tanigin dogruyu söyleme yükümlülügünün kapsami, sinirlari ve sonuçlari kismen farkliliklar içermekte olup avukatin taraf temsilcisi olarak tabi olacagi sinirlar ile taraf tanigi olarak tabi olacagi sinirlar tam uyusmadigindan avukatin vekil olarak görev yaptigi dosyada tanik olarak dinlenmesi, temsil ettigi kisinin ileri sürmedigi hususlarin bizzat avukati tarafindan açiklanmak zorunda kalinmasi gibi temsil olunanin menfaatleriyle ve temsilci sifatinin gerekleriyle bagdasmayan sonuçlari da ortaya çikabilecektir.
Avukat bu görevi nedeniyle ögrendigi konularda tanikliktan çekinme hakkina sahip ise de olayin görgü tanigi olmasi gibi görevinden bagimsiz olarak bilgi sahibi oldugu konularda çekinme hakki bulunmamaktadir. Avukatin vekil olarak görev yaptigi dosyada tanik olarak dinlenebileceginin kabulü hâlinde avukat kendi müvekkilinin tanigi olabilecegi gibi ayni avukati karsi taraf da tanik olarak gösterebilecektir. Karsi taraf avukatinin tanik olarak gösterilerek müvekkilinin ileri sürmedigi hususlari açiklamaya zorlanabilecek olmasi da avukatin davada üstlendigi rol ve görev itibariyla da uygun bir durum degildir.
Tanigin dogruyu söylemek zorunda olmasinin bir diger sonucu tanigin objektif ve tarafsiz olmasi gerektigidir. Bunun sonucu olarak kural tanigin dogruyu söylemis oldugu olup aksine nedenler olmadikça beyanina itibar edilecek ve beyani hükme esas alinacaktir.
Mahkeme kararlarinin dogru ve adil olmasi yaninda, güvenilir oldugu algisinin da saglanabilmesi için özde adalet yaninda gözde adaletin de gerçeklesmesi gerekir. Taraf sadece vekilini tanik olarak bildirmis ve dayanilan vakia hakkinda baskaca da tanik olmadigi için beyani hükme esas alinmis ise tanik olarak dinlendigi zaman kesiti disinda yargilamada, tamamen müvekkilinin temsilcisi olarak hareket eden bir kimsenin tanik olarak dinlenip beyaninin hükme esas alinmasi yargilamanin adil yapilmadigi, kararin adalete uygun olmadigi düsüncesine de yol açabilir. Böyle bir düsüncenin ortaya çikmamasi, diger bir ifadeyle özde adalet yaninda gözde adaletin de saglanmasi için, avukatin ne temsilcisi oldugu tarafça ne de karsi tarafça tanik olarak gösterilemeyecegini kabul etmek de daha uygun olacaktir.
1136 Sayili Avukatlik Kanununda; Avukatlarin, kendilerine tevdi edilen veya gerek avukatlik görevi, gerekse Türkiye Barolar Birligi ve barolar organlarindaki görevleri dolayisiyla ögrendikleri hususlari açiga vurmalarinin yasak oldugu (36/1), Avukatlarin birinci fikrada yazili hususlar hakkinda taniklik edebilmeleri, is sahibinin muvafakatini almis olmalarina bagli oldugu, ancak, bu hâlde dahi avukatin taniklik etmekten çekinebilecegi, çekinme hakkinin kullanilmasinin hukuki ve cezai sorumluluk dogurmayacagi (36/2) düzenlenmis ise de bu hüküm avukatin hâlen vekil olarak görev yaptigi dosyaya özgü bir hüküm olarak degerlendirilip sinirlandirilamaz. Zira bir avukat bu hüküm nedeniyle vekil olarak görev yapmadigi dosyada dahi tanikliktan çekinme hakkina sahiptir. Avukat degisik dosyalarda vekil olarak görev yapmis olmasi nedeniyle ögrendigi hususlarda vekil olarak görev yapmadigi dosyalarda dâhi tanikliktan çekinebileceginden, bu hükme dayali olarak avukatin taraf vekili olarak hâlen görev yaptigi dosyada tanik olarak dinlenmesinin mümkün oldugu sonucu çikarilamayacaktir.
1136 Sayili Avukatlik Kanunu 38. maddede avukatin hangi hâllerde isi reddetmek zorunda oldugu düzenlenmis ve bunlar arasinda evvelce hâkim, hâkem, Cumhuriyet savcisi, bilirkisi veya memur olarak o iste görev yapmis olmasi da sayilmistir. Bu sayilanlar arasinda daha önce tanik olarak dinlenmis olmasinin sayilmamis olmasina; yukarida açiklanan hususlarla birlikte degerlendirildiginde avukatin vekil olarak görevli oldugu davada tanik olarak dinlenmesinin mümkün oldugu seklinde bir anlam yüklenemeyecek bunun yerine, avukatliktan istifa ederek ayrilmis ise o dosyada tanik olarak dinlenebilecegi, sayet avukat olarak görev almadan önce tanik olarak dinlenilmis ise bu taniklik beyaninin artik hükme esas alinamayacagi seklinde yorumlanabilecektir.
Yapilan yargilama sirasinda tanik dinletme ve bilirkisi görüsüne basvurulmasi hakki da dâhil olmak üzere delillerin ibrazi ve degerlendirilmesi adil yargilanma hakkinin unsurlarindan biri olarak kabul edilen silahlarin esitligi ilkesi kapsaminda kabul edilmekte olup, bu ilke ve yargilamaya etkin katilim hakki ile çelismeli yargilama ilkesi, adil yargilanma hakkinin somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nin 36. maddesi uyarinca inceleme yaptigi bir çok kararinda, ilgili hükmü Sözlesmenin 6. maddesi ve AIHM içtihadi isiginda yorumlamak suretiyle, gerek Sözlesmenin lafzi içeriginde yer alan gerek AIHM içtihadiyla adil yargilanma hakkinin kapsamina dâhil edilen bu ilke ve haklara, Anayasanin 36. maddesi kapsaminda yer vermektedir. (Basvuru No.2012/13, 2/7/2013,§ 38 ve B. No. 2013/4424, 06/03/2014, § 19).
Taraflar arasinda hakkaniyete uygun bir dengenin saglanmasini amaçlayan silahlarin esitligi ilkesi, mahkeme önünde sahip olunan hak ve yükümlülükler bakimindan taraflar arasinda esitligin saglanmasi ve bu dengenin yargilamanin her asamasinda korunmasini ifade etmekte olup, bu usuli güvence geregince, uyusmazligin her iki tarafina da savunmasinin temel dayanagi olan delilleri sunma imkâni taninmalidir (B. No. 2012/998, 7/11/2013, § 37; B. No. 2013/2116, 23/1/2014, § 21; Benzer yöndeki AIHM karari için B.K.. De Haes ve Gijsels/Belgium, B. No. 19983/92,24/02/1997, § 58). Silahlarin esitligi ilkesi kapsaminda aranan usuli imkânlar noktasindaki denge, taraflarin taniklari arasinda da farkli muamele yapilmamasini gerektirir. Ancak yargilama sirasinda bir tarafin tanigina özel bir agirlik verilmemisse ve mahkeme hükmü baska delillerle desteklenerek olusturulmussa, silahlarin esitligi ilkesine aykiri ve sonucu itibariyla bir tarafi diger taraf karsisinda önemli bir dezavantaj içine sokan bir uygulamanin varligindan söz etmek mümkün degildir (Benzer yöndeki AIHM karari için B.K.. Ankerl/Switzerland, B. No. 17748/91, 23/10/1996, § 38) (B. No. 2013/4424, 06/03/2014, § 20).
Taniklar, hâkim tarafindan ayri ayri dinlenir ve biri dinlenirken henüz dinlenmemis olanlar salonda bulunamazlar. Taniklar gerektiginde yüzlestirilirler (HMK 261/1). Durusmaya katilan taraf vekilleri; taniklara, bilirkisilere ve durusmaya çagrilan diger kisilere, durusma disiplinine uygun olarak dogrudan soru yöneltebilirler (HMK 152/1).
Bu hükümlerle birlikte degerlendirdigimizde özellikle taniklarin farkli günlerde dinlendigi durumlarda avukat tanik olarak dinlendigi zaman kesiti disinda taraf vekili olarak durusmada hazir bulunacak hâkimin ve taraflarin üzerinde durdugu ve sordugu sorular hakkinda bilgi sahibi olacak ve diger taniklara göre yargilamada daha ayricalikli bir konumda yer alacaktir. Ayrica tanik olarak dinlendigi zaman kesitinde müvekkili durusmada bulunmuyor ise davaci taraf bos durumda oldugu halde yine davayi takip etmis durumda bulunacak ve bu sirada yargilamada hem tarafsiz tanik hem de taraf temsilcisi konumunu muhafaza etmis olacaktir. Ayrica HMK’da taniklarin birbirine soru sormasi mümkün olmadigi hâlde tanik olarak dinlendigi zaman kesiti disinda özellikle farkli günde dinlenen taniklara taraf vekili olarak soru sorma imkânina sahip olacaktir. Bu ise taraf vekilinin kendi tanikligini öne çikarma amaçli diger taniklara soru sorabilmesine zemin hazirladigi hâlde diger taniklar kendisine soru sorma hakkina sahip bulunmamaktadir. Bu ise taraflarin taniklarinin esit kosullar altinda dinlenmemesi sonucunu doguracaktir.
Taraflarin taniklarinin esit kosullar altinda dinlenmesi adil yargilanma hakkinin da bir geregi olup vekilin taraf oldugu davada tanik olarak dinlenmesi taraf taniklarinin esit kosullar altinda dinlenmemesi sonucunu doguracagindan avukatin vekil oldugu davada tanik olarak dinlenmesi adil yargilanma hakkina ve bu kapsamda olan silahlarin esitligi ilkesine de aykiri bir sonuç ortaya çikaracaktir.
Tüm bu nedenlerle tarafin temsilcisi durumundaki avukatin vekil olarak görev yaptigi dosyada tanik olarak dinlenmesi mümkün olmadigindan, direnme uygun bulunarak temyiz nedenleri incelenmek üzere dosyanin özel daireye gönderilmesi gerektigi görüsünde oldugumuzdan hükmün bozulmasi yönünde olusan degerli çogunluk görüsüne katilamiyoruz.
kazanci.com.tr
