Mobbing sebebiyle maddi manevi tazminat, İstifa ödemesi, İş sözleşmesinin istifa ile sona ermemesi

Mobbing sebebiyle maddi manevi tazminat, İstifa ödemesi, İş sözleşmesinin istifa ile sona ermemesi

vioft2nnt8|2000BDFC6638|yunusbirbilen|tbl_sayfa|metin|0xfdff411302000000f900000001000800

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2017/22-486
K. 2021/691
T. 3.6.2021

MOBBING NEDENIYLE MANEVI TAZMINAT ( Davaci Lehine Hükmedilen Manevi Tazminat Miktari 75.000 TL Olup Olay Tarihi Taraflar Arasindaki Olaylarin Gelisim Sekli Taraflarin Ekonomik ve Sosyal Durumlari Dikkate Alindiginda Davaci Lehine Takdir Edilen Manevi Tazminat Miktarinin Fazla Oldugu )

ISTIFA ÖDENTISI Istifa Ederek Isten Ayrilan Isçi Kural Olarak Kidem Tazminati Alamaz Ise de Aksinin Taraflarca Kararlastirilabilecegi )

HIZMET SÜRESI BES YILI ASMAKLA BIRLIKTE IS SÖZLESMESININ ISTIFA ILE SONA ERMEMESI ( Davacinin Is Sözlesmesini Hakli Sebeple Feshederek Kidem Tazminatina Hak Kazandigi Bu Nedenle Ayrica Istifa Ödentisini de Talep Etmesinin Mümkün Olmadigi )

4721/m.24,26,121,158,174

ÖZET : Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyusmazlik; somut olayda,

1- Mobbing nedeniyle mahkemece hüküm altina alinan manevi tazminat miktarinin fazla olup olmadigi;

2- Mobbing nedeniyle is sözlesmesini hakli nedenle fesheden ve kidem tazminati hüküm altina alinan davacinin bes yillik hizmet süresini tamamlayan çalisanin istegi ile istifasi hâlinde kidem tazminati esas alinarak hesaplanacagi kararlastirilan istifa ödentisine de hak kazanip kazanamadigi noktalarinda toplanmaktadir.

1- Mobbingi olusturan eylem, tutum ve davranislarin olus sekli, gelisimi ve özellikleri, mobbinge maruz kalinan süre, taraflarin konumu gözetildiginde, davaci lehine manevi tazminat isteme sartlarinin olustugu ancak ihtilafin hükmedilen manevi tazminatin tutari noktasinda oldugu anlasilmaktadir. Davaci lehine hükmedilen manevi tazminat miktari 75.000TL olup, olay tarihi, taraflar arasindaki olaylarin gelisim sekli, taraflarin ekonomik ve sosyal durumlari dikkate alindiginda davaci lehine takdir edilen manevi tazminat miktarinin fazla oldugu ortadadir. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararina uyulmasi gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykiridir.

2- Istifa ederek isten ayrilan isçi kural olarak kidem tazminati alamaz ise de, aksinin taraflarca kararlastirilabilecegi, ne var ki, davacinin hizmet süresi bes yili asmakla birlikte is sözlesmesinin istifa ile sona ermedigi, davacinin is sözlesmesini hakli sebeple feshederek kidem tazminatina hak kazandigi, bu nedenle ayrica istifa ödentisini de talep etmesinin mümkün olmadigi anlasilmistir. O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararina uymak gerekirken direnme karari verilmesi usul ve yasaya aykiridir.

DAVA : 1. Taraflar arasinda “isçilik alacagi” davasindan dolayi yapilan yargilama sonunda, … 17. Is Mahkemesince verilen davanin kismen kabulüne iliskin karar, taraf vekilleri tarafindan temyizi üzerine Yargitay (Kapatilan) 22. Hukuk Dairesince yapilan inceleme sonunda bozulmus, mahkemece Özel Daire bozma kararina karsi kismen uyma, kismen direnme karari verilmistir.

2. Direnme karari taraf vekilleri tarafindan temyiz edilmistir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten ve direnme kararinin verildigi tarih itibariyle 6100 Sayili Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan mülga 1086 Sayili Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 Sayili Kanunla degisikligi öncesi hâliyle 438. maddesinin 2. fikrasi geregince direnme kararlarinin temyiz incelemesinde durusma yapilamayacagindan davali vekilinin durusma isteginin reddine karar verildikten sonra geregi görüsüldü:

KARAR : I. YARGILAMA SÜRECI

Davaci Istemi:

4. Davaci vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davali isyerinde 15.11.2002 tarihinden itibaren her yil yenilenen is sözlesmeleriyle idari görevli olarak çalismaya basladigini, iki-üç yil içinde terfi alan müvekkilinin program sorumlusu unvaniyla görevine devam ettigini, 2008 yilina kadar her yil terfi alarak mesleginde ilerledigini, onore ve taltif edildigini, 2008 yilinda dogum yapan müvekkilinin yasal izinlerini kullandiktan sonra isinin basina döndügünü, ancak 2009 yilinin Mayis ayinda çocuklarindan birinin canavan hastasi oldugunu ögrenen müvekkilinin yikildigini ancak kendini toparlayarak hayatini buna göre organize ettigini, ev hayati ile çalisma hayatini birbirinden ayri tutup bu olayin çalisma hayatini etkilemesine izin vermedigini, çocugunun rahatsizligini ögrenen davali isveren yetkililerinin ve özellikle o dönemdeki süpervizörü …’nin tekrar eden ve süreklilik arz edecek sekilde psikolojik taciz, küçük düsürme, asagilama ve hakaretlerine maruz kaldigini, elindeki islerin kendisinden alindigini, yetenek ve becerilerinin çok altinda, uzmanlik alani ile ilgisi olmayan, basit ve siradan isleri yapmasi istenerek pasifize edilmeye çalisildigini, yaptigi islerin taciz amaciyla isyeri yetkilileri tarafindan sürekli ve yogun bir biçimde takip edildigini, kasten çeliskili talimatlar verilerek hata yapmaya sevk edilip, sonra da bu hatalar sebebiyle haksiz yere yöneticilere sikâyet edildigini, maruz kaldigi bu davranislardan davali sirket yetkililerini haberdar etmesine ragmen sirket tarafindan tatmin edici tedbirler alinmadigini, oglunun rahatsizligi ögrenildikten sonra sürekli olarak “senin sinirlerin bozuk, ilaç tedavisi görmelisin, sen en iyisi kisa dönem veya part time çalis, daha iyisi çalismayi birak, kendine baska bir is bak” seklinde asagilayici ve küçük düsürücü sözlü saldirilarda bulunularak baski uygulandigini, müvekkilinin dogum izninden önce uluslararasi satin alma yapip, Japon muhasebe sistemini bildigi için sirketin muhasebesini tuttugunu, iki ayri uluslararasi egitim programi yürüttügünü, bu programlarin bütçelendirilmesi, bütçenin denetlenmesi ve monitörize edilmesi islerini sürdürdügünü, IT is ve islemlerini yürüttügünü, ancak dogum izninden sonra elindeki bütün görevlerinin kendisinden alindigini ve davali sirket temsilcilerine ve misafirlerine çay servisi yaptirma, kapiya ve telefona baktirma, fotokopi çektirme gibi görevler verildigini, isyerindeki pozisyonu program sorumlusu iken sekreter hatta hizmetli konumuna indirgendigini, müvekkili dogum iznindeyken yerine … isimli bir isçinin alindigini, egitim ve tecrübe itibariyle müvekkilinden çok gerilerde olan bu çalisan ile müvekkili arasinda … tarafindan belirgin bir rekabet yaratilmaya ve müvekkilinin kiskirtilarak isyerinde sorun çikarmasinin saglanmaya çalisildigini, bu kisiye müvekkiline verilen ücretin iki kati ücret ödendigini, müvekkilinden talep edilen sekreterlik ve hizmetli islerinin ondan talep edilmedigini, bu kisinin de sirket yöneticilerinin arkasinda olmasina güvenerek müvekkiline emir ve talimat vermeye çalistigini, 2010 yilinda egitimini almadigi bir programi kullanarak islem yapmasinin istenildigini ve islem sirasinda bazi bilgilerin kaybolmasina neden oldugunu, akabinde bir sirket ile anlasarak bu bilgilerin bazilarinin kurtarilmasini sagladigini, sözü edilen sirketin bu is için 3.000USD hizmet bedeli talep etmis olmasina ragmen ücreti 1.000USD’ye indirtmeyi basardigini, bu hadise bahane edilerek müvekkilinin 2010 yili ikramiyesinden %20 kesinti yapildigini, 2009 yili Eylül ayinda baskan Mizuochi’den sonra görev yapan baskan … ile toplanti sonrasinda müvekkilinin toplantida aldigi notlarla ilgili …’ye bir sey sormak istedigini, ne var ki bütün çalisanlarin içinde adi geçen sahsin birdenbire sözlü asagilama, tehdit ve siddetli bir sekilde bagirmasina maruz kaldigini, sinirleri bozularak agladigini, müvekkilinin bu olayi ve diger olaylari ilgililere aktardigini, isyeri yetkilileri tarafindan sürekli yersiz ve haksiz elestirilere ve kontrol disi tepki vermesinin saglanmasi için provokasyona maruz birakildigini, yaptigi islerin müvekkilinin haberi olmadan degistirilerek hatali hâle getirildigini, performans degerlendirmelerinin de …’nun yanlis sikâyetleri ile dolu oldugundan performans ikramiyesi ve ücret zamlarinin düstügünü, süpervizörünün yaklasik iki yildir defalarca isten ayrilmasi gerektigini söyleyerek baski yaptigini, hastalik gibi olaylarda tüm çalisanlara gösterilen müsamahanin kendisine gösterilmedigini, diger personeller müsait olmasina ragmen ve oglu hastanede yatarken sürekli sehir disi is seyahatlerine gönderildigini, seyahat dönüsü yine kötülenip sikâyet edildigini, bu durumlari yetkililere bildirdigi hâlde hiçbir önlem alinmadigini, müvekkilinin magduriyetinin katlanarak büyümesine seyirci kalindigini, psikolojik tacize müdahale etmeyen davali isverence manevi tazminat ödenmesi gerektigini, is sözlesmesini psikolojik taciz nedeniyle hakli nedenle feshettiginden kidem tazminatina hak kazandigini, ayrica is sözlesmesinin eklerinden olan “Çalisma Saatleri, Ise Gitmeme ve Diger Konular Hakkinda Yönetmelikler” in 20. maddesi uyarinca istifa ödentisi de ödenmesi gerektigini, fazla çalisma ücreti ile yilda bir defa aylik ücret tutarinda ödenmesi gereken 2011 yili performans ikramiyesinin de ödenmedigini ileri sürerek; manevi tazminat, kidem tazminati, fazla çalisma ücreti, istifa ödentisi, ikramiye alacaklarinin davalidan tahsilini talep etmis, manevi tazminatin basin yoluyla ilaninin da hüküm altina alinmasini istemistir.

Davali Cevabi:

5. Davali vekili cevap dilekçesinde; müvekkili sirkette süpervizör olarak çalisan …’nin davacinin oglunun hastaligini ögrenmesi üzerine durumu üst düzey yöneticilerle ve merkez ofis psikologu ile görüstügünü, psikologun tavsiyesi üzerine davacinin is yükünün hafifletildigini ve bu konuda kendisine destek olacaklarinin bildirildigini, ancak davacinin bu yardimlari oglunun hastaligindan dolayi içinde bulundugu psikoloji nedeniyle asagilayici bir durum olarak nitelendirdigini, iddia ettiginin aksine is yükünün hafifletilmesinin kendisini sekreter pozisyonuna indirgeme amaci tasimadigini, çalisma saatleri ve is yogunlugu üzerinde esneklik saglanmaya çalisilsa da davacinin … Türkiye Ofisi’ndeki isinin dogumdan sonra da devam ettigini, davacinin hiçbir zaman muhasebeden dogrudan sorumlu olmadigini, muhasebe isinin bayan Yoko tarafindan gerçeklestirildigini, ayrica çay servisinde ve hizmetli olarak çalistirildigi iddiasinin da dogru olmadigini, zira üst yöneticiler de dahil olmak üzere isyerinde çalisan herkesin çay ve kahvelerini ortak kullanim alaninda bulunan sebillerden sagladigini, davacinin bu iddiasinin sirkette olumsuzluk arama çabasinin bir ürünü oldugunu, …’in üniversite mezunu olup, Japon Uluslararasi Isbirligi Bankasi ve Alman Kalkinma Bankasi uluslararasi kredi programlarinda deneyim sahibi oldugunu, bu nedenle sirketin daha deneyimli personel kullanmayi tercih etmesinin hayatin olagan akisina uygun oldugunu, davaci tarafindan üst düzey yöneticilere gönderilen elektronik postalara en kisa sürede cevap verildigini ve davacinin bu cevaplar için tesekkürlerini bildirdigini, ikramiye ödemesinin 2009 yilinda yürürlüge giren performans degerlendirmesi kriterlerine göre adil sekilde yapildigini, birkaç çalisan gibi kendisinden beklenen performansi gösterememesi sebebiyle (A) alarak %80 ikramiyeye hak kazandigini, program sorumlusu unvaniyla bilgi teknolojileri sorumlusu olarak çalistigini, oglunun rahatsizligi nedeniyle yildirma politikasi uygulanmasi bir yana, oglunun medikal ihtiyaçlarinin karsilanmasi amaciyla bagis toplanmasina dair sirket içi yazismalardan anlasilacagi üzere davaciya destek olundugunu, yeni bir is bulmasi sebebiyle is sözlesmesini fesheden davacinin kidem tazminatina hak kazanmadigini, sirketin manevi tazminat sorumlulugunun bulunmadigini, istifa ödentisinin ödenmesinin sirket yöneticilerinin inisiyatifinde olup davaci yeni is bulma gerekçesiyle is sözlesmesini feshettiginden yöneticilerin bu ödemeyi yapmama karari aldiklarini, fazla çalisma ücreti ve 2011 yilina ait ikramiye alacaginin da bulunmadigini belirterek davanin reddini savunmustur.

Mahkeme Karari:

6. … 17. Is Mahkemesi’nin 22.05.2014 tarihli ve 2011/1651 E., 2014/330 K. sayili karari ile; davali isveren vekilinin davaciya karsi Isveçli çalisma psikologu … tarafindan yapilan siniflandirmaya göre 1. grup davranislar: Kendini göstermek ve iletisim olusumunu etkilemek, 2. grup davranislar: Sosyal iliskilere saldiri 3. grup davranislar: Itibariniza saldiri 4. grup davranislar: Kisinin yasam kalitesi ve mesleki durumuna saldiri 5. grup davranislar :Kisinin sagligina dogrudan saldiri olarak belirlenen 5 tip psikolojik yildirma davranisi seklinden her bir gruba uyar sekilde davranislarinin oldugu, davacinin 2008 yilindan itibaren görev degisikligi, olumsuz tutum ve davranislara kasitli ve sistematik olarak maruz kaldigi, bu nedenle is sözlesmesini feshetmekte hakli oldugu, bu durumu isveren yetkililerine bildirmesine ragmen gerekli önlemleri almayan davali isverenin davaciya karsi manevi tazminat ve kidem tazminati ödemekle yükümlü oldugu, taraflar arasindaki sözlesmenin eki Yönetmeligin 20. maddesine göre istifa ödentisine de hak kazandigi, yine fazla çalisma ve performans ikramiyesine de hak kazandigi gerekçesiyle davanin kismen kabulüne karar verilmistir.

Özel Daire Bozma Karari:

7. … 17. Is Mahkemesi’nin yukarida belirtilen kararina karsi süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuslardir.

8. Yargitay (Kapatilan) 22. Hukuk Dairesinin 20.10.2015 tarihli ve 2014/24895 E., 2015/29215 K. sayili karari ile taraflarin sair temyiz itirazlarinin reddine karar verildikten sonra; “…2-Kisilik haklari hukuka aykiri olarak saldiriya ugrayan kimse manevi tazminat ödenmesini isteyebilir. Hakim, manevi tazminatin miktarini belirlerken, saldiri olusturan eylem ve olayin özelligi yaninda, kusur durumunu, taraflarin sifatini, isgal ettikleri makami ve diger sosyal ve ekonomik durumlarini dikkate almalidir. Tutarin belirlenmesinde her olaya göre degisebilecek özel durum ve kosullarin bulunacagi da gözetilerek takdir hakkini etkileyen sebepler, karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde gösterilmelidir. Takdir edilecek bu tutar, zarara ugrayanda manevi huzuru dogurmayi gerçeklestirecek tazminata benzer bir islevi olan özgün bir nitelik tasir. Bir ceza olmadigi gibi malvarligi hukukuna dair bir zararin karsilanmasini da amaç edinmemistir. O halde bu tazminatin siniri onun amacina göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulasmak için gerekli olan kadar olmalidir.

Somut olayda, mobbingi olusturan eylem, tutum ve davranislarin olus sekli, gelisimi ve özellikleri, mobbinge maruz kalinan süre, taraflarin konumu ve yukarida açiklanan ilkeler gözetildiginde, davaci yararina hüküm altina alinan 75.000,00 TL manevi tazminatin fazla oldugu açikça belli olmaktadir. Mahkemece, daha alt düzeyde belirlenecek bir miktarda manevi tazminat takdir edilmelidir.

3-)4857 Sayili Is Kanunu’nun 120. maddesi uyarinca yürürlükte birakilan mülga 1475 Sayili Is Kanunu’nun 14. maddesinde “Toplu sözlesmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kidem tazminatlarinin yillik miktari, Devlet Memurlari Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 Sayili Emekli Sandigi Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yili için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez” seklinde kurala yer verilmistir. Bu halde, hükme esas alinan bilirkisi raporunda kidem tazminatinin hesaplanmasinda fesih tarihinde geçerli olan tavan tutarin nazara alinmamasi hatali olmustur.

4-)Davaliya ait isyerinde yürürlükte bulunan yönetmeligin 20. maddesinde “Eger en az bes yillik bir hizmet süresini tamamlamis çalisan istegi ile istifa ederse, … tarafindan istifa ödentisi verilebilir. Istifa ödentisinin hesaplanmasi kidem tazminati hesaplamalari ile ayni olacaktir” hükmü kabul edilmistir. Bu hüküm ile amaçlanan, istifa sebebiyle kidem tazminati ödemesine hak kazanamamis isçiye, bu ödeme yerine istifa ödentisi adi altinda ödeme yapilabilmesine imkan saglamaktir. Mahkemece, davacinin bahsi geçen yönetmelik maddesi uyarinca istifa ödentisine hak kazandigi kabul edilmistir. Ne var ki, söz konusu maddenin istifa yoluyla is sözlesmesini sona erdiren isçiler bakimindan uygulanma kabiliyeti bulunmaktadir. Isçinin hakli bir sebebe dayanmadan is sözlesmesini feshi, istifa olarak degerlendirilmelidir. Somut olayda ise, davaci is sözlesmesini hakli sebeple feshederek kidem tazminatina hak kazanmistir. Bu halde, davacinin ayrica istifa ödentisine hak kazanmadigi anlasildigindan talebin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi hatali olmustur.

5-) 07.10.2013 tarihli bilirkisi raporunda, davacinin fazla çalisma ücreti talebi detayli bir sekilde degerlendirilerek, talebin reddine yönelik mütalaa bildirilmistir. Söz konusu mütalaa, somut olayin özelligine ve dosya kapsamina uygun olup, bu mütalaa dogrultusunda fazla çalisma ücreti talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, talep miktarinin dahi asilarak yazili gerekçeyle alacagin hüküm altina alinmasi hatalidir.

6-)Davali vekilince süresinde ileri sürülen islaha karsi zamanasimi savunmasinin degerlendirilmemesi bir diger hatali yöndür.

7-)Davacinin ücretinin Amerikan Dolari olarak ödendigi anlasilmakta olup, dava dilekçesinde alacaklarin Türk Lirasi üzerinden hükme baglanmasi talep edilmistir. Bu halde, mahkemece, hesaplanan alacaklarin Türk Lirasina çevrilmesinde, dava tarihinde geçerli olan döviz kurunun (Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasi’nca belirlenen efektif satis kurunun) esas alinmasi gerekliliginin nazara alinmamis olmasi hatalidir.

8-)Dava dilekçesinde, diger istemlerin yani sira, davali aleyhine verilecek kararin, 4721 Sayili Türk Medeni Kanunu’nun 25. maddesi ve 818 Sayili Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi uyarinca basin yoluyla ilanina karar verilmesi talep edilmis olup, mahkemece söz konusu talep hakkinda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi, 6100 Sayili Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesine aykiridir.” gerekçeleriyle karar bozulmustur.

Direnme Karari:

9. Bozma karari sonrasi dosyanin tevzi edildigi … 20. Is Mahkemesi’nin 14.07.2016 tarihli ve 2015/2781 E., 2016/496 K. sayili karari ile; davacinin 2008 yilindan 2011 yilina kadar uzun bir süre kasitli ve sistematik olarak görev degisikligi yapilarak yeteneklerinin altinda bir iste çalistirilmasi, bagirma, “beceriksiz, yetersiz, basarisiz, isini yapamiyorsun, birak git” seklindeki söylemlerle asagilayici, hor gören olumsuz tutum ve davranislara maruz kaldigi, ayrica kendini göstermek ve iletisim olusumunu etkileyen sosyal iliskilerine ve itibarina saldiri niteliginde bulunan, davacinin yasam kalitesi ve mesleki durumuna ve sagligina dogrudan saldiri niteligi tasiyan, iskence suçu kapsaminda bezdirici davranislara maruz kaldigi, kaldi ki bu durumun bizzat mobbingi önlemekle yükümlü olan davali isveren temsilcisi tarafindan gerçeklestirildigi,davacinin bu durumun gerçeklesmesinde kusurunun bulunmadigi, kisiligine yönelik saldiri sonucunda olusan manevi zararin giderilmesinde miktar belirlenirken maddi zararin giderilmesi amaçlanmadigi gibi, davacinin sosyal ve ekonomik durumu ile davali tarafin sosyal ve ekonomik durumu nazara alinarak belirlenen miktarin mobbingi olusturan eylemlerin agirligi ve gerçeklestigi özel durum ve kosullara uygun oldugu kabul edildiginden Özel Dairenin manevi tazminatin belirlenmesine yönelik bozma gerekçesine istirak edilmedigi, istifa ödentisi alacagina gelince; Yönetmeligin 20. maddesine göre 5 yillik hizmet süresinin tamamlanmasindan sonra istifa hâlinde, hesaplama yöntemi kidem tazminati ile ayni olan istifa ödentisi verilebileceginin hüküm altina alindigi, Yönetmelikte isçinin is sözlesmesini hakli sebeple feshetmemesi hâlinde ödenecegine dair bir açiklik bulunmadigi, bu nedenle Dairenin buna iliskin bozma gerekçesine de istirak edilmedigi, ayrica hesabinda kidem tazminatina atif yapildigindan yeniden tavan miktari göz önüne alinarak yapilan hesaplama dogrultusunda karar verildigi belirtilerek bozma kararinin (2) ve (4) numarali bozma nedenleri yönünden direnme karari, diger bozma nedenleri bakimindan uyma karari verilmistir.

Direnme Kararinin Temyizi:

10. Direnme karari süresi içinde taraf vekilleri tarafindan temyiz edilmistir.

II. UYUSMAZLIK

11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyusmazlik; somut olayda,

(1-) Mobbing nedeniyle mahkemece hüküm altina alinan manevi tazminat miktarinin fazla olup olmadigi;

(2-) Mobbing nedeniyle is sözlesmesini hakli nedenle fesheden ve kidem tazminati hüküm altina alinan davacinin “Çalisma Saatleri, Ise Gitmeme ve Diger Konular Hakkinda Yönetmelikler” geregi bes yillik hizmet süresini tamamlayan çalisanin istegi ile istifasi hâlinde kidem tazminati esas alinarak hesaplanacagi kararlastirilan istifa ödentisine de hak kazanip kazanamadigi;

noktalarinda toplanmaktadir.

III. GEREKÇE

A. (1) numarali uyusmazlik yönünden;

12. Uyusmazligin çözümü açisindan öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardir.

13. Manevi zarar, kisilik degerlerinde olusan objektif eksilmedir. Duyulan aci, çekilen izdirap manevi zarar degil, onun görüntüsü olarak ortaya çikabilir. Aci ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu, tüzel kisileri ve bilinçsizleri; öte yandan, acilarini içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarindan yoksun birakmamak için yasalar manevi tazminat verilebilecek bazi olgulari özel olarak düzenlemistir.

14. Bunlar kisilik degerlerinin zedelenmesi 4721 Sayili Türk Medeni Kanunu (TMK m. 24), isme saldiri (TMK m.26), nisan bozulmasi (TMK m.121), evlenmenin butlani (TMK m.158/2), bosanma (TMK m.174/2), bedensel zarar ve ölüme neden olma 818 Sayili Borçlar Kanunu (BK m.47) durumlarindan biri ve kisilik haklarinin zedelenmesi (BK m.49) olarak siralanabilir.

15. Manevi tazminat ise bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için kanunun öngördügü bir telafi seklidir. 22.06.1966 tarih, 1966/7 E. ve 1966/7 K. sayili Yargitay Içtihadi Birlestirme Kararinda da belirtildigi üzere manevi tazminat bir yönüyle de insanlardaki kirginlik ve kizginligi, hatta intikam duygusunu tatmin etme aracidir. Amaci, olaydan duyulan aci, izdirap, elem ve kizginligi kismen olsun dindirmek, olayi unutturarak tekrar normal hayata dönüsü saglamaktir. Bu nedenlerle de manevi tazminatin bir taraf için zenginlesme, diger taraf için de fakirlesme araci olarak görülmemesi gerekir.

16. 4721 Sayili Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesiyle mülga 818 Sayili BK’nin 49. maddesi diger yasal düzenlemelere nazaran daha kapsamlidir.

17. 4721 Sayili Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesine göre;

“Hukuka aykiri olarak kisilik hakkina saldirilan kimse, hâkimden, saldirida bulunanlara karsi korunmasini isteyebilir.

Kisilik hakki zedelenen kimsenin rizasi, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdigi yetkinin kullanilmasi sebeplerinden biriyle hakli kilinmadikça, kisilik haklarina yapilan her saldiri hukuka aykiridir”.

18. Dava konusu olayin meydana geldigi ve davanin açildigi tarihte yürürlükte bulunan ve uygulanmasi gereken mülga 818 Sayili BK’nin Sahsi Menfaatlerin Haleldar Olmasi” baslikli 49. maddesinde ise;

“Sahsiyet hakki hukuka aykiri bir sekilde tecavüze ugrayan kisi, ugradigi manevi zarara karsilik manevi tazminat namiyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir.

Hakim, manevi tazminatin miktarini tayin ederken, taraflarin sifatini, isgal ettikleri makami ve diger sosyal ve ekonomik durumlarini da dikkate alir.

Hakim, bu tazminatin ödenmesi yerine, diger bir tazmin sureti ikame veya ilave edebilecegi gibi tecavüzü kinayan bir karar vermekle yetinebilir ve bu kararin basin yolu ile ilanina da hükmedebilir.” düzenlemelerine yer verilmistir.

19. Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve BK’nin 49. maddelerinde belirlenen kisisel haklar, bedensel ve ruhsal tamlik ve yasam ile nesep gibi insanin, insan olmasindan güç alan varliklar ya da kisinin adi, onuru ve sir alani gibi dolayli varliklar olarak iki kesimlidir.

20. Görüldügü üzere BK’nin 49. maddesi geregince kisilik haklari zarara ugrayanlarin manevi tazminat isteme haklari vardir.

21. Mülga 818 Sayili Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi hükmüne göre, hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak, manevi zarar adi ile hak sahibine verilmesine karar verecegi tutar adalete uygun olmalidir. Bu para tutari aslinda ne tazminat, ne de cezadir, çünkü mamelek hukukuna iliskin zararin karsilanmasini amaç edinmedigi gibi, kusurlu olana yalniz hukukun ihlalinden dolayi uygulanan bir yaptirim da degildir. Aksine zarara ugrayanda bir huzur duygusu uyandirmayi, ayni zamanda ruhi izdirabin dindirilmesini amaç edindiginden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardir. O hâlde bu tazminatin siniri, onun amacina göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut durumda elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulasmak için gerekli olan kadar olmalidir.

22. Hâkim manevi tazminatin miktarini tayin ederken, saldiri teskil eden eylem ve olayin özelligi yaninda, taraflarin kusur oranini, sifatini, isgal ettikleri makami, diger sosyal ve ekonomik durumlarini, paranin alim gücünü, olayin meydana gelis sekli ve agirligini da dikkate almalidir.

23. Miktarin belirlenmesinde her olaya göre degisebilecek özel hâl ve sartlarin bulunacagi da gözetilerek takdir hakkini etkileyecek nedenler, karar yerinde objektif olarak gösterilmelidir. Çünkü Kanunun takdir hakki verdigi hususlarda hâkimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm verecegi 4721 Sayili TMK’nin 4. maddesinde belirtilmistir.

24. Manevi tazminat duyulan elem ve izdirabin kismen ve imkân nisbetinde dindirilmesini amaçladigindan, hâkim 4721 Sayili TMK’nin 4. maddesi geregince hak ve nesafete göre takdir hakkini kullanarak manevi tazminat miktarini belirlemelidir.

25. Tüm bu açiklamalar ve yasal düzenlemeler isiginda somut olay incelendiginde; mobbingi olusturan eylem, tutum ve davranislarin olus sekli, gelisimi ve özellikleri, mobbinge maruz kalinan süre, taraflarin konumu gözetildiginde, davaci lehine manevi tazminat isteme sartlarinin olustugu ancak ihtilafin hükmedilen manevi tazminatin tutari noktasinda oldugu anlasilmaktadir.

26. Davaci lehine hükmedilen manevi tazminat miktari 75.000TL olup, olay tarihi, taraflar arasindaki olaylarin gelisim sekli, taraflarin ekonomik ve sosyal durumlari dikkate alindiginda davaci lehine takdir edilen manevi tazminat miktarinin fazla oldugu ortadadir.

27. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararina uyulmasi gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykiridir.

28. Bu nedenle direnme karari bozulmalidir.

B. (2) numarali uyusmazlik yönünden;

29. Fesih bildirimi tek tarafli irade beyani olup, bu beyan belirsiz süreli is sözlesmelerinde süre verilerek sözlesmenin sona erdirilmesinde kullanilabilecegi gibi, belirli ya da belirsiz süreli sözlesmelerin hakli nedene dayanarak, isçi veya isveren tarafindan süre verilmeksizin sona erdirilmesinde de kullanilmaktadir. Bu nedenle is sözlesmelerinde fesih bildirimi, sözlesmeyi belirli bir sürenin geçmesiyle ya da derhal sona erdiren, karsi tarafa yöneltilmesi gerekli tek tarafli bir irade beyani olup muhataba ulasmasi ile sonuç dogurur.

30. Is sözlesmelerinde fesih bildiriminde bulunma hakki, kural olarak her iki tarafa da taninmistir. Hukukî niteligi itibariyle fesih bildirimi, yenilik doguran bir hak oldugundan beyanin karsi tarafa ulasmasi ile sonuç doguracagindan karsi tarafin kabulüne gerek yoktur.

31. Bozucu yenilik dogurucu bir hakkin kullanimi olan fesih bildirimi ile is sözlesmesi sona ereceginden, bildirimin belirli ve açik sekilde yapilmasi gerekmektedir. Bu nedenle fesih bildiriminde bulunan tarafin sözlesmeyi sona erdirme isteginin bildirimden açikça anlasilmasi gerekmektedir. Bunun için sözlesmeyi sona erdirme iradesi açikça anlasilmayan teklif veya soru seklindeki beyanlar fesih bildirimi sayilamaz (Çelik, N.; Is Hukuk Dersleri, 26. Baski, … 2013, s. 205).

32. Isçinin hakli sebeple is sözlesmesini derhal feshi, 4857 Sayili Is Kanunu’nun 24. maddesinde düzenlenmis, isçinin süreli fesih bildirimi Is Kanunu’nun 17. maddesinde düzenlenmistir. Isçinin istifasi ise Kanunda özel olarak düzenlenmemistir. 4857 Sayili Is Kanunu’nun 120. maddesi yollamasiyla hâlen yürürlükte bulunan 1475 Sayili Is Kanunu’nun “Kidem Tazminati” baslikli 14. maddesinde de kidem tazminatina hak kazandiran nedenler sinirli olarak sayilmis olup, istifa kidem tazminatina hak kazandiran is sözlesmesinin sona erme nedenleri arasinda yer almamaktadir.

33. Isçinin hakli bir sebebe dayanmadan ve bildirim süresi tanimaksizin is sözlesmesini feshetmesi istifa olarak degerlendirilmelidir. Istifa iradesinin karsi tarafa ulasmasiyla birlikte is iliskisi sona erer.

34. Is Hukukunda da herkes tarafindan uyulmasi gereken, taraflarin iradesi ile degistirilmesi mümkün olmayan emredici kurallarin bulundugu açiktir. Ancak bazi emredici kurallar vardir ki, bunlarin temel amaci isçiyi korumak oldugundan, isçi aleyhine degistirilmesi mümkün olmayan bu normlarin aksinin sözlesme ile isçi lehine degistirilmesi mümkündür.

35. Is sözlesmesinin istifa ile sona ermesi hâlinde isçi kural olarak kidem tazminatina hak kazanamaz ise de, aksinin sözlesme ile isçi lehine degistirilmesi mümkündür.

36. Tüm bu açiklamalar ve yasal düzenlemeler isiginda somut olay incelendiginde; Çalisma Saatleri, Ise Gitmeme ve Diger Konular Hakkinda Yönetmelik’in 20. maddesi; “Eger en az bes yillik bir hizmet süresini tamamlamis çalisan istegi ile istifa ederse … tarafindan istifa ödentisi verilebilir. Istifa ödentisinin hesaplanmasi kidem tazminati hesaplamasi ile ayni olacaktir” seklinde düzenleme içermektedir. Bu düzenlemeye bakildiginda istifa ödentisine hak kazanabilmek için en az bes yillik çalisma ve istifa ederek is sözlesmesinin sona ermesi sartlarinin gerçeklesmesinin gerektigi anlasilmaktadir.

37. Istifa ederek isten ayrilan isçi kural olarak kidem tazminati alamaz ise de, aksinin taraflarca kararlastirilabilecegi, Yönetmelik maddesinin amacinin da istifa sebebiyle kidem tazminati ödemesine hak kazanamamis isçiye, kidem tazminati yerine istifa ödentisi adi altinda ödeme yapilabilmesinin oldugu anlasilmaktadir. Ne var ki, davacinin hizmet süresi bes yili asmakla birlikte is sözlesmesinin istifa ile sona ermedigi, davacinin is sözlesmesini hakli sebeple feshederek kidem tazminatina hak kazandigi, bu nedenle ayrica istifa ödentisini de talep etmesinin mümkün olmadigi anlasilmistir.

38. O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararina uymak gerekirken direnme karari verilmesi usul ve yasaya aykiridir.

39. Bu nedenle direnme karari bozulmalidir.

C. Öte yandan mahkemece, Özel Daire bozma kararinin (3), (5), (6), (7) ve (8) numarali bentlerinde belirtilen bozma nedenlerine uyularak yapilan yargilama sonucu yeni bir karar verilmistir. Bu nedenle sözü edilen bozma nedenlerine uyularak verilen hükme yönelik taraf vekillerinin temyiz itirazlarinin incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

SONUÇ : Açiklanan nedenlerle;

1-) Davali vekilinin temyiz itirazlarinin kabulüyle direnme kararinin Özel Daire bozma kararinda gösterilen nedenlerden dolayi 6100 Sayili Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 Sayili Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi geregince BOZULMASINA (III- A- B),

2-) Taraf vekillerinin mahkemece bozma ilamina uyularak verilen karara yönelik temyiz itirazlarinin incelenmesi için dosyanin YARGITAY 9. HUKUK DAIRESINE GÖNDERILMESINE (III – C),

Karar düzeltme yolu kapali olmak üzere, 03.06.2021 tarihinde oybirligi ile kesin olarak karar verildi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

kazanci.com.tr