Kira uyarlama davasında, dava devam ederken ihtiyati tedbir kararı ile yeni kira bedeli belirlenebilir
Kira uyarlama davasında, dava devam ederken ihtiyati tedbir kararı ile yeni kira bedeli belirlenebilir
Pandemi nedeniyle kira bedelinin düsürülüp düsürülmeyecegi konusunda taraflar arasinda uyusmazlik olusmus, kiraci pandemi sebebiyle müsteri kaybindan dolayi kira uyarlamasi istemekte, temerrüde düsmenin önlenmesini talep etmektedir. Uyarlama davasindan beklenen, sözlesmenin gerçeklesen olaganüstü duruma ragmen kosullarin degistirilmesi ile ayakta tutulmasidir.
T.C.
Yargitay
3. Hukuk Dairesi
2021/3452 E., 2021/6001 K.
Içtihat Metni
BASVURUSU : BURSA BÖLGE ADLIYE MAHKEMESI BASKANLAR KURULU
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Baskanlar Kurulunun, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin kesin kararlari arasindaki uyusmazligin giderilmesi istemine iliskin talebi üzerine; dosya içerisindeki bütün kagitlar okunup, geregi düsünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
5235 sayili “Adli Yargi Ilk Derece Mahkemeleri Ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kurulus, Görev Ve Yetkileri Hakkinda Kanun”un 35 inci maddesinde; Bölge Adliye Mahkemesi Baskanlar Kurulunun görevleri düzenlenmis olup, anilan maddenin 3. bendinde de, “3. Re’sen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet bassavcisinin, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanununa göre istinaf yoluna basvurma hakki bulunanlarin, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasinda ya da bu mahkeme ile baska bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasinda uyusmazlik bulunmasi hâlinde bu uyusmazligin giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüslerini de ekleyerek Yargitaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek,,” hükmüne yer verilmistir.
Belirtilen hüküm ile, ilgili bölge adliye mahkemesi baskanlar kurulunca; benzer olaylarda verilen kesin nitelikteki kararlar arasindaki uyusmazlik ile ilgili Yargitay’dan karar verilmesini istemeleri halinde izleyecekleri usul detayli olarak düzenlenmis olup, burada basvurunun gerekçeli olarak, baskanlar kurulunun kendi görüslerinin de eklenmesi suretiyle yapilacagi açikça kural altina alinmistir.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Baskanlar Kurulunun 09.04.2021 tarihli ve 2021/1 esas sayili basvurusunda; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2020/1596 esas-2020/1499 karar sayili dosyasi ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 2020/2164 esas -2021/50 karar sayili kesin kararlari arasinda, uyarlama davalarinda, ihtiyati tedbir karari verilip verilemeyecegi hakkinda görüs farkliliklari nedeniyle uyusmazlik bulundugu bildirilip, 5235 sayili Adli Yargi Ilk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kurulus, Görev ve Yetkileri Hakkinda Kanun’un Baskanlar Kurulunun Görevleri baslikli 35/1-3 maddesi kapsaminda uyusmazliklarin giderilmesi talep edilmistir. Bursa 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 05/11/2020 tarih, 2020/1107 esas sayili dosyasinda, davaci; davaliya ait tasinmazda kiraci olarak anaokulu islettigini, ülke genelinde etkili olan pandemi süreci nedeni ile is hacminde %80-85 oraninda düsüs oldugunu, TBK’nin 138. maddesine göre borçlunun hakimden sözlesmenin kosullara uyarlanmasini isteme, bu mümkün olmadigi takdirde sözlesmeden dönme hakkina sahip olacaginin düzenlendigini, HMK’nin 389. maddesine göre ihtiyati tedbir taleplerinin oldugunu belirterek, kendisine ait is yeri faaliyetinin durdugu 15/03/2020 -01/06/2020 tarihlerini kapsayan ve mücbir sebepte geçen sürenin kira süresi sonuna eklenmesi ve is hacmindeki düsüs nedeniyle kira parasinin %50 oraninda indirilerek uyarlanmasina karar verilmesi talebiyle dava açtigi, ilk derece mahkemesince davaci vekilinin ihtiyati tedbir talebinin HMK’nun 389. vd. maddeleri uyarinca sartlari olusmadigi anlasildigindan reddine karar verildigi, kararin davaci tarafindan istinaf edilmesi üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’nin kesin olan 14/12/2020 tarih, 2020/1596-2020/1499 esas karar sayili karari ile; Istinaf basvurusunun kabulüne, Bursa 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/1107 esas sayili dava dosyasinda verilen 05/11/2020 tarihli ara kararin HMK 353/1-b-2 maddesi uyarinca kaldirilmasina, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, davacinin 14/06/2018 tasdik tarihli kira sözlesmesi ile kiracisi oldugu kiralananin aylik kirasinin 03/06/2020 tarihinden itibaren isleyen henüz ödenmemis kiralarin ve bu karar tarihinden itibaren isleyecek kiralarin aylik takdiren KDV hariç 6.000TL olarak ödenmesi hususunda ihtiyati tedbir konulmasina, Ihtiyati tedbirin mahkemece HMK’nun 396/1 maddesi uyarinca 6 aylik süreler içerisinde ve toplanan delil durumuna, alinan tedbirler ve tedbirlerin davaci üzerindeki etkilerine göre yeniden degerlendirilmesine, kesin olarak karar verilmistir.
Ankara Bati 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 23/11/2020 tarih, 2020/1055 esas sayili dosyasinda; Davaci sirketin davali Etimesgut Belediyesinin kiracisi oldugunu, mülkiyeti belediyeye ait olan tasinmaz üzerinde bulunan dügün salonlari ve müstemilati kisminda olusan isletmenin 5 yil süreli kiralandigini, davaci ile belediye arasinda imzalanan kira sözlesmesinde kiralanan mecurun kullanim amaci ve niteliginin dügün salonlari ve müstemilati olarak açikça belirtildigini, pandemi nedeniyle en az %83’e kadar müsteri kaybi yasandigini, dügün salonunun tamamen kullanim amacini yitirdigini ileri sürerek kiraci sirketin kira bedelini ödeyememekten kaynaklanacak temerrüt nedeniyle tahliye tehdidine maruz kalmamasi ve magduriyet yasanmamasi için ihtiyati tedbir karari verilmesini ve nihai karar verilinceye kadar kira bedelinin 02/07/2020 tarihinden baslayarak 25.800TL ödenmesi yönünde karar verilmesi istemiyle dava açtigi, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildigi, kararin davaci tarafindan istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi’nin tarih, 2020/2164 esas, 2021/50 karar sayili karari ile; Yargitay uygulamalarinda kabul edildigi ve 6100 sayili HMK’nun 391. maddesi gerekçesinde açiklandigi üzere dava sonunda elde edilecek faydayi saglayacak sekilde baska bir deyisle davanin ve uyusmazligin esasini halleder sekilde ihtiyati tedbir karari verilmesi dogru degildir. Ayrica ihtiyati tedbir ancak uyusmazlik konusu hakkinda verilebilir. Somut olayda, pandemi nedeniyle kira bedelinin düsürülüp düsürülmeyecegi konusunda taraflar arasinda uyusmazlik bulunmaktadir. Uyusmazligin niteligi yargilamayi gerektirdigi ve uyusmazligin esasini halleder nitelikte ihtiyati tedbir karari verilemeyecegi anlasildigindan incelenen mahkeme karari usul ve yasaya uygun bulundugundan, dava vekilinin istinaf kanun yolu basvuru isteminin esastan reddine kesin olarak karar verilmistir.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin benzer olayda verdikleri kesin nitelikteki kararlari arasinda uyusmazlik bulundugundan bu uyusmazliklarin 5235 sayili Adli Yargi Ilk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kurulus, Görev ve Yetkileri Hakkinda Kanun’un 35/1-3 maddesine göre giderilmesi gerektigi sonucuna varilmistir.
Bilindigi üzere; Hukukumuzda sözlesmeye baglilik (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda) ve sözlesme serbestligi ilkeleri kabul edilmistir. Bu ilkelere göre, sözlesme yapildigi andaki gibi aynen uygulanmalidir. Es söyleyisle, sözlesme kosullari borçlu için sonradan agirlasmis, edimler dengesi sonradan çikan olaylar nedeni ile degismis olsa bile, borçlu sözlesmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Sözlesmeye baglilik ilkesi, hukuki güvenlik, dogruluk, dürüstlük kuralinin bir geregi olarak sözlesme hukukunun temel ilkesini olusturmaktadir. Ancak 6098 sayili TBK öncesindeki dönemde de Yargitay Içtihatlari ile gelisen uygulamada bu ilke özel hukukun diger ilkeleriyle sinirlandirilmistir. Türk hukukunda da öteden beri TMK’ nun 2 ve 4. maddesinden de esinlenilerek, hem sözlesmenin degisen kosullara uyarlanmasi ( Clausula Rebus Sic Stantibus) ilkesi, hem de Islem Temelinin Çökmesi Kurami uygulanmak suretiyle, uyarlanma davalarinin görülebilir oldugu benimsenmistir.
Yargitay tarafindan benimsenen ve sözlesmeye baglilik ilkesinin istinasini olusturan, uyarlama davasi 6098 Sayili TBK’nun yasalastirilmasi sirasinda da benimsenerek, 6098 Sayili Yasanin 138. maddesinde “Asiri Ifa Güçlügü” madde basligi altinda düzenlemis, “Sözlesmenin yapildigi sirada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olaganüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çikar ve sözlesmenin yapildigi sirada mevcut olgulari, kendisinden ifanin istenmesini dürüstlük kurallarina aykiri düsecek derecede borçlu aleyhine degistirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemis veya ifanin asiri ölçüde güçlesmesinden dogan haklarini sakli tutarak ifa etmis olursa borçlu, hâkimden sözlesmenin yeni kosullara uyarlanmasini isteme, bu mümkün olmadigi takdirde sözlesmeden dönme hakkina sahiptir. Sürekli edimli sözlesmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkinin yerine fesih hakkini kullanir. Bu madde hükmü yabanci para borçlarinda da uygulanir.” hükmüne yer verilmistir. Ilgi maddenin gerekçesinde de “Bu yeni düzenleme, ögreti ve uygulamada sözlesmeye baglilik (ahde vefa) ilkesinin istisnalarindan biri olarak kabul edilen, islem temelinin çökmesine iliskindir. Imkânsizlik kavramindan farkli olan asiri ifa güçlügüne dayanan uyarlama isteminin temeli, Türk
Medenî Kanunu’nun 2. maddesinde öngörülen dürüstlük kurallaridir. Ancak, sözlesmenin degisen kosullara uyarlanmasi ya da dönme hakkinin kullanilmasi, su dört kosulun birlikte gerçeklesmesine baglidir.
a. Sözlesmenin yapildigi sirada, taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olaganüstü bir durum ortaya çikmis olmalidir.
b. Bu durum borçludan kaynaklanmamis olmalidir.
c. Bu durum, sözlesmenin yapildigi sirada mevcut olgulari, kendisinden ifanin istenmesini dürüstlük kurallarina aykiri düsecek derecede borçlu aleyhine degistirmis olmalidir.
d. Borçlu, borcunu henüz ifa etmemis veya ifanin asiri ölçüde güçlesmesinden dogan haklarini sakli tutarak ifa etmis olmalidir.
Maddeye göre, uyarlamanin bütün kosullari gerçeklesmisse borçlu, hâkimden sözlesmenin yeni kosullara uyarlanmasini isteyebilir. Bunun mümkün olmamasi hâlinde borçlu, sözlesmeden dönebilir; sürekli edimli sözlesmelerde ise kural olarak, fesih hakkini kullanir.” denilerek TBK öncesi Yargitay uygulamasinda kabul edilen uyarlama davasi yasa maddesi haline getirilmistir.
Bilindigi üzere; bir kimsenin tek tarafli irade beyaniyla yeni bir hukuki iliski meydana getirebildigi hallerde kurucu (insai-yenilik dogurucu) haklarin varligindan sözedilir. Kural olarak insai hak sahibinin bu hakkini tek tarafli olarak kullanmasiyla hukuki sonuç dogar. Ancak bazi insai haklarda hak sahibinin bu hakkini tek tarafli olarak kullanmasiyla hukuki sonuç kendiliginden dogmaz. Bu insai haklarin mutlaka mahkeme araciligi ile kullanilmasi gerekir. Mahkeme insai davanin kabulüne karar verirse bu karar insai niteliktedir. Çünkü bu kabul karari ile yeni bir hukuki durum yaratilir. Bu durumda açilan davaya insai dava denilebilir ve bu insai hakkina dayanarak mahkemeden bir hukuki durumun degistirilmesine veya kaldirilmasina veya yeni bir hukuki durumun yaratilmasina karar verilmesini ister. Insai davalarin kabulü halinde verilen insai kararlar kural olarak gelecege etkilidir. Yani bu hakkin kazanilmasi ile ortaya çikan yenilik dogurucu etki kural olarak gelecek için olup geçmise etkili degildir. Toplumsal hayatin ve insan iliskilerinin karmasik hale gelmesinin hukuk alanindaki yansimalarindan bir tanesi de, uyusmazliklarin kisa süre içerisinde çözümlenmesinin güçlesmesidir. Bu sakincalarin giderilmesi amaciyla, henüz uyusmazligin sona ermesini beklemeden ve uyusmazlik sona erinceye kadar kisilerin hukukî menfaatlerini geçici olarak güvence altina alma ihtiyaci dogmustur. Bu ihtiyaç karsimiza geçici hukuki koruma yollarini çikarmistir. Ihtiyati tedbirde geçici hukuki korumalardan en önemlisidir.
Ihtiyati tedbir ögretide …kesin hükme kadar devam eden yargilama boyunca, davaci veya davalinin (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karsi öngörülmüs geçici nitelikte, genis veya sinirli olabilen hukuki korumadir. seklinde tarif edilmistir (Medeni Usul Hukuku 12. Baski Sh.714-Prof. Dr. Hakan Pekcanitez, Prof. Dr. Oguz Atalay, Prof. Dr. Muhammet Özekes). Anilan tariften de anlasilacagi üzere ihtiyati tedbirin diger fonksiyonlari yaninda davanin devami sirasinda ve verilecek hükmün kesinlesmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu sey üzerinde yeni bir takim ihtilaflarin çikmasini da önleyici niteligi itibariyle geçici bir hukuki korumadir. 6100 sayili HMK’nun 389 vd. maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir de amaç karsi tarafi cezalandirmak baski altina almak degil, hakkin korunmasina hizmet etmek olmalidir. Esas hakkindaki hükme kadar taraflar açisindan davanin uzamasindan kaynaklanan sakincalari gidermek ve geçici hukuki koruma saglamak, böylelikle davacinin açmis oldugu davayi kazanmasi halinde dava konusu olan seye kavusmasini daha dava sirasinda güvence altina almak, taraflar arasindaki sözlesmenin dava süresince ayakta kalmasina yardimci olmak amaciyla basvurulan geçici hukuki korumalardandir. Tedbir kararinin verilmesi sonrasinda kosullarda bir degisiklik oldugunda bu degisen sartlara uygun olarak ihtiyati tedbir karari talep üzerine kaldirilabilecegi gibi gözden geçirilip gerekirse degisiklige gidilebilir.
Ihtiyatî tedbir yargilamasinda tam bir ispata gerek yoktur. Mahkemenin, ihtiyatî tedbir isteyenin hakkinin mevcut olduguna kanaat getirmesi, baska bir ifade ile onun hakliligini kuvvetle muhtemel görmesi yeterlidir (Arens/Lüke, 1994: 482; Musielak, 1995: 396; Thomas/Putzo, 1995: 1416; Kuru-Usul, C III, 1991: 3075; Bilge/Önen, 1978: 374; Ansay, 1960: 197; Yilmaz, s. 51).
Mahkemenin incelemesi, sadece ihtiyatî tedbir talebinin kabule deger olup olmadigini takdir edebilecek kanaatin kendisinde uyanmasi ile sinirli olmalidir. Davanin esasi hakkinda karar vermedigi için, ihtiyatî tedbir karari ile sinirli olarak kanaatini açiklayan hâkim, bu sebeple reddedilemez.
Ihtiyatî tedbir karari geçici bir karar olup, durum ve sartlarin degismesi halinde degistirilebilir veya kaldirilabilir. Bu nedenle ihtiyatî tedbir kararlari kesin hüküm teskil etmedikleri gibi, asil dava konusu olan hakkin varligina da karine teskil etmezler. Buna göre, ihtiyatî tedbir talebinin kabul veya reddine karar verilmesi, asil davanin da kabul veya reddini gerektirmez.
Bir geçici hukukî koruma önlemi niteliginde olan ihtiyatî tedbirlerin üç türü oldugu kabul edilmektedir. Bunlar “teminat amaçli”, “eda amaçli” ve “düzenleme amaçli” ihtiyatî tedbirlerdir. Teminat amaçli tedbirler, ihtiyatî tedbirlerin temel seklidir. Tedbire konu mal veya hakkin muhafaza altina alinmasi veya bir yediemine tevdii ya da bir seyin yapilmasi veya yapilmamasi gibi, sakincayi ortadan kaldiracak veya zarari engelleyecek her türlü tedbire karar verilebilir.
Eda amaçli tedbirler; ihtilâf konusu olan hakkin geçici olarak ifa edilmesi, mahkemece tedbiren bir seyin verilmesi, bir isin yapilmasi veya yapilmamasi gibi taleplerin geçici olarak gerçeklestirilmesi amaçlanmaktadir.
Düzenleme amaçli tedbirler ise; ihtilâfli hukukî iliskinin geçici olarak düzenlenmesini amaçlar. Burada müstakbel bir edimin yerine getirilmesinden ziyâde, mevcut hukukî iliski hakkinda hukukî barisin korunmasi için geçici olarak düzenleme yapilmasi söz konusudur. Nitekim Türk Borçlar Kanunu’nun 138. maddesine dayanarak mahkemeye basvuran tarafin uyarlama talebi kabul edilmedigi takdirde, sözlesmeden dönme/sözlesmeyi fesih sonuçlari söz konusu olacaktir. Dolayisiyla sözlesmesel iliskin sona erip ermeyeceginin belirlenecegi yargilama sürecinde sözlesmesel iliskinin korunmasina yönelik verilecek tedbir düzenleyici amaçli tedbir niteliginde olacaktir.
Her ne kadar ögretide ve HMK öncesi bazi Yargitay kararlarinda, asil uyusmazligi çözecek nitelikte, uyusmazligin özüne iliskin olarak ihtiyati tedbir karari verilemeyecegi kabul edilmis ise de; 6100 Sayili Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarisinda 395. maddesinin birinci fikrasinda yer alan asil uyusmazligi çözecek nitelikte olmamak sartiyla, ibaresi, TBMM Adalet Komisyonundaki görüsmeler sirasinda HMK taslak madde metninden çikarilmistir. Kanun koyucunun bu ibareyi taslak metinden çikarmasindaki amacin, bu ilkenin dar (kati) yorumlanmasi sonucu, uyusmazliklarin sonuçlanmasi uzun zaman almasindan dolayi davacinin çogu kez davayi kazandigi halde, dava ile elde etmek istedigi sonuca ulasamadigindan kaynakli olarak olusabilecek magduriyetlerin önüne geçmek oldugu sonucuna varilabilir
Yukaridaki açiklamalar isiginda somut olaya bakildiginda; Covid-19 salgin (pandemisi) hastaliginin dogrudan veya salginin önlenmesi amaçli kisitlayici ve yasaklayici idari tedbirlerden olumsuz etkilenme nedeniyle kira bedelinin uyarlanmasi davasi ile, sözlesmenin imzalanmasindan sonra meydana gelen, toplumun büyük kismini etkileyerek taraflarin sosyal, ekonomik dengesini bozan salgin sonrasinda taraflardan biri için edimin ifasinin katlanilamayacak hâle gelmesi nedeniyle kira sözlesme kosullarinin (bedelinin) degisen kosullara uyarlanmasi talep edilmektedir. Burada uyarlama istemindeki amaç sözlesmenin feshi veya dönme degil, sözlesmenin ayakta tutulmasidir. Uyarlama davalari insai davalardan olup, yargilama sonucu verilen mahkeme karari ile sonuç dogurur. Pandemi nedeniyle açilan uyarlama talepli dava sürecinin uzamasi halinde etkilerinin dahada agirlasmasi söz konusu olacaktir. Dava açilmasiyla baslangiçta verilecek tedbir kararlarinin; pandeminin seyri, alinan tedbir kararlarinin esnetilmesi ve sikilastirilmasindan kaynakli olarak olumsuz etkilenen kiracilarin faaliyet gösterdigi sektördeki etkileri, kiracinin indirimli kirayi ödemedeki suistimali ve kiracinin yargilamayi uzatmaya matuf hareketleri gibi hallerde mahkemece talep üzerine her zaman degisiklige gidilebilecegi ve dava sonucunda taraflarin alacaklarini faizi ile tahsil imkani dikkate alinarak her somut dosya bazinda degerlendirilmesi gerektigi izahtan varestedir. Tedbir karari verilmemesi durumunda; dogrudan veya önleme amaçli idari kararlar nedeniyle pandemiden kaynaklanan ekonomik darliga bagli olarak kira bedelinin eksik ödenmesi nedeniyle Türk Borçlar Kanunu’nun 315. maddesi uyarinca sözlesmenin feshi ile temerrüt nedeniyle tahliyesi mümkün hale gelir. Uyarlama davalarinda amaç taraflar arasindaki sözlesmenin ayakta tutulmasi ile gerçeklesen olaganüstü durumlar karsisinda baslangiçta var olan edimler arasindaki adaletin yeniden tesis edilmesidir. Uyarlama talepli olarak açilan davalarda ihtiyati tedbir karari verilmediginde, dava sonuna kadar kira sözlesmesinin ayakta tutulmasi bazi hallerde mümkün olmayabilir. Uyarlama davasindan beklenen, sözlesmenin gerçeklesen olaganüstü duruma ragmen kosullarin degistirilmesi ile ayakta tutulmasidir. Açilan davada esas hakkindaki hükme kadar taraflar açisindan davanin uzamasindan kaynaklanan sakincalari gidermek ve geçici hukuki koruma saglamak, böylelikle davacinin açmis oldugu davayi kazanmasi halinde dava konusu olan seye kavusmasini daha dava sirasinda güvence altina almak magduriyetin önüne geçmek amaciyla tedbir karari verilebilir. Aksi halde özellikle pandeminin dogrudan dogruya etkisi nedeniyle veya salgin önleme amaçli idari tedbirler nedeniyle faaliyetleri yasaklanan veya kisitlanan sektörlerdeki isletmelerin kiracilari isletme cirolarinin azalmasi nedeniyle asiri ifa güçlügüne düsüp kiralarini ödeyememe durumunda kalip, uyarlama davasinin sonuçlanmasina kadar temerrüt nedeniyle sözlesmenin feshiyle kiralanandan tahliye edilebilecek ve uyarlama davasi ile amaçlanan sözlesmenin ayakta tutulmasi amacina ulasilamayacak, yargilama sonucu verilecek uyarlama karari bir sekilde islevsiz hale gelecektir.
Bu açiklamalar isiginda, salgin (pandemi) hastalik sebebiyle, kira sözlesme kosullarinin (kira bedelinin) uyarlanmasina iliskin açilan davada sartlarin gerçeklesmesi durumunda ihtiyati tedbir karari verilmesinin HMK m.389 vd. hükümlerine uygun oldugundan, Ankara 15. Bölge Adliye Mahkemesinin, kira bedelinin uyarlanmasi davasinda, davanin ve uyusmazligin esasini halleder sekilde ihtiyati tedbir karari verilemeyecegi gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine iliskin kararina karsi yapilan istinaf talebinin reddine iliskin karari yerinde degildir.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin kesin kararlari arasindaki uyusmazligin bu çerçevede giderilmesi gerekmistir.
SONUÇ: Yukarida açiklanan nedenlerle, salgin (pandemi) hastalik sebebiyle kira bedelinin uyarlanmasina iliskin davalarda, davanin ve uyusmazligin esasini halleder sekilde ihtiyati tedbir karari verilemeyecegine iliskin verilen ret kararinin usul ve yasaya uygun bulunmadigi, HMK 389 vd. maddelerindeki kosullarin bulunmasi halinde ihtiyati tedbir karari verilebilecegi; seklinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairelerinin kesin kararlari arasindaki görüs ve uygulama uyusmazliklarinin bu sekilde giderilmesine,
Karardan bir suretin Tüm Bölge Adliye Mahkemesi Baskanliklarina iletilmek üzere HSK Genel Sekreterligine gönderilmesine,
5235 sayili Kanun m.35/1-(3) bendi uyarinca, kesin olarak 04/06/2021 tarihinde oy birligi ile karar verildi.
hukukihaber.net
