Yabancı Mahkemece alınan kararın Kesin Delil kabul edilmesi, Nafaka ve Tazminat talebi hakkında
Yabancı Mahkemece alınan kararın Kesin Delil kabul edilmesi, Nafaka ve Tazminat talebi hakkında
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2017/2-2669
K. 2021/109
T. 18.2.2021
NAFAKA VE TAZMINAT ISTEMI ( Yabanci Ülke Mahkemesinde Açilan Davada Davalinin Kusurlu Kabul Edilerek Taraflarin Bosanmalarina Karar Verildigi ve Bu Karar Hakkinda TC Aile Mahkemesince Tanima Karari Verildigi – Yabanci Mahkeme Kararinin Taninmasiyla Birlikte Bosanmaya Sebep Olan Olaylara Yönelik Kusur Durumunun Kesin Delil Kabul Edilerek Taraflarin Bosanmalarina Esas Kararda Yer Alan Kusur Belirlemesi Gözetilmek Suretiyle Bir Karar Verilmesi Gerekirken Davanin Reddine Karar Verilmesinin Bozmayi Gerektirdigi )
YABANCI MAHKEME KARARININ KESIN DELIL KABUL EDILMESI ( Kadin Es Aleyhine Erkek Es Tarafindan Avusturya Mahkemesinde Bosanma Davasi Açildigi Hükmün Kesinleserek Taraflarin Bosanmalarina Karar Verildigi – Bosanmaya Sebep Olan Olaylarda Kadin Esin Kusursuz Erkek Esin ise Evlilik Disi Bir Iliskisi Olmasindan Dolayi Esini Evden Disari Attigi ve Birlik Görevlerini Yerine Getirmemesi Seklinde Gerçeklestirdigi Kusurlu Davranislariyla Tam Kusurlu Oldugunun Belirlendigi )
BOSANMAYA SEBEP OLAN OLAYLARDA KUSURLU OLMA DURUMUNUN TESPITI ( Taraflarin Bosanmalarina Esas Yabanci Mahkeme Karari Için Aile Mahkemesince Tanima Karari Verildigi – Davacinin Eldeki Tazminat ve Nafaka Davasini Yasal Süresinde Açtigi/Yabanci Mahkeme Kararinin Taninmasiyla Birlikte Bosanmaya Sebep Olan Olaylara Yönelik Kusur Durumunun Kesin Delil Kabul Edilerek Taraflarin Bosanmalarina Esas Kararda Yer Alan Kusur Belirlemesi Gözetilmek Suretiyle Bir Karar Verilmesi Gerektigi )
KESIN DELILIN BAGLAYICI OLMASI ( Bosanma Davasi ile TMK 178. Maddesine Göre Açilan Her Iki Davanin da Taraflar Arasindaki Evlilik Birligine Dayali Hukuki Iliskiden Kaynaklandigi – Ayni Taraflar Arasinda Ayni Hukuki Iliskinin Temelini Olusturan Sebebe Dayali Olarak Açilan ve Sonuçlanan Kesin Hüküm Nedeniyle Olusan Kesin Delilin Taraflari ve Hakimi Bagladigi/Artik Kesin Delil ile Kanitlanan Olaylarin Hukuksal Açidan Dogru Olarak Kabul Edilmesinin Zorunlu Oldugu )
YENIDEN KUSUR BELIRLEMESI YAPILAMAMASI ( Hakimin Kesin Delilleri Takdir Yetkisinin Bulunmadigi Gibi TMK 178. Maddesine Göre Açilan Davalarin Bosanma Davasinin Devami Niteliginde Oldugu Artik Bu Davada Hakimin Bosanma Davasiyla Belirlenen Kusurlu Davranislarin Bosanmaya Sebep Olmasi Nedeniyle Bosanma Davasinda Belirlenen Kusur Belirlemesi ile Bagli Oldugu – Bosanma Kararinda Taraflarca Gerçeklestirildigi Kabul Edilerek Kesinlesen Kusurlu Davranislarin TMK 178. Maddesine Göre Devam Edilen Davada Kesin Delil Olusturacagi )
4857/m.166,174,175,178
5718/m.50,54,58,59
6100/m.303
10.02.2012 T. 2010/1 E. 2012/1 K. YIBHGK Karari
22.01.1988 T. 5/1 S. YIBK
18.10.2018 T. 2017/108 E. 2018/1459 K. Yargitay HGK Karari
24.12.2014 T. 2014/17-1656 E. 2014/1099 K. Yargitay HGK Karari
04.12.2013 T. 2013/20-300 E. 2013/1629 K. Yargitay HGK Karari
ÖZET : Dava, bosanmadan sonra açilan bosanma sebebine dayali maddi ve manevi tazminat ile nafaka istemlerine iliskindir. Uyusmazlik, taraflarin yabanci mahkeme karariyla bosanmalari ve bu yabanci mahkeme kararinin 5718 Sayili Kanun’a uygun sekilde taninmis olmasi karsisinda, taraflarin bosanmalarina esas yabanci mahkeme kararinda tespit edilen kusurlu davranislarinin, TMK 178. maddesine göre açilan bosanmanin fer’i niteligindeki nafaka ve tazminat taleplerine yönelik davada kesin delil teskil edip etmedigi noktasindadir.
Kadin es aleyhine erkek es tarafindan Avusturya Mahkemesinde bosanma davasi açildigi, hükmün kesinleserek taraflarin bosanmalarina karar verildigi, sözü edilen mahkeme kararlari ile bosanmaya sebep olan olaylarda kadin esin kusursuz, erkek esin ise evlilik disi bir iliskisi olmasindan dolayi, esini evden disari attigi ve birlik görevlerini yerine getirmemesi seklinde gerçeklestirdigi kusurlu davranislariyla tam kusurlu oldugunun belirlendigi, taraflarin bosanmalarina esas yabanci mahkeme karari için Aile Mahkemesince tanima karari verildigi, davacinin bu tarihten sonra eldeki davayi TMK md. 178 uyarinca yasal süresi içerisinde açtigi ve davalidan TMK md. 174/1-2 ve 175 hükümlerine göre maddi-manevi tazminat ve yoksulluk nafakasi talep ettigi, hal böyle olunca, yabanci mahkeme kararinin taninmasiyla birlikte bosanmaya sebep olan olaylara yönelik kusur durumunun kesin delil kabul edilerek, taraflarin bosanmalarina esas kararda yer alan kusur belirlemesi gözetilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, davanin reddine karar verilmesi bozmayi gerektirmistir.
DAVA : 1. Taraflar arasindaki bagimsiz nafaka ve tazminat davasindan dolayi yapilan yargilama sonunda, Kirsehir Aile Mahkemesince verilen davanin reddine iliskin karar, davaci vekilinin temyizi üzerine Yargitay 2. Hukuk Dairesince yapilan inceleme sonunda bozulmus, Mahkemece Özel Daire bozma kararina karsi direnilmistir.
2. Direnme karari davaci vekili tarafindan temyiz edilmistir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra geregi görüsüldü:
KARAR : I. YARGILAMA SÜRECI
Davaci Istemi:
4. Davaci vekili 08.11.2013 tarihli dava dilekçesinde; taraflarin 1978 yilinda evlendiklerini, davalinin yurt disina gidebilmesi için 1991 yilinda anlasmali olarak bosandiklarini, 1995 yilinda tekrar evlendiklerini, ortak dört çocuklarinin oldugunu, müvekkilinin evlilik birligi içerisinde bir anne ve es olarak tüm sorumluluklarini yerine getirdigini, davalinin ise eviyle ilgilenmedigini, esinin ve çocuklarinin ihtiyaçlarini karsilamadigini, sadakatsiz davrandigini, müvekkiline hakaret ettigini, psikolojik ve fiziksel siddet uyguladigini ileri sürerek müvekkili yararina 25,000,00TL maddi, 40,000,00TL manevi tazminat ve aylik 1,000,00TL tedbir-yoksulluk nafakasi ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmistir.
Davali Cevabi:
5. Davali cevap dilekçesi sunmamis olup; yargilama asamasinda davanin reddine karar verilmesini talep etmistir.
Ilk Derece Mahkemesi Karari:
6. Kirsehir Aile Mahkemesi’nin 16.04.2015 tarihli ve 2013/711 E., 2015/250 K. sayili karari ile; taraflarin yurtdisinda bosandiklari, yabanci mahkeme kararinin yasalara uygun sekilde tanindigi, davanin ise bagimsiz maddi-manevi tazminat ve nafaka talebine iliskin oldugu, bosanmaya esas yabanci mahkeme kararinda taraflarin dilekçelerinin yer almadigi, kararin tercümesinde davacinin tazminat isteginde bulunup bulunmadigi hususunun ve mahkemece bu hususun degerlendirilip degerlendirilmediginin belli olmadigi, taraflar arasinda gerçeklesen olaylarin yurtdisinda yasandigi, dosyada dinlenen taniklarin ise Türkiye’de yasadiklari, dolayisi ile tazminat sartlarinin ispatlanamadigi gerekçesiyle davanin reddine karar verilmistir.
Özel Daire Bozma Karari:
7. Yargitay 2. Hukuk Dairesinin 01.07.2015 tarihli ve 2015/12564 E., 2015/14151 K. sayili karari ile;
…Hüküm davaci tarafindan, temyiz edilmekle, evrak okunup geregi düsünüldü:
KARAR : Dava, bosanmadan sonra açilan bosanma sebebine dayali maddi ve manevi tazminat ile nafaka istegine iliskin olup, 08.11.2013 tarihinde açilmistir. Bosanma karari yabanci mahkemece verilmis, 13.12.2011 tarihinde kesinlesmistir. Dava süresinde açilmistir. Davali erkek tarafindan açilan münhasiran bosanmaya iliskin Flaridsderf Bölge Mahkemesi’nin 30.03.2011 tarihli 16 c8/11h-11 Sayili kararinda evlilik birliginin temelinden sarsilmasina neden olan olaylarda kusurun … (davali)’da oldugu belirtilerek evliligin bu kararin kesinlesmesi ile sona ermis olacagina karar verilmistir. Yabanci mahkeme ilami kadin tarafindan temyiz edilmis, Viyana Bölge Mahkemesi’nin 45R 325/1lv sayili, 27.10.2011 tarihli kararinda evlilik birliginin tekrar kurulmasi pratik olarak mümkün degildir. Davacinin (erkek) evlilik disi bir iliskisi olmasindan dolayi, davaliyi (kadin) evden disari atmasi ve davaliya karsi ve resit olmayan kizlarina karsi sorumluluklarini geregince yerine getirmeyisinden dolayi kendisine evliligin yipranmasinda, parçalanmasinda kusurlu oldugu yüklenilir denilmek suretiyle erkegin kusurlari tespit edilmistir. Açiklanan bu hususlar gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazili gerekçe ile reddine karar verilmesi dogru olmamistir,… gerekçesiyle karar bozulmustur.
Direnme Karari:
8. Kirsehir Aile Mahkemesi’nin 03.11.2015 tarihli ve 2015/514 E, 2015/670 K. sayili karari ile bozma öncesi kararda yer alan gerekçeyle direnme karari verilmistir.
Direnme Kararinin Temyizi:
9. Direnme karari yasal süresi içinde davaci vekili tarafindan temyiz edilmistir.
II. UYUSMAZLIK
10. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyusmazlik; taraflarin yabanci mahkeme karariyla bosanmalari ve bu yabanci mahkeme kararinin 5718 Sayili Kanun’a uygun sekilde taninmis olmasi karsisinda, taraflarin bosanmalarina esas yabanci mahkeme kararinda tespit edilen kusurlu davranislarinin, TMK’nin 178. maddesine göre açilan bosanmanin fer’i niteligindeki nafaka ve tazminat taleplerine yönelik davada kesin delil teskil edip etmedigi noktasinda toplanmaktadir.
III. GEREKÇE
11. Uyusmazligin çözümü bakimindan ilgili yasal düzenleme ve kavramlarin açiklanmasinda yarar görülmektedir.
12. Bilindigi üzere 4721 Sayili Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “Evlilik birliginin sarsilmasi” baslikli 166. maddesinin bir ve ikinci fikralari;
Evlilik birligi, ortak hayati sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsilmis olursa, eslerden her biri bosanma davasi açabilir.
Yukaridaki fikrada belirtilen hâllerde, davacinin kusuru daha agir ise, davalinin açilan davaya itiraz hakki vardir. Bununla beraber bu itiraz, hakkin kötüye kullanilmasi niteliginde ise ve evlilik birliginin devaminda davali ve çocuklar bakimindan korunmaya deger bir yarar kalmamissa bosanmaya karar verilebilir.” hükmünü tasimaktadir.
13. Bosanma karari, bozucu yenilik doguran bir karar niteliginde olup; kararin kesinlesmesi ile birlikte evlilik birligi ve birligin geregi olan haklar ve sorumluluklar sona erer. Bosanma karari esler üzerinde kisisel sonuçlar (vatandaslik, erginlik, kayin hisimligi ve kadin es yönünden soyadi) dogurdugu gibi mali sonuçlar da dogurur. Bosanma kararinin eslerle ilgili mali sonuçlari 4721 Sayili Kanun’la; maddi tazminat (TMK m.174/1), manevi tazminat (TMK m. 174/2) yoksulluk nafakasi (TMK m.175), ölüme bagli tasarruflarin hükümsüz kalmasi (TMK m.181) ve mal rejiminin tasfiyesi (TMK m. 202-281) olarak düzenleme altina alinmistir.
14. Bosanma nedeniyle hükmedilecek maddi ve manevi tazminat talepleri hakkinda TMK’nin 174. maddesi Mevcut veya beklenen menfaatleri bosanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Bosanmaya sebep olan olaylar yüzünden kisilik hakki saldiriya ugrayan taraf, kusurlu olan diger taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir hükmünü tasimaktadir.
15. Kanunun 175. maddesinde ise yoksulluk nafakasi “Bosanma yüzünden yoksulluga düsecek taraf, kusuru daha agir olmamak kosuluyla geçimi için diger taraftan malî gücü oraninda süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz” seklinde düzenleme altina alinmistir.
16. Evliligin bosanma sebebiyle son bulmasindan dogan tazminat talepleri ve yoksulluk nafakasina yönelik dava haklari “bosanma hükmünün kesinlesmesinin üzerinden bir yil geçmekle zamanasimina ugrar” (TMK m. 178). Baska bir anlatimla bosanma karari kesinlestikten sonra bosanma sebebine dayali açilacak tazminat ve yoksulluk nafakasi davalari evliligin bosanma sebebiyle son bulmasina iliskin hükmün kesinlesmesinden itibaren bir yillik zamanasimi süresine tabidir.
17. Somut olayda taraflar 12.01.1995 tarihinde evlenmis olup, Avusturya Cumhuriyeti Floridsdorf Bölge Mahkemesi’nin 30.03.2011 tarihli GZ. 16 C 8/11h – 11 dosya numarali kararinda belirtilen “…evlilik birliginin temelinden sarsilmasina neden olan olaylarda kusurun davacida (…) oldugu,.. gerekçe ile bosanmalarina karar verilmistir. Taraflarin temyizi üzerine hüküm Viyana Bölge Adliye Mahkemesi’nin 45 R 325/11v sayili karari ile incelenmis ve mahkemenin 27.10.2011 tarihinde “…evlilik birliginin tekrar kurulmasi pratik olarak mümkün degildir. Davacinin (…) evlilik disi bir iliskisi olmasindan dolayi, davaliyi (…) evden disari atmasi ve davaliya karsi ve resit olmayan kizlarina karsi sorumluluklarini geregince yerine getirmeyisinden dolayi kendisine evliligin yipranmasinda, parçalanmasinda kusurlu oldugu yüklenilir, özellikle davalinin (…) herhangi bir kusuru ne iddia edilmis ne da tespit edilmesi istenmis,…” gerekçesi ile verilen kararin yasalara uygun oldugu belirtilmistir. 13.12.2011 tarihinde kesinlesen bu yabanci mahkeme karari, eslerden …’un istemi üzerine Kirsehir Aile Mahkemesi’nin 21.02.2013 tarihli ve 2012/467 E. ve 2013/162 K. sayili karari ile 5718 Sayili Kanun’un ilgili maddeleri uyarinca tanimis, tanima kararinin 29.03.2013 tarihinde kesinlesmesi üzerine bosamaya dayanak yabanci mahkeme kararinin kesinlestigi 13.12.2011 tarihi itibari ile taraflar bosanmistir.
18. Eldeki davanin niteligi geregi; 5718 Sayili Milletlerarasi Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkinda Kanun’un (MÖHUK) 50. vd. maddeleri ile düzenleme altina alinan tenfiz kavramina iliskin genel açiklamalarda bulunmak gerekmektedir. Sinir asan iliskilerin artan yogunlugu, özellikle yabanci unsurlu evliliklerden kaynaklanan uyusmazliklar basta olmak üzere birçok özel hukuk soranlarina sebebiyet vermektedir. Her devlet kendi mahkemelerinin verdigi kararlarla ulusal çikarlarini korumaya çalisirken, diger yandan da beynelmilel faaliyetleri ve kisilerin haklarina saygi kurallarini da gözetmek durumundadir. Egemen devletlerin kendi mahkemelerinin verdigi kararlarin etkililigi o ülke ile sinirlidir. Yabanci mahkeme kararlarinin verildigi ülke disinda kabul edilmesi, hüküm ve sonuç dogurmasi ise kararin taninmasi ve tenfizi ile mümkündür. Kural olarak tanima ve tenfiz açilacak ayri bir dava ile gerçeklestirilebilir. Bu davalar sonucunda tanima veya tenfiz karari verilmesiyle birlikte yabanci mahkeme karari, mahalli mahkeme karari kuvvet ve niteligini kazanir (YHGK, 18.10.2018 tarihli ve 2017/108 E., 2018/1459 K. sayili karari).
19. 5718 Sayili MÖHUK’un “Tenfiz karari” baslikli 50. maddesinin birinci fikrasi ile “Yabanci mahkemelerden hukuk davalarina iliskin olarak verilmis ve o devlet kanunlarina göre kesinlesmis bulunan ilâmlarin Türkiye’de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafindan tenfiz karari verilmesine baglidir,…” hükmü düzenleme altina alinmistir. Ayni Kanun’un “Tanima” baslikli 58. maddesiyle de “(1) Yabanci mahkeme ilâminin kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabanci ilâmin tenfiz sartlarini tasidiginin mahkemece tespitine baglidir. Tanimada 54. maddenin birinci fikrasinin (a) bendi uygulanmaz. (2) Ihtilâfsiz kaza kararlarinin taninmasi da ayni hükme tâbidir. (3)Yabanci mahkeme ilâmina dayanilarak Türkiye’de idarî bir islemin yapilmasinda da ayni usul uygulanir.” denilerek, yabanci mahkeme ilaminin kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesini, yabanci ilamin tenfiz sartlarini tasidiginin Türk Mahkemelerince tespit edilmesi sartina baglanmistir. Yabanci mahkeme ilaminin kesin hüküm veya kesin delil etkisi, yabanci mahkeme kararinin kesinlestigi andan itibaren hüküm ifade edecektir (MÖHUK m. 59). Türk Hukuku’nda tenfizin etkisi; yabanci mahkeme ilamina “kararin kesin delil veya kesin hüküm etkisi (taninmasi) yaratmasi ve icra edilebilirlik niteligi kazandirmasi” olmak üzere iki sekilde kendini göstermektedir. Hemen belirtmek gerekir ki; Türk tanima ve tenfiz hukukuna göre, her tenfiz karari, ayni zamanda tanima kararini da kapsar. Diger bir söylemle, tenfizine karar verilen yabanci mahkeme ilami ayni zamanda Türk Hukukunca taninmis da olmaktadir.
20. Nitekim; Yargitay Içtihadi Birlestirme Hukuk Genel Kurulunun 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 E., 2012/1 K. sayili kararinda “…Bir ilamin baska bir ülkede o devletin icra organlarini harekete geçirerek uygulanmasini, icra edilebilirligini baglamak, ancak tenfiz kararinin varligi ile mümkündür. Icra edilmesinin gerektigi ülkede tenfiz için yabanci mahkeme kararinda tenfiz sartlarinin var olup olmadiginin incelenmesi ve varilacak sonuç dairesinde verilecek tenfiz karari ile mümkün ve uygun olacaktir. Tenfiz (exeguatur) doktrinde degisik sekillerde açiklanmaktadir. Tenfiz, yabanci mahkeme kararina, kesin hüküm ve kesin delil kuvveti uygun görmek yaninda, Türk icra organlari araciligiyla Türkiye’de icra edilebilme gücünün verilmesine iliskin bir mahkeme kararidir. Yabanci bir mahkeme kararinin Türk Mahkemeleri’nce tenfiz edilebilmesi için, özel hukuk iliskisinden dogan bir uyusmazligi çözmek için verilmis olmasi gerekir (5718 s. MÖHUK m.50). Hukuk davalarinin usul hukukuna iliskin bir vasiflandirma olmasina, vasiflandirmaya iliskin degerlendirmeler ile hangi tür davalarin hukuk davasi olacagi, tenfizin talep edildigi ülke hukukuna göre belirlenecek ve degerlendirilecektir. Diger yönüyle; yabanci ilamin, verildigi ülke hukukuna göre sekli anlamda kesinlesmis olmasi gerekir. Tenfiz davasinda hukuki yarar sarti öncelikle incelenerek, karari verecek olan hâkimin, yalnizca yabanci kararin tenfiz edilebilmesi için Türk Hukuku’nda aranan sartlari tasiyip tasimadigini irdelendikten sonra, sartlarin bulunmasi halinde artik tenfiz (exequatur) kararini verebilecektir. Tenfiz mahkemesinin, yabanci mahkemenin esasa uyguladigi hukuku ve ayni sekilde kendi usul hükümlerini dogru uygulayip uygulamadigini inceleme ve yabanci ilamin içerigini tetkik etme olanagi bulunmamaktadir (2675 s. MÖHUK m.38/c, 5718 s. MÖHUK m.54/a, b, c, ç). Ancak, yabanci mahkeme ilaminin Türk kamu düzenine açikça aykiri olmasi halinde, tenfize her sekilde engel bulundugu 5718 Sayili Kanun’un amir hükmü geregidir,…” seklinde gerekçe ile tanima ve tenfiz kavramlari açiklanmis olup, buna göre; tenfiz mahkemesinin, özel hukuk iliskisinden dogan bir uyusmazliga yönelik verilmis bulunan yabanci mahkeme kararina iliskin maddi hukuk ve usul hukuku denetimi yaparak, yabanci ilamin içerigini tetkik etme olanagi bulunmadigina karar verilmistir.
21. Türk Hukuku’nda kusurlu olup olmama durumunun bosanmanin mali sonuçlari yönünden önem tasidigi dikkate alindiginda, uyusmazligin çözümünde kusur ve nedensellik bagi kavramlarinin da açiklanmasi gerekmektedir. Bosanma nedeniyle yoksulluk nafakasi ve tazminat ödenmesine karar verilebilmesi için; bir esin “kusurlu davranislari” ile diger este “tazminatlar yönünden zarar olusumu ve yoksulluk nafakasi yönünden ise yoksulluga düsme durumu” arasinda “nedensellik bagi” olmasini gerektirir. Daha açik bir ifadeyle este olusan zarar ve yoksulluga düsme olgulari; bosanmaya sebep olan olaylarda gerçeklestigi kabul edilen kusurlu davranislar nedeniyle olusmalidir. Hâkim; olaylarin alisilan akisina ve yasam deneyimlerine göre, kusurlu esin bosanmaya sebebiyet veren eylemlerinin, diger este agir zarar yaratmasi ve esin bosanma nedeniyle yoksulluga düsecek olmasi arasinda uygun nedensellik bagini kurdugu takdirde tazminat ve nafaka ödenmesine karar verebilir. Hâkim, evlenmeden önce olan ya da bosanmaya sebep olmayan olaylari nedensellik baginin kurulmasinda ölçü olarak alamaz. Iste bu sebeple; eslerin kusurlu davranislarinin bosanmaya sebep olup olmadigi yönünde kurulmasi gereken “nedensellik bagi” kavraminin, bosanmaya sebep oldugu iddia edilen vakialarin gerçeklesip gerçeklesmedigi hususunu inceledikten sonra taraflarin bosanmalarina karar verilmesinin gerekip gerekmedigine hükmeden mahkeme tarafindan yapilmis olmasi gerekliligi hususu kuskusuzdur. Zira taraflar yönünden bosanma kararini veren hâkim: o evlilige münhasir, taraflarin bosanmaya sebep olan kusurlu davranislarini belirlemis ve bosanma karari vermistir. Tartismasiz oldugu üzere, taraflar yönünden bosanmaya sebep olan olay veya olaylar artik belirlenmistir. Bosanma kararinin verildigi hükmün kesinlesmesi itibariyle, artik o evlilik nedeniyle dogmus veya dogacak olan tüm davalar bosanma kararinin verildigi mahkeme kararinda yer alan kusur belirlemesi ile baglidir ve bu durumun dogal sonucu olarak yapilan kusur belirlemesi, baska bir mahkemenin kararinda tartisilamayacagi gibi yeniden kusur belirlemesi yapilmasina da imkân tanimayacaktir. Nitekim benzer husus 22.01.1988 gün ve 5/1 Sayili Yargitay Içtihadi Birlestirme Karar gerekçesinde “…Sözü edilen olaylar bosanmaya yol açabildigi halde kisisel menfaatleri agir bir biçimde haleldar etmeyebilir. Hakimin degerlendirecegi husus o olaylarin bosanmayi gerektirip gerektirmeyecegi hususu elbette degildir; bu yön bosanma ilami ile artik kesinlesmistir…” seklinde açiklanmistir.
22. Vurgulamakta fayda vardir ki; MÖHUK’un 59. maddesiyle düzenleme altina alinan hüküm uyarinca, yabanci mahkeme ilaminin kesin hüküm veya kesin delil etkisi, yabanci mahkeme kararinin kesinlestigi andan itibaren hüküm ifade edecektir. Kesin hüküm kavram itibari ile adli gerçegi ifade eder. Kesin hükümle amaçlanan ise; ayni kisiler arasinda, ayni dava konusu uyusmazlik hakkinda mahkemelerin sinirsiz sekilde mesgul edilmesini engellemektir. Bu sekilde hem kisiler, hem de devlet için hukuki güvenlik saglanmaktadir. Kesin hüküm, öncelikle hükmü veren mahkeme de dâhil olmak üzere bütün mahkemeleri baglar. Bir hüküm maddi anlamda kesinlestikten ve hangi tarafin ne yönde hakli oldugu tespiti yapildiktan sonra artik tüm mahkemeler, ayni taraflar arasinda, ayni dava sebebine dayanilarak, ayni dava konusu hakkinda verilmis bulunan kesin hüküm ile baglidirlar. Bunun sonucunda; ayni dava yeniden incelenemeyecegi (kesin hüküm itirazi) gibi, ayni konuya iliskin yeni dava, önceki davada verilmis olan kesin hüküm ile baglidir (kesin delil).
23. Nitekim, ayni ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 24.12.2014 tarihli ve 2014/17-1656 E., 2014/1099 K. ve 04.12.2013 tarihli ve 2013/20-300 E., 2013/1629 K. sayili kararlari ile de benimsenmistir. Buna göre; ayni taraflar arasinda, ayni dava sebebine dayanarak ve ayni konuya iliskin yapilan yargilamada kesin hükme baglanmis olan vakia (HMK m.303/2), görülmekte olan diger bir ikinci davada ileri sürülen ayni iddia veya savunma yönünden kesin delil teskil edecektir.
24. Bu genel açiklamalardan sonra uyusmazlik konusuna yönelik yapilan degerlendirmede; bosanma davasi ile TMK’nin 178. maddesine göre açilan her iki davanin da taraflar arasindaki evlilik birligine dayali hukuki iliskiden kaynaklandigi, yukarida da vurgulandigi üzere; ayni taraflar arasinda, ayni hukuki iliskinin temelini olusturan sebebe dayali olarak açilan ve sonuçlanan kesin hüküm nedeniyle olusan kesin delilin taraflari ve hâkimi bagladigi, artik kesin delil ile kanitlanan olaylarin hukuksal açidan dogru olarak kabul edilmesinin zorunlu oldugu, hâkimin kesin delilleri takdir yetkisinin bulunmadigi gibi ayrica TMK’nin 178. maddesine göre açilan davalarin, bosanma davasinin devami niteliginde oldugu, artik bu davada hâkimin, bosanma davasiyla belirlenen kusurlu davranislarin bosanmaya sebep olmasi nedeniyle bosanma davasinda belirlenen kusur belirlemesi ile bagli oldugu, baska bir ifadeyle bosanma kararinda taraflarca gerçeklestirildigi kabul edilerek kesinlesen kusurlu davranislarin, TMK’nin 178. maddesine göre devam edilen davada kesin delil olusturacagi, hâkimin bosanmaya sebep olan olaylar yönünden yeniden bir kusur belirlemesi yaparak nafaka ve tazminatlara iliskin karar veremeyecegi açiktir.
25. Somut olaya gelindiginde; kadin es aleyhine erkek es tarafindan Avusturya Cumhuriyeti Floridsdorf Bölge Mahkemesi’nde bosanma davasi açildigi, hükmün Viyana Bölge Adliye Mahkemesince yapilan temyiz incelemesi ile 13.12.2011 tarihine kesinleserek taraflarin bosanmalarina karar verildigi, sözü edilen mahkeme kararlari ile bosanmaya sebep olan olaylarda kadin esin kusursuz, erkek esin ise evlilik disi bir iliskisi olmasindan dolayi, esini evden disari attigi ve birlik görevlerini yerine getirmemesi seklinde gerçeklestirdigi kusurlu davranislariyla tam kusurlu oldugunun belirlendigi, taraflarin bosanmalarina esas yabanci mahkeme karari için Kirsehir Aile Mahkemesi’nin 2012/467 E. ve 2013/162 K. sayili karari ile tanima karari verildigi bu kararin 29.03.2013 tarihinde kesinlestigi, davacinin bu tarihten sonra eldeki davayi TMK’nin 178. maddesi uyarinca 08.11.2013 tarihinde yasal süresi içerisinde açtigi ve davalidan TMK’nin 174/1-2 ve 175. maddelerine göre maddi-manevi tazminat ve yoksulluk nafakasi talep ettigi, hâl böyle olunca, yabanci mahkeme kararinin taninmasiyla birlikte bosanmaya sebep olan olaylara yönelik kusur durumunun kesin delil kabul edilerek, taraflarin bosanmalarina esas kararda yer alan kusur belirlemesi gözetilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, davanin reddine karar verilmesi bozmayi gerektirmistir.
26. O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararina uyulmasi gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykiri olup direnme karari bozulmalidir.
SONUÇ : Açiklanan nedenlerle;
Davaci vekilinin temyiz itirazinin kabulüyle direnme kararinin Özel Daire bozma kararinda gösterilen nedenlerden dolayi 6100 Sayili Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfiyla uygulanmakta olan 1086 Sayili Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi geregince BOZULMASINA,
Istek hâlinde temyiz pesin harcinin yatirana geri verilmesine,
Ayni Kanun’un 440. maddesi uyarinca kararin teblig tarihinden itibaren on bes gün içerisinde karar düzeltme yolu açik olmak üzere, 18.02.2021 tarihinde oybirligi ile karar verildi.
kazanci.com.tr
